William Faulkner’in Çılgın Palmiyeler Hakkında Özet Analiz

Ekleyen : ESA , 05 Eylül 2019 Perşembe aaa Beğen
 
 
 
Yazıda “William Faulkner’in Çılgın Palmiyeler, The Wild Palms ”   romanı hakkında bilgiler, romanının özeti,  romanın konusu, ana fikri,  romanın kahramanları, romanın olay örgüsü,  romanın yazarı,  “William Faulkner’in Çılgın Palmiyeler, The Wild Palms” hakkında bilgiler “Ses ve Öfke “   romanın şahıs kadrosu  yazarın diğer romanları, “  William Faulkner’in Çılgın Palmiyeler, The Wild Palms “   adlı eserden alıntılar yer alır.  Eser hakkında yorumlar,  romanın anlatım tekniği, yazarın bakış açısı, romanın tekniği, romanın türü, çevrildiği diller, eserin basım yılı, basım hikâyesi, yazar ve eseri arasındaki, eserle yazarın biyografisi arasındaki alakalar incelenmiştir.
 
ESERİN YAZIMI KONUSU TÜRÜ TEKNİĞİ VB HAKKINDA
 
Çılgın Palmiyeler, The Wild Palms Nobel ve Pulitzer Kurgu Ödüllü Amerikalı yazar William Cuthbert Faulkner ( 1897- 1962)  1939 [1]yılında ilk basımı yapılmış olan bir romanıdır. The Wild Palms, hayatı boyunca on iki kitap yayımlamış [2]olan yazarın ilk yayımlanmadığında ilgi görmeyen ama sonradan önem kazanmış olan bir romanıdır.
 
Diğer özgün adı “If I Forget Thee, Jerusalem” -Seni Unutursam, Kudüs olan roman “The Wild Palms “adı ile 1939 yılında iki hikayeden oluşan bir roman halinde yayımlanır.  
 
Edebiyat Dünyasına Ses Ve Öfke  adlı eseri ile adım atan başlangıçta eserlerini yayımlatmak için çalmadık yayıncı kapısı bırakmayan Faulkner’in bu eseri de başlangıçta hemen hiçbir ilgi görmemiş ama yazar Nobel ve Pulitzer ödüllerini aldıktan sonra yazarın Çılgın Palmiyeler adlı romanı da böylece yeniden önem kazanmış hatta keşfedilmiştir.
 
Yazarın eserlerinin dikkat çekmeye başlaması 1949 yılında Modern Amerikan romanına katkılarından dolayı Nobel Ödülü alması ile olmuş, 1955 yılında da Pulitzer Ödülü’ne lâyık görülünce yazarın Çılgın Palmiyeler adlı eseri de dikkat çekmeye başlamıştır.
 
Faulkner,  Çılgın Palmiyeler adlı romanında da farklı ve deneysel bir teknik kullanmış, diğer romanlarında da olduğu gibi bu romanını klasik roman tekniği ile yazmamıştır. “Çılgın Palmiyeler olayları, kişileri, mekânları, genel havaları apayrı iki uzun öyküden oluşur.” Romanın her bölümünde dönüşümlü olarak birbirini izleyen iki ayrı vaka ve hikaye ele alınmış, bir birinden bağımsız iki ayrı vakadan oluşan bu iki öykü konu bazında birleşerek bir roman görünümü kazanmıştır.
 
Faulkner, Çılgın Palmiyeler ve “Irmak Baba” başlıklı bu öyküleri tek bir romanın parçaları gibi tasarlamış, bölümlerini dönüşümlü biçimde sıralamıştır. Bu plan uyarınca kitap, Çılgın Palmiyeler’in ilk bölümüyle başlar, “Irmak Baba”daki adsız mahkûmun öyküsünün ilk bölümü gelir; üçüncü bölümde Harry ile Charlotte’un öyküsü devam eder; dördüncü bölüm, yeniden mahkûmun başından geçenleri anlatır; bundan sonraki bölümler de aynı biçimde sıralanır.[3]
 
Faulkner,  bu romanının nasıl bir yöntemle yazdığını şu şekilde izah eder: Çılgın Palmiyeler”in ilk bölümünü bitirir bitirmez, bir şeylerin eksik kaldığını, öykünün pekiştirilmesi, müzikteki kontrpuan benzeri bir yöntemle güçlendirilmesi gerektiğini gördüm. Bunun üzerine, “Çılgın Palmiyeler”deki öykü yeniden canlanıncaya kadar “Irmak Baba”yı yazdım. Derken, “Irmak Baba”nın birinci bölümünün sonuna gelince, onu bırakıp “Çılgın Palmiyeler”e döndüm ve gene gücünü yitirmeye başlayıncaya kadar yazmaya devam ettim. Sonra, onun “antitez”i olan “Irmak Baba”nın bir bölümünü daha yazarak “Çılgın Palmiyeler”i yeniden canlandırıp güçlendirdim.[4]
 
 
ÖZETİ
 
 
Yoksul bir adam olan Harry Wilbourne New Orleans’ta doktorluk stajında iken evli, iki çocuklu heykeltıraş olan Charlotte Rittenmeyer’le tanışır ve bu ikli arasında bir aşk hikâyesi başlar.  Bu yasak ve ahlâk kurallarına ters olan aşkları onları değişik çatışmaların içine sokacaktır. Üstelik iki aşığın da parası bitmiş zor yaşam koşulları onları pek çok yere sürüklemeye başlamıştır. Bu yasak aşk aslında Harry gibi geleneklere düşkün, ahlak ve toplumsal kurallara bağlı, sorumluluk sahibi, dürüst bir doktor adayıona göre bir şey değildir. Bu nedenle Henry’in iç dünyasında ön kabulleri ile yaşadığı bu tür ilişki yüzünden iç çatışmaları ortaya çıkarmaktadır.  Üstelik Charlotte ise iki çocuklu bir kadındır ve eşi  zengin ve yüksek sosyeteye mensup birisidir.
 
Her ikisi bu aşkları nedeni ile alıştıkları ortamdan koparak çok zor şartlar altında, cahil ve yabancı insanların arasında yaşamaya başlar. Bu ise
 
Romanın ikinci öyküsü Irmak Baba’da ise Missisippi nehrini görmeden çiftliklerde çalışan iki mahkûm anlatılır. Bu mahkûmların ismi de yoktur ve işledikleri suçlara onları iten pek çok nedenler de vardır. Bu kişiler yasalara karşı gelmişler, suç işlemişler ve cezalarını çekmektedirler.  Bu mahkûmlar sabit bir mekân içinde cezalarının biteceği güne kadar aynı mekânı ve aynı şeyleri yaşamaktadırlar. Biri uzun boylu, yaklaşık yirmi beş yaşlarında uzun siyah saçlı biridir. Uzun olanı bir tren soygunu yüzünden mahkûm olmuştur.  İkinci mahkûm kısa, dolgun ve neredeyse tüysüz bir adamdır. Bu mahkûm ise sahibin öldüğü bir benzin istasyonu soygununa katılmış ve 139 yıl ceza almıştır. Her iki mahkûm da Missisipi nehri kıyısındaki Mississippi Devlet cezaevinde kalmaktadır.
 
Sert rüzgârların palmiye dallarını salladığı bir gün Charlotte’ hamile kalır ama İki kızı olan kadın, bu çocuğu doğurmayı istemez.  Bu nedenle Harry’den kendisine kürtaj yapmasını ister. Bunun üzerine Harry, hem doktorluğu hem de babalık duygu üzerinden kendi kendini sorgulamaya başlar.  Bu nedenle de kararsız kalır.
 
Mississippi nehri taşmış, büyük bir sel gelmiş, sellerin suları iki mahkûmun olduğu o hapishanenin duvarlarına kadar yükselmiştir. Hapishanedeki mahkûmlar kurtarma çalışmalarına destek olmaları için sel bölgesine getirilmişlerdir. Sel her şeyi yutmaya başlar.  Bazı mahkûmlar tahta parçalarına tutunarak kaçmaya çalışmaktadır.  Ölmüş hayvan ve insan cesetleri şişmiş vaziyette çatılara kadar yükselmiştir. Mahkûmlar artık kurtarma ekibi olmuşlardır. Müdür, uzun cezalı mahkûmları hayat kurtarmaya çalışırken kayıp ve ölü olarak kabul etmeye karar vermiştir.
Kurtarma çalışmalarına katılan uzun boylu olan adsız mahkûm suyun üzerine çıkmayı başarmıştır. Fakat bir kütüğün üzerinde  hamile bir kadınla birlikte günlerce selde kalır. Seller ile sürüklenirlerken kendi kendiyle bir muhasebeye girer. Fırsattan istifade hapisten kaçma şansını elde etmiştir. Fakat kaçarsa doğurmak üzere olan kadın ve çocuğu ölecektir.
 
Harry en sonunda Charlotte’nin baskılarına dayanamayarak bebeği alır. Ancak ilkel yöntemlerle yapılan bu kürtaj başarısız olur. Harry perişan durumdadır hem baba olabilmek şansını yitirmiş hem de sevgilisi masada kalmıştır. Bu çaresiz halinde tüm ömrünü, duygularını ve iç seslerini dinlemek gözden geçirmek iç çatışmalarını dinlemek zorunda kalmıştır. Üstelik selden kurtulan ve nehirde sürüklenen diğer insanlarla da karşılaşır ama diğer insanlar hamile kadına yiyecek vermeyi reddetmektedirler.
 
Harry cezasını çekmek için demir parmaklıklar arasında girer.  Hiçbir zaman gelmeyi bile aklına getiremeyeceği bu yere tıkılan Harry , sessiz bir kabullenişle  cezasını çekmeye başlamıştır..
 
[1] https://www.britannica.com/topic/The-Wild-Palms
[3] William Faulkner, Çılgın Palmiyeler, Çev: Necla Aytür, Ünal Aytür, Yapı Kredi Yayınları, 2011. 
[4] William Faulkner, Çılgın Palmiyeler, Çev: Necla Aytür, Ünal Aytür, Yapı Kredi Yayınları, 2011. 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...