Edat ( İlgeç) Bağlaç Özellikleri ve Görevleri

Ekleyen : ESA , 25 Ağustos 2016 Perşembe aaa Beğen

 

 

EDATLAR ( İlgeçler)

Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelerdir.

Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:

Bağlama edatları bağlaçlar
Son çekim edatları edatlar
Ünlem edatları ünlemler

Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar. 

İçerde bulunan birkaç çalı çırpı ile ateş yaktık.
Aslan gibi delikanlı diye seni tanıttı.
Ahmet'e göre sen daha çalışkansın.
Yaşamak için çalışmak lazım.

Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.

Görevini yapmak için bütün gün eve kapandı. (amaç)
Aslan gibi bir tavır sergiledi (benzerlik)

Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır. 

Yazılıdan yine zayıf aldım. (zarf)

Okula gittim ama o yine gelmemişti. (bağlaç) Tanışmak için yanına gittim. (edat)

Dilimizde kullanılan edatların büyük bölümü tümleç olarak kullanıldığında zarf tümleci gibi görev yaparlar. Unutulmaması gereken şudur: Edat olan kelimeler yalnızca kelimeler arasında ilgi kurarlar. Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar. Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkarlar. Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.

Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)
Sen de benin kadar çalışsan... (zarf öbeği)

Karşı köyde akrabaları vardı. (Sıfat)
Derenin karşısına geçtik.( Ad )
Her söylenene karşı çıkıyor. (Birleşik fiilden isim )
Bana doğruyu söyle. ( İsim)

Başka edat olan kelimeler: dek, değil, üzere, karşı, beri, yana, bile, öte, iken, ötürü...
Bağlaçlar: Cümleler arasında ilgi kuran, birbirine bağlayan kelimelerdir. Tek başlarına anlamsızdırlar. Ancak cümle içinde anlam bulurlar. Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler:

-e kadar, -e doğru, -den beri
bu kadarını, senin gibisi

ki, ya da, ama, lakin, veya, veyahut, fakat, meğer, zira, madem, ile...
Açlık ve yorgunluktan gözleri kapandı.
Hem gel diyorsun, hem de beni beklemiyorsun...

Not: Bu konu ile ilgili olarak : http://www.toplumdusmani.net/modules/wordbook/ tan faydalanılmıştır.

BAĞLAÇLAR

Bağlaçlar veya rabıta edatları, sözcükleri, sözcük gruplarını veya cümleleri biçim veya anlam yönüyle birbirine bağlayan edatlardır: ve, veya, ile, ama, de (da) ancak, belki, çünkü, eğer, hâlbuki, hiç değilse, ise, ki, lâkin, meğer, nasıl ki, öyle, öyle ki, sanki, şu var ki, tâ, üstelik, yahut, yalnız, yani, yoksa, zira gibi. İfadeleri, ilgi ve önem sırasına koyarak düzenlememize yardımcı olurlar.

Bağlaçların kendi başlarına anlamları yoktur. Yer aldıkları cümlenin çeşitli bölümleri arasında anlam ve biçim bakımından bağlantı kurarlar. Cümlelerde sıralama bağlaçlar sayesinde yapılır. Cümleler arasında konu ve anlatım bütünlüğü sağlamak için kullanılırlar.

ÖNEMLİ BAĞLAÇLAR VE KULLANIMLARINA ÖRNEK

Da, de bağlacı

Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır:

Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.

İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil!

UYARI: Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz.

UYARI: Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da).

UYARI: Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen ayrı yazmak gerekir:

Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil).

UYARI: Bulunma hâli eki olan -da, -de, -ta, -te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır:

Devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik. Yeme de yanında yat.

Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk)

Meğer en iyisi oymuş…

 

“Kİ” BAĞLACI

Özneyi pekiştirir.

Ben ki yedi iklimin padişahıyım.

Sen ki Fransa eyaletinin valisisin.

Günü kötü geçmiş ki çok kızgın görünüyor.

Beni anlamıyorsun ki…(Yakınma)

Onu görünce öyle sevindim ki (Şaşma,)

Katili bu olabilir mi ki?(Kuşku)

Ço geç uyumuş ki derse yetişemedi (tahmin)

 

“İLE” - “VE” BAĞLAÇLARI

 

Aynı görevdeki sözcükleri birbirine bağlar.

Odanın ve evimizin tahtaları çürümüştü(Tamlayan)

Bu adam işinde ve evinde oturmaktan başka bir şey yapmaz.

İyilik ( ile) kötülüğü bir arada yaşamıştık.(Nesne)

 

ANCAK” ,“YALNIZ” BAĞLACI

 

Ama fakat anlamında kullanılıyorsa bağlaç görevindedir. Bir tek, sadece anlamında kullanılıyorsa edat görevindedir. Önündeki ismi niteliyorsa sıfat, Fiili niteliyorsa zarftır.

Okulda yalnız öğretmenler vardı. (edat)

Kadın kocasından ayrıldığı için yalnız yaşıyor. (zarf)

Yalnız insanların hepsinde bu durum vardır. (sıfat)

Ona anlatırım yalnız yine de anlayamaz..(bağ)

Bu işin üstesinden ancak sen gelirsin. (edat)

Bu işelere ancak yetişebildim. (zarf)

Bütün gün evde yalnızdım. (adaşmış sıfat)

Sabah gelirim ancak yine de tedbirli ol.(bağlaç)

 

“HEM…HEM” BAĞLACI

 

Hem arabayı hem evi üzerine alacakmış.(Nesne)

Hem ucuz hem kaliteli ayakkabı satıyor.(Sıfat)

Hem dinlemiyor hem de kafa tutuyor.

 

NE… NE BAĞLACI

 

Adam kızını ne arıyor ne soruyor. (yüklem)

Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (cümle)

Bu konu ne seni ne beni ilgilendirir. (nesneyi)

 

YA YA BAĞLACI:

 

Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin. (cümleleri)

Aynayı ya Ayşe ya Özlem kırmıştır. (özne)

 

DİĞER BAĞLAÇLAR

 

O gün göremedim çünkü gidememiştim (sebep)

İşimizi yapacağız hem de bitireceğiz(pekiştirme)

Sanki dağları sen yarattın.


Yapılarına göre bağlaçlar

Yalın bağlaçlar

Yalın bağlaçlar, herhangi bir ek almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş basit sözcüklerdir. Kök halindeki ve, ama, ile, eğer, de, hem, yani gibi sözcükler bu tür bağlaçlardır.
Türemiş bağlaçlar

Türemiş bağlaçlar, isim ya da fiil soylu sözcüklerden türetilmişlerdir: üstelik, örneğin, kısacası, gerçekten, anlaşılan vb. gibi.

Bileşik bağlaçlar

Bileşik bağlaçlar öyleyse, yoksa, nitekim, sanki, oysa, kim bilir gibi sözcüklerdir ve bunlar iki ayrı sözcüğün birleşmesinden oluşur. Bileşik bağlaçları oluşturan sözcüklerin her zaman bağlaç türünden olmaları gerekmez. Örneğin kim bilir bağlacındaki "kim" zamir, "bilir" ise bir çekimli fiildir. Sanki bağlacı ise "san" (san-mak) fiil kökü ile "ki" bağlacının birleşmesinden oluşmuştur.

Öbekleşmiş bağlaçlar

Öbekleşmiş bağlaçlar ayrı ayrı sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bazen ya da, hem de gibi iki bağlacın yan yana kullanılmasıyla da öbekleşmiş bağlaç oluşabilir. Bazenki bağlacıyla birlikte bir bağlaç öbeği oluştuğu da olur; nerde kaldı ki, değil mi ki böyle oluşmuş bağlaçlardır. Başka bir deyişle, sözün kısası, bir bakıma gibi tamlamalar bağlaç işlevi de görürler. Gel gelelim, ne bileyim, zorla değil ya gibi bazı kısa cümleler de kalıplaşarak bağlaç niteliği kazanabilir. Öbekleşmiş bağlaçlardan yinelemeli bağlaçlar da çok yaygın olarak kullanılır. Bunlara ya ... ya ..., hem ... hem ..., ister ... ister ..., gerek ... gerek(se) ..., ne ... ne ..., ama ... ama ... gibi bağlaçlar örnek gösterilebilir. Örneğin:
"ister gel ister gelme", "ya bugün gel ya yarın", "ne sevdiğin belli ne sevmediğin".
Kullanılışlarına göre bağlaçlar=

Sıralama bağlaçları

İki sözcüğün arasına girerek arka arkaya gelen unsurları bağlamaya yarayan dahi, ile, ilâ, ve edatlarıdır: Karagöz ile Hacivat, Suç ve Ceza vb.

Denkleştirme bağlaçları

İki sözcük, sözcük grubu veya cümlenin arasına girerek birbirinin yerini tutabilecek iki unsuru birbiriyle denkleştirme, karşılaştırma ilgisiyle bağlayan veya, veyahut, ya, yahut edatlarıdır: kavun veya karpuz, masa veya sıra, seni böyle gören ya deli diyecek ya gülüp geçecek vb.

Karşılaştırma bağlaçları

Karşılaştırılan grupları veya unsurları, mukayese ilgisiyle bağlayan ama....ama, da(de)....da(de), gerek....gerek, ha....ha, hem....hem, ister....ister, ne....ne, ya....ya gibi bağlaçlardır.
Ama haklı ama haksız herkese itiraz eder. Eyere de yakışır semere de. Gerek fakir gerek zengin olsun. Ha Kel Hasan ha Hasan kel. Hem suçlu hem güçlü. İster öldür ister güldür. Ne şair yaş döker ne âşık ağlar. *(F.Nafiz) Ya o zaman yalan söyledi ya şimdi.

Bu edatlar, karşılaştırılan unsurlardan biri, hepsi veya hiçbiri ifadesiyle üç türlü işlevi yerine getirirler:

Ya akıl ver ya para. Ya paranı ya canını. (birini)
Hem kel hem fodul. (hepsi)
Ne kızı veriyor ne dünürü küstürüyor. (hiçbiri)

Başa gelen bağlaçlar

Cümleler arasında türlü anlam ilgileri kurarak onları birbirine bağlayan edatlardır: âdeta, ama, ancak, bari, belki, binaenaleyh, çünkü, eğer, fakat, gerçi, güya, hakeza, hâlbuki, hatta, hazır, hele, illâ, illâ ki, kaldı ki, keşke, keza, lâkin, madem, mademki, mamafih, meğerki, nasıl ki, nitekim, oysa ki, öyle ki, sanki, şayet, şöyle ki, tâ ki, üstelik, yalnız, yani, yeter ki, yoksa, zaten, zati gibi.
Örnekler: O zamanlar çok okuyordum. Daha sekiz yaşındayken roman okumaya başlamıştım. / Turgut’un kaza yaptığını biliyorum. Fakat bunu sana kim söyledi? / Düğününe beni davet etmedi. Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor. Mamafih bu sözler aramızda kal sın. / Üç gündür yataktan çıkamıyor. Zaten son zamanlarda hiç ayağa kalkamıyordu.

Cümle dışında kullanılışlarına örnekler

Bağlaçlar, cümle içerisinde eşgörevli, eşdeğerli ya da birbiriyle ilgili öğeleri birbirine bağlarlar. "Kerim ve Sinan aynı işi yapıyorlardı; ama Kerim’in geliri Sinan'ınkinden yüksekti"cümlesindeki ve bağlacı, ilk cümleciğin ortak yüklemli özneleri olan eşdeğerli iki sözcüğü birbirine bağlamakta, ama bağlacı da iki cümleciği birbiriyle ilişkilendirmektedir. Her iki cümlecik de aslında, özne ve yüklemleri bulunan bağımsız birer cümledir. Bu iki cümle arasındaki anlam ilişkisinin varlığı, ama bağlacıyla ortaya çıkmaktadır.

Öznesi, yüklemi ya da tümleci ortak olan cümlelerde, eşgörevli öğeleri bağlamak için yinelemeli bağlaçlar da kullanılabilir:

"Semih hem yiyor, hem söyleniyordu""İstanbul’un kışını da yazını da sevmem".

"İsmet ne armut ne de elma toplayabildi" örneğinde ne ve ne de bağlaçları cümleye olumsuz anlam yüklediğinden, yüklem olumlu durumda kullanılır. Ama yüklemden önce, cümlenin taşıdığı olumsuz anlamı pekiştiren hiçhiçbirpek gibi zarflar kullanılırsa, yüklemin olumsuz olması gerekir: "hiç kimse okula gelmedi""İpek yemeği pek sevmedi".

Bağlaçlar, aralarında anlam ilişkisi bulunan cümle öğelerini bağlama işlevi de görürler:

"Bu filmin Türkiye’de gösterilmediğini sanıyordum, oysa yanılmışım" cümlesindeki oysa, böyle bir işlevi yerine getirmektedir.

Bu tür cümlelerdeki cümleciklerin özneleri ayrı da olabilir:

"Kiracı evin balkonunun olmadığını söylüyordu, nitekim bunu ev sahibi de doğruladı".

Bağlaçlar cümle öğelerinin önünde ya da arkasında yer alırlar. Bazı bağlaçlar cümlede sıfat ya da zarf olarak da kullanılabilir.

"Bir kedi ancak bu kadar kıvrak olabilir" cümlesindeki ancak, özneyi nitelediği için sıfat işlevi yüklenmiştir.

"Şimdi evde olması gerekirken ancak gidebildi" cümlesinde aynı sözcük zarf olarak kullanılmıştır. Burada ancak sözcüğü cümlenin yüklemini zaman bildirerek nitelemektedir.

"Ev çok genişti; ancak Demet kısa sürede boyadı" cümlesinde ise ancak bir bağlaç olarak kullanılmıştır.

Bazı bağlaçlar özel biçimlerde kullanılır. Örneğin kideise bağlaçları, bazen yalnızca özneyi pekiştirir:

 

Not: Yazının hazırlanılmasında: http://tr.wikipedia.org/wiki/Baglaç’tan önemli ölçüde yararlanılmıştır.

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...