BİYOGRAFİ TÜRLERİ:


13.10.2020

 

 

BİYOGRAFİ TÜRLERİ:

 Biyografi; bilimsel biyografi, biyografik roman ve nekroloji olmak üzere üçe ayrılır. Biyografi yazarın başka bir kişinin hayatını eksiksiz olarak anlatmasıdır. Bunu bir roman şeklinde yazabilir romansa hikâyeden çok uzakta yani yaşanabilecek olayları yansıtırlar. Divan Edebiyatı'nda ruzname olarak geçmektedir

Monografi, oto biyografi ve nekroloji biyografi ile ilgili türlerdir. Başka bir deyişle monografi, otobiyografi ve nekroloji biyografi ile ilgili yazı türleridir.

 

Bilimsel biyografi


Biyografik bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt başlıklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, eserlerinin değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla, belgelere, araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, şekil ve muhteva özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem (1995); Ö.Faruk Huyugüzel, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Hayatı ve Edebî Eserleri Üzerinde Bir Araştırma (1984).

 

Biyografik roman:


Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil’in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin Romanı (1956); Tahir Alangu’nun Ömer Seyfettin (1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı (1975) adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan’ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır. Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleş

 

Biyografi Türünde Yazılmış Eserlerden Bazıları:

Tanzimattan günümüze kadar yazılmış biyografilere şu örnekleri verebiliriz: Re-caizade Mahmut Ekrem, Kudemadan Birkaç Şair (1885); Muallim Naci, Osmanlı Şair-leri (1890); Beşir Fuad, Viktor Hugo (1886); Süleyman Nazif, Mehmet Akif (1924); Kenan Akyüz, Tevfik Fikret (1947); Mehmet Kaplan, Namık Kemal Hayatı ve Eserleri (1948); Olcay Önertoy, Halit Ziya Uşaklıgil, Romancılığı ve Romanımızdaki Yeri (1965); Birol Emil, Mizancı Murad Bey, Hayatı ve Eserleri (1979); Nurullah Çetin, Behçet Necatigil, Hayatı, Sanatı ve Eserleri (1998).

MONOGRAFİ


Monografi ya da fonograf Türkçe'ye Fransızca monographie sözcüğünden geçmiş olup, bilimsel alanlarda özel bir konu, sorun ya da kişi üzerine yazılmış, kendi başına bir bütün oluşturan kitaplara verilen isimdir.

Herhangi bir kimsenin yaşamının başkaları tarafından benimsenmesinde bir sakınca görülmeyen özel taraflarını, bir sanat anlayışını, bir eserin veya şeyin yalnızca bir yönünü anlatan yazılardır. Bir kişiyi özel yaşamını, yaşadığı çevre, yaptığı işler ve yapıtlarıyla birlikte kendi çağı içinde ayrıntılı olarak ele alan yapıtlara Monografi denir. Bu tür yapıtların yazılması için o kişiyle ilgili tüm bilgi ve belgelerin toplanması varsa yapıtlarının incelenmesi ve kişiliğinin çeşitli yönlerinin bilimsel bir tutumla anlatılması gerekir.Monografide herhangi bir yer, bir eser, bir yazar, tarihî bir olay, bilimsel bir alana ait sorun özel bir görüşle veya bakış açısıyla değerlendirilebileceği gibi, bir konu üzerinde derinlemesine bir inceleme de yapılabilir.

Monografilerde kişi veya eser her yönüyle incelenir; araştırılır. Ancak bu şekilde ele alınan konunun o ana kadar gizli kalmış yönleri, tarafları belirlenir ve ortaya konur. Ayrıca sanatçı inceleniyorsa o sanatçıyı diğer sanatçılardan ayıran özel bilgilere ulaşılmış olur.

Bir kimsenin hayatını, kişiliğini, eserlerini, başarılarını ayrıntılarıyla ele alır. Bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yazılan inceleme yazısına da monografi (tek yazı) adı verilir. Monografide herhangi bir yer, bir eser, bir yazar, tarihî bir olay, bilimsel bir
alana ait bir sorun özel bir görüşle veya bakış açısıyla değerlendirilebileceği gibi bir konu üzerinde derinlemesine bir inceleme de yapılabilir.

Bir başka tarife göre de: Monografi: Sınırları belirlenmiş bir konunun derinlemesine araştırılmasıdır. Mesela, bir köye yol yapıldıktan sonra, köy hayatının her yönüyle derinlemesine incelenmesi monografiye girer.

İlk monografi çalışma Fransız Le Play başlatmış,
“işçi aileleri” üzerinde ilk kez monografi çalışmaları yapmıştır.

 

EDEBİYATIMIZDA MONOGRAFİK ROMANLAR

  • Şevket Süreyya Aydemir: Tek Adam, İkinci Adam
  • Tahir Alangu: Ömer Seyfettin- Ülkücü Bir Yazarın Romanı
  • Nezihe Araz: Dertli Dolap-Yunus Emre
  • Oğuz Atay: Bir Bilim Adamının Romanı
  • Mehmet Emin Erişirgil, Bir Fikir Adamının Romanı (Ziya Gökalp).
  • Mehmet Emin Erişirgil, Bir  İslâm Şairinin Romanı (Mehmet Akif) .
  • Tahir Alangu, Ülkücü Bir Yazarın Romanı (Ömer Seyfettin ) .

 

NEKROLOJİ:

Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde ölen kişinin yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerin, erdemlerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslubuyla anlatıldığı yazılara denir. Ölen kişinin yakınlarından alınan alıntılara, hatırlara veya ölen kişinin meziyetlerini ortaya koyan anılara yer verilir. Onunla ilgili yaşanmış özel hatıralar hatırlatılır. Bu anlamda da biyografinin öğretici, ciddi ve tarafsız amacından koparak duygusal bir havaya bürünmüş olur. Nekrolojilerde ölen kişiyle ilgili tarihe yansımamış, özel hayatta yaşanıp yaşayan kişilerin arasında kalmış anılar hatırlanıp yazılabilir. Diğer anlamıyla hayatın yaşamdan ölüme kadar ki tarihsel çizgisi de bilimsel bir yaklaşımla veya alıntılara başvurularak da anlatılabilir.

Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven birinin öznel açıklamalarıdır. Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven birinin ölene karşı duyduğu sempatiyi ağıtları, duygusal, öznel ve sıcağı sıcağına içinden geçenleri içeren açıklamalarıdır. Bu tür yazarlara örnek olarak Yahya Kemal'in ölümü dolayısıyla kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz:

  • 1-Vehbi Cem Aşkun: İstanbul Aşığını Kaybetti
  • 2-Nimet Behsuz: Büyük Şairin Arkasından
  • 3-Cenap Gedik oğlu: Bir Dev Şair Göçtü.

 

PORTRE

Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılan edebî yazılara portre denir. Kişinin sadece dış görünüşünün (boyunun, yüzünün, giyinişinin, hareketlerinin...) anlatıldığı portreye fizikî portre; iç dünyasının, alışkanlıklarının, duygularının, fikirlerinin, zayıf taraflarının... Anlatıldığı portreye ruhî portre (tinsel, moral portre) denir. Çoğu zaman fizikî portre ile ruhî portre iç içe verilir.Fizikî portre; kişiyi diğer insanlardan ayıran dış özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten sonra, uygun sıfatlar kullanılarak özgün bir şekilde yazılır. 
İç dünyanın anlatıldığı ruhî portrede ise; kişinin ahlâkı, alışkanlıkları, düşünceleri ilginç bir üslûpla yazılır. Portreye konu kolan kişiye ait, düşünceleri ve anlayışları daha etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.
Romanda olay kahramanları değişik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek dış görünüşleriyle gerekse karakter özellikleriyle okuyucuya tanıtılır. Okuyucunun roman kahramanlarını hayalinde canlandırması sağlanır. Bu yönüyle portre bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabileceği gibi bağımsız bir edebî tür olarak yazılmış portreler de vardır.

İlgili linklerimiz

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış