DİVAN EDEBİYATINDA BİYOGRAFİ BENZERİ EDEBİ TÜRLER


Esa
13.10.2020

 

DİVAN EDEBİYATINDA BİYOGRAFİ BENZERİ EDEBİ TÜRLER

Biyografi türünün ilk büyük yazarı Yunan edebiyatından Plutarkhos’tur. Plutarkhos’un Romalıların hayatlarını anlattığı eseri Hayatlar bu türün dünyadaki ilk büyük örneğidir.

 Biyografinin İslâm  geleneğindeki  karşılığı “tercüme-i hal”dir (hal tercdivan-nesri/sair-suara-tezkirelerimümesi ) . İlk hal tercümesi Hz. Muhammed’in hayatını anlatmak için yazılmıştır. Bu ilk siyer kitabı, İbn-i İshak ‘ın siyeri  [ İbn-i İshak (öl.768.)] kaybolmuşsa da  bu eserin bir kopyası, İbn-i Hişam’ın eseri (öl.828) günümüze kadar gelmiştir.

Arap edebiyatında  biyografi terimi yerine genellikle “Tabakât”  terimi kullanılır.

Türk edebiyatında biyografi türü ilk olarak tercüme yoluyla  görülmeye başlamıştır. Malik Bahşî ‘nin Feridüddin Attar’dan çevirdiği Tezkiretü’l - Evliya  ilk biyografilerden kabul edilir.

Osmanlı edebiyatında biyografi 16–18.yüzyıllar arasında gelişme göstermiştir.  Divan edebiyatında günümüzcdeki anlayışa uygun tam bir biyografi türü yoksa da biyografi ile alaka kurabileceğimiz pek çok edebi tür vardır.  Eski edebiyatta biyografi benzeri türler: Tezkire , menakıb, vefayat , devha , sefine, tuhfe , hadika,  fihrist , silsilename , şairname , gazavatname ,  sicil , ruzname gibi   türler. Biyografileri andıran yazılar olmaktadır. Fakat adları anılan bu eserlerin pek çoğu günümüzdeki biyografiler ile birebir örtüşmezler. Bu eserlerin pek çoğu tek bir kişi hakkında yazılmamışlar bir kişiyi değil de  birçok  kişiyi ele alan, anlatan hayatları hakkında bilgiler veren yazılar olmuşlardır.

Örneğin ruzname adlı eserler daha ziyade padişahların gündelik hayatları üzerinde yazılmıştır. “Divan edebiyatında padişahların gündelik işlerini  ve savaşlar sırasındaki hadiseleri not  alan “Ruzname” ler  bir çeşit günlük örnekleridir. (günlük masrafların, hazineye girip çıkan eşya yada paraların günlük işlendiği, askeri seferler sırasında olayların günlük olarak  yazıldığı defterler)  Savaştaki olayları günü gününe yazan Vakayinameler de bir çeşit günlük örnekleridir”. ( Bkz Günlük ( Günce- Ruzname)   Bu bakımdan ruznameler daha ziyade günlük ile alakalı bir yazı türü olmaktadır.

Biyografilere benzeyen diğer bir Divan Edebiyatı türü ise menakıpname ya da velâyetname denilen eserlerdir. “   Tasavvuf geleneğinde esasını, sâlih kişilere Allâh tarafından olağanüstü hâller gösterebilme kudreti olarak bahşedilen kerâmetlerin teşkil ettiği velî menkıbelerinin yer aldığı eserlere "menakıpname/velâyetnâme" adı verilir. “ ( bkz. VELÂYETNAME NEDİR VE ÖRNEKLERİ)  

Lakin bu eserler tarikat büyüklerinin, evliyaların, pir ve şeyhlerin olağanüstü halleri, kerametleri ve diğer kişisel özelliklerini anlatılır. Bu tip eserler yaşamış kişilerin hayatlarına dair yazılmış olsalar da onların hakkında oluşan pek menkıbe, efsane ve kerametleri anlatır. Bu anlatıların içinden hangisinin gerçek hangisinin gerçek dışı olduğunu seçmek ayıklamak gerekecektir.  Yayımlanmış bazı menakıpnamelere şu örnekler gösterilebilir: Hacım sultan Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi); Hacı Bektaş Velâyetnamesi (Erich Gross).  ( bkz. VELÂYETNAME NEDİR VE ÖRNEKLERİ)  

Biyografiye benzeyen bir başka tür ise tarih konulu vakayinamelerdir. Divan edebiyatında yazılmış pek çok vakayiname vardır. Bunların pek çoğu gerçeği ve tarihi olayları anlatan eserlerdir. Lakin bu eserlerde esas olan kişilerin öz geçmişi değil kişilerin dâhil olduğu tarihi hadiseler yer alır. Vakayinamelerde de birçok devlet adamının biyografilerine ait malzemeler bulmak da mümkün olabilmektedir.

Türk edebiyatında biyografiye en yakın türlerden birisi de tezkirelerdir.  Divan edebiyatında meslek erbaplarını, şair ve yazarları tanıtan çok sayıda ve çok çeşitli türlerde tezkireler yazılmıştır.  (Bu tür eserler de meslekî bir sınıflama olduğu için tek bir kişiye özel biyografi yazılmamıştır. Bu açıdan bu tip eserler belirli bir meslek grubunda tanınmış olan her ünlü kişinin meslek ile ilgili yönleri hakkında sınırlı sayıda bilgiler veren eserler olmuşlardır. Bu türler arasında en önemli olanı meslekler, sadrazamlar,   şeyhler, şeyhülislamlar vb hakkında yazılmış olan tezkireler olmaktadır. Tezkireler; velîlerin, hattatların, şairlerin, hatta usta çiçek yetiştiricilerinin vs. hayat ve sanatından söz eden nesir türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Tezkireler konularına, kapsadıkları kişilerin mesleklerine göre çeşitli adlarla anılmışlardır: Tezkiretü'l-Şuara (Şairler Tezkiresi), Tezkiretü'l - Hattatin (Hattatlar Tezkiresi), Tezkiretü'l - Evliya (Evliyalar Tezkiresi) gibi. "Hadikatü'l-Vüzera", "Sefine-i Mevleviyye" gibi yapıtlar da tezkire niteliği taşırlar. (Tüm Yönleri ile Şair Şuara Tezkireleri )

Edebiyat sahası için önemli olan tezkireler ise şuara tezkireleridir. Şuara Tezkireleri: Şairlerin biyografilerine, eserlerine yer veren, şiirleri hakkında değerlendirmelerin bulunduğu eserler olmaktadır.  ( bkz Şuara Tezkireleri ve Tüm Şair Tezkirelerimiz )

Bu tip eserlerde de tek bir şairin veya yazarın hayatını anlatmak söz konusu değildir. Tezkirecilik, biyografik künye yazıcılığını esas aldığı için şairi, ortaya koyduğu eserden daha önde tutup sanatın kaynağındaki insan unsuruna yönelir. Bu tür eserlerde eser örneklerinden ziyade şairin hayatı, sanatı, çevreyle olan etkileşimi üzerinde durulur ya da şair ve eseri aynı oranda yer alır.

 Edebiyatımızda ilk şuara tezkiresi Ali Şir Nevaî’nin , Mecalisü’n – Nefais adlı eseridir (16.yy.) Anadolu sahasındaki ilk tezkire örneği ise Sehi Bey’in Heşt Behişt ‘idir (16.yy.) . Heşt Behişt, Mecalisü’n Nefais’ten izler taşır. Heşt Behişt’in bazı bölümleri Mecalisü’n – Nefais ‘ten alınmıştır.

Günümüzdeki ve Batılı anlamdaki biyografi yazıları edebiyatımıza Tanzimat dönemi ile birlikte girmiştir. Bu dönemde biyografiye hâl tercümesi de denmiş, eski anlayışla yazılan tercüme-i hal yazıları çağdaş anlamda da yazılmaya başlanmıştır.  Cumhuriyet döneminde ise daha çok edebî ve siyasî  kişilerle ilgili monografik eserler verilmiştir.

İlgili linklerimiz

 

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış