William Faulkner’ın Ağustos Işığı Romanı Hakkında

Ekleyen : Dursun Çağlayan , 30 Temmuz 2019 Salı aaa Beğen
 
 
 
 
Ağustos Işığı , özgün adı ile, Light in August Güney Amerikalı  Nobel Ödüllü yazar William Faulkner’ın ilk baskısı 1932 tarihinde yapılan ırkçılık karşıtı bir romanı olmaktadır.
 
Roman Amerika’daki zenci sorununu; babası zenci olan beyaz tenli Joe Christmas’ın etrafında şekillendirmiş, Joe Christmas’ın hayatını anlatırken de iç içe birkaç kitap konusu olabilecek öyküler yerleştirmiştir.  Yazar bu romanında  aşağılanmaya alışmış bunu kanıksamış, nefret edilmiş, aşağılanmış bir kötülük timsalinin hayatı etrafında ırkçılığın ve buna bağlı davranışların ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceği , ne kötü karakterler üretebileceği düşüncesini aktarmaya çalışmıştır.
 
Ağustos Işığı, Faulkner'ın kendine özgü anlatım teknikleriyle Amerikan yaşamının çelişik öğelerini, uyumsuzluklarını ve Amerika tarihinde iz bırakan siyahlar ve ırkçılık sorununu deşen başyapıtlarından biridir.. Joe iki dünya arasında gidip gelirken her ikisinin de yabancısı olduğunu hisseder, yaşadığı kısır döngü, romanın psikolojik zamanında çapraşık bir iç deneyim olarak sunulur. “
 
"20. yüzyıl Amerikan edebiyatında, Amerikan yaşamının barındırdığı çeşitlilik ve düzensizliği yansıtmak konusunda Faulkner'ın derinliği ve hayal gücü zenginliğine ulaşabilen bir yazar yoktur."
-Doreen Fowler-
 
KONUSU
 
Joe Christmas yarı zenci yarı beyaz ve çocukluğundan beri lanetli bir adamdır. Kendisini ve ırkını seçemeye çalışan bu melez adam kötülüğe batmış onun kötülüğe batması için de o toplum ellerinden gelen her şeyi de yapmıştır. Lanetlenmeye ve suç işlemeye alışkın olan bu adam lanetlenmiş adam işlemek zorunda kaldığı suçlar yüzünden sürekli oraya buraya kaçmakta ve gittiği her yerde bir başka isim ve bir başka olaya karışmaktadır.
 
 
ROMANIN ÖZETİ
 
 
 Lena Grove,  hamile kalmış ve bebeğinin babası Lucas Burch'u bulmak için Mississippi, Jefferson'a gelir.  Lena en sonunda orada Burch adlı kimsenin olmadığını öğrenir. Fakat Byron adındaki bir adam Lena’ya Joe Brown adındaki bir adamdan söz eder. Lena da bebeğinin babasının Joe Brown’un olduğunu anlamıştır.
 
Lena , onu bulmak için kasabaya yerleşir. Ancak Byron, ona aşık olmuştur. Joe Brown olsun veya olmasın Lena’ya ve bebeğine sahip çıkacağına yemin eder.
 
Bu aşamdan sonra anlatıcı Joe ‘nin geçmişini aktarmaya başlar.  Joe hayatı boyunca işkence görmüş bir yetimdir.   Annesi onu bir yetimhanenin kapısına bırakmış ve o yetimhanede işkenceler görerek büyümüştür.  Bir gün  Mc Eachern tarafından evlat edinilir. Fakat büyüdükten sonra Mc Eachern onu bir fahişe ile seks yaptığı için ona çok sinirlenmiştir.  Bu yüzden Joe kendisini evlat edinen babasına çok sinirlenmiş ve onu muhtemelen öldürmüştür. Bayan McEachern'den de para çalıp evden kaçar.  
 
Bu olaydan sonra hayatı sürekli olarak yolculuklarla geçer. Şehir şehir, kasaba kasaba dolaşır.  Kimiz zaman beyazlar kimi zaman da zenciler arasında yaşamaktadır.
 
Bu gezileri sırasında  çeşitli kadınlarla yatar. Joe yarı beyaz yarı zenci bir melezdir.  Bu yüzden kimse tarafından açıkça benimsenmemekte, herkes tarafından da dışlanmaktadır.  Byron Bunch ve diğer yerlilerle bir fabrikada çalışmaya başlar. Bu sırada kölelik karşıtı beyaz bir kadın olan Joanna Burden ile tanışır ve onunla birlikte ve onun barakasında yaşamaya başlamıştır.
 
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...