İSİM SOYLU SÖZCÜKLER

Ekleyen : ESA , 25 Ağustos 2016 Perşembe aaa Beğen 1

İSİM SOYLU SÖZCÜKLER

Kelimeleri anlamaca gruplandırdığımızda, kelimeler başlıca iki ana gruba ayrılırlar:

A: İsim Grubu kelimler

B. Fiil Grubu Kelimler

Bu gruplara ayırma gerekçesi kelimelerin anlamaca fiil kökenli veya fiille ilgili veya İsimle ilgili olmalarıdır. Hareketleri eylemleri, iş ve oluşları karşılayan kelimelerle varlıkları karşılayan, onları adlandıran veya varlık adları ile ilişkili olan kelimler birbirlerinden ayırt etmek gerekecektir. Anlamca ayırt etmek gerekçelerinin yanı sıra isim ve fiil grubuna giren kelimler yapısallık açısından da birbirlerinden farklılıklar gösterir. Örneğin eylemle ilgili görevler yüklenen ekler haliyle fiil grubu sözcüklere ve türlerine gelebilirken eylem kavramı ile ilgisiz olan isim grubu sözcük ve türlerine gelemezler.

İsim grubu sözcükler isim veya isim ile ilişkili isim türünden kelimelerle anlam, görev ve yapıca alakadar sözcük türleridir.

İsim grubu sözcük türleri şunlardır.

1)Ad (İsim)

2)Sıfat (Önad)

3)Zamir (Adıl)

4)Zarf (Belirteç)

5)Edat (İlgeç)

6)Bağlaç

7)Ünlem

 

1. İSİM

 

GÖREV VE ANLAMLARINA GÖRE İSİMLER

 

1)Somut İsimler:Taş,kitap,çiçek,…

2)Soyut İsimler:Akıl,sevgi,saygı,şeytan,iyilik,keder,…

3)İş ve Eylem Gösteren İsimlerFiil soylu kelimelere “-mek, -mak, -ış, -iş, -me, -ma” ekleri getirilerek türetilen ve iş, oluş, eylem bildiren isimlerdir. Bunlara “fiilimsi” (isim-fiil) de denir.

*Çalışmak, uyumak, dokunma, eğlenme, bakış, gülüş,…

 

VARLIKLARIN TÜRÜNE GÖRE İSİMLER

 

1)Özel İsimler: Tek olan, diğer varlıklara benzemeyen varlıkların özel adlarıdır.

Ankara, Tuz gölü, Karacaoğlan, Nedim, Sulusaray, Kızılırmak,Hatay, Mısır, Gaziler Cad., Dostlar Apt., Sina Çölü, Karanfil Sok.

 

2)Tür (Cins) İsimleri: Aynı türden birçok varlığın adı olan isimler

Kedi, kireç, kömür, ot, ağaç, koyun, kuş, insan, hayvan

 

VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER

 

1)Tekil İsimler: Aynı türden isimlerin tek bir tanesinin adıdır. Çoğul eki almamış isimdir.

köpek, kalem, defter, sınıf, okul

 

2)Çoğul İsimler:-ler,-lar çokluk ekini almış isimlerdir.

Çocuklar, ağaçlar, kitaplar, öğrenciler,…

 

3)Topluluk İsimler: Biçim bakımından tekil göründüğü halde çokluk ya da topluluk anlamı veren adlardır.

Orman, Ordu, alay, sürü, kurultay, kar, yağmur, meclis, takım,…

 

YAPI BAKIMINDAN İSİMLER

 

1)Basit İsimler: Hiçbir yapım eki almamış isimlerdir. Çekim eki alan isimler de basit isimdir. Çekim eklerini aldığkları halde kök anlamını koruduklarından çekim eki almış isimler basit isimlerdir.

ev, kelebek, okulumuzun, sıralarımızdaki, bahçe, duvarın, eşyalarımızın, sobadakileri, evimizdekileri, ellerimizdekilerin

2)Türemiş İsimler: İsim ya da fiil kök ve gövdelerinden yapım ekiyle türeyen isimlerdir.

Uçak, silgi, bilmece, sıvacı, kömürlük, susuz, tuzculuk, vatandaş,

3)Birleşik İsimler: İki ismin aralarına başka bir kelime girmeyecek şekilde birleşip kalıplaşmasıyla oluşan isimlerdir.

Anayurt, Çanakkale, açıkgöz, boşboğaz, aslanağzı, gecekondu, ateşkes, biçerdöver, bakarkör, giderayak,…

 

İSİM TAMLAMALARI

 

1)Belirtili Ad Tamlaması: Tamlayanın “-in” ilgi ekini tamlananın da “-i,si” 3.tekil kişi iyelik ekini aldığı tamlamalardır.

NOT: Belirtili isim tamlamasını bulmak için tamlanana neyin,kimin sorularını sorarız.

Ülkenin sorunları ( neyin: Ülkenin )

Yolun sonu,

Çocukların amcası,

Kedinin gözleri

Ali'nin arabası

2)Belirtisiz Ad Tamlaması: Tamlayanı yalın halde bulunan, tamlananı 3.kişi iyelik ekini alan tamlamalardır.

Ev kedisi, oyun aleti, kuş gagası, orman köylüsü, han kapısı, iş aleti,

NOT: Belirtisiz isim tamlamasını bulmak için tamlanana “-ne” sorusunu sorarız. “Nasıl, ne kadar, kaç, hangi” gibi sorular sıfat tamlamasını buldurur.

3)Takısız Ad Tamlamaları:

Tamlayan ve tamlananın tamlama ekleri almadan oluşturdukları ad tamlamasıdır. Bu tür tamlamalarda tamlayan, tamlananın ya neye benzediğini ya da neden yapıldığını anlatır. Bazı dilciler takısız tamlama diye bir tamlama olmadığını takısı tamlama farz edilen tamlamaların aslında sıfat tamlama olduğu kanaatindedirler. Takısız tamlamanın sıfat tamlaması ile aynı olduğu görüşünü ileri sürerler. Takısız tamlamayı var kabul edersek, tamlayanı da tamlananı da takısız olan tamlamadır diye tarif etmek gerekecektir. Takısız tamlamanın sıfat tamlamasından farklı olduğunu ileri sürenler "Tamlayan tamlananın neden yapıldığını belirtiyor. Tamlayanla tamlananın arasına “den” ekini getirdiğimizde anlam bozulmuyor. Oysa sıfat tamlamalarında bozulur." görüşünü ileri sürmektedirler.

Altın yüzük, taş duvar, tahta kanepe, yün çorap ( yünden çorap) demir parmaklık ( demirden parmaklık )

Takısız tamlama ile sıfat tamlamasının farkını anlayabilmek için Tamlayanla tamlananın arasına “gibi” edatını getirirsek sıfat tamlamasıyla karıştırmayız. Çünkü sıfat tamlamalarının arasına “gibi” edatını getiremeyiz.

Sarı çorap (sıfat)

İnci (gibi) diş

Kömür göz

Altın kalp

Çelik bilek

NOT: Takısız isim tamlamalarının tamlayanları doğada tek başına bulunurken sıfat tamlamalarındaki doğada tek başına bulunmaz.

4)Zincirleme Ad Tamlamaları: Bir ad tamlamasının üçüncü bir adla ya da başka bir ad tamlamasıyla oluşturduğu tamlamaya zincirleme ad tamlaması denir.

Bahçe kapısının anahtarı

b.siz ad tam. ad

 

Çevre yolunun ağaçlandırma çalışmaları

b.siz ad tam. b.siz ad tam.

 

Okul kapsının tahtaları

Taş duvarların kırık parçaları

 

Ad Tamlamalarıyla İlgili özellikler:

 

1)Belirtili ad tamlamalarında tamlayan çoğul, tamlanan da belgisiz bir sözcük olursa tamlayan eki “-in” yerine “-den” eki kullanılabilir.

Aşağıdakilerden hangisi (Aşağıdakilerin hangisi)

Yolculardan biri (Yolcuların biri)

2)Belirtili ad tamlamalarında kimi zaman tamlayan ile tamlanan yer değiştirebilir.

Her akşam seyre daldı yüzünü ayın ( ayın yüzü)

Gözlerini seyrederdik gölde yakamozların ( Göldeki yakamozların gözleri)

Ne zalimdir kaderin senin ( senin kaderin)

 

3)Belirtili ve zincirleme ad tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına sözcükler girebilir.

Masanın ayağı:(Masanın kırık ayağı)

Evin borcu.(Evin bir türlü bitmek bilmeyen borcu)

Adamın bitmek bilmeyen konuşması ( adamın konuşması)

 

4)Belirtili ad tamlamalarında tamlayan, tamlanan ya da ikisi birden zamir olabilir.

Onun kızı (Tamlayan zamir)

Çocukların birçoğu (Tamlanan zamir)

Onların birçoğu (Tamlayan da tamlanan da zamir)

 

5)Tamlayanı zamir olan belirtili ad tamlamalarında tamlayan genellikle düşer.Bunlara “tamlayanı düşmüş ad tamlaması” denir.

Olayı bize babası anlatmıştı. (Onun babası)

Evimiz çok güzel oldu. (Bizim evimiz)

Paran var mı?(Senin paran)

 

6)Bir tamlayan, birden çok tamlanan için; bir tamlanan da birden çok tamlayan için ortak kullanılabilir.

Evin kapısı ve penceresi açık kalmıştı.(Tamlayan ortak)

Ahmet’in, Murat’ın ve Deniz’in velisi toplantıya katılmadı.(Tamlanan ortak)

 

ADLARDA KÜÇÜLTME

 

Adlarda küçültme “cık ve cağız- arak, cek” ekleriyle sağlanır

Butepeciği geçersek şehre varırız.(Küçük tepe)

Yavrucağız ne de sessiz duruyor (Küçük çocuk)

Ufa(k)rak bir ağaçtır ( küçük ağaç)

Küçü(k)cük bir kedi

Adların sonuna getirilen “cik,ceğiz” ekleri adlara değişik anlamlar da katabilir.

Anneciğimi çok özledim.(Sevgi)

Bir milyarcık borç verir misin?(önemsememe-azımsama)

NOT:-cik eki kimi zaman somut bir varlığa ad oldukları zaman küçültme anlamını yitirebilir. Bu durumda yapım eki olur.

Mehmetçik (Türk askeri)

Gelincik (Çiçek ismi)

Maymuncuk (Kapı kilidini açan araç)

 

ÇOĞUL EKİNİN GÖREVLERİ VE EKLENDİĞİ SÖZCÜKLERE KATTIĞI ANLAMLAR:

 

-Ler,-lar eki eklendiği sözcüğe her zaman çoğul anlamı katmaz; farklı anlam ilgileri de katabilir.

Birazdan bizimkiler de gelir.(Belirli bir aileyi belirtiyor)

Bu cami Osmanlılardan kalmadır.(Sülale, soy anlamı katmış)

Kendileri henüz teşrif etmediler(Saygı)

Hanımefendileri bunu beğenmediler (Alay, küçümseme, sitem anlamı katmış)

Beş yaşlarında bir köpekti ( Yaklaşıklık)

 

SIFAT (ÖNAD)

 

İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir. Sıfatlar ancak varlıklarla ortaya çıkar. Bu nedenle tek baslarına kullanılamaz. Sıfat olarak kullanılan çoğu sözcük bazen bir kavramın karşılığıdır.

Sıfatlar kelimelerin isimlerin ve cümledeki anlamın tam olarak anlaşılması ve tanınması için onlardan önce bazı kelimeler getirerek anlamlarını nitelik ve nicelik yönünden tamamlar. İsimlerden önce gelerek onların anlamlarını sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlayan; onları niteleyen ve belirten kelimelere sıfat denir. İlkinin sıfat ikincisinin isim olduğu kelime grubuna da sıfat tamlaması denir

Sıfatlar ikiye ayrılır:

A.Niteleme Sıfatları:

Varlıkların yapısal özelliklerini ortaya koyan sıfatlardır. Bunlar varlığın nasıl olduğunu bildirir ve isme sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.

Yeşil vadi, kırmızı, çiçek, allı pullu kadınlar, sarı zeybek, soğuk su, şişman adam, yassı demir, uzun ağaç, tuzlu su, susuz göl, kıllı göğüs

B. Belirtme Sıfatları:

Varlıkların diğer varlıklarla ilgileri sonucunda aldığı özellikleri belirten sıfatlardır. Kendi arasında dört gruba ayrılır.

 

a)İşaret Sıfatı: Varlıkların bulunduğu yerleri gösteren sıfatlardır. Söyleyen kisinin, sözünü ettiği nesneye uzaklığına göre değisir.

bu ev, şu okul, o adam, şu tepeler

 

b)Sayı Sıfatları:

İsimlerin sayısal özelliklerini bildiren sıfatlardır. Bes çeşidi vardır.

1)Asıl Sayı Sıfatı : bir ev, on lira, kırk kişi, dört adam, sekiz kişi, yüz asker

2)Sıra Sayı Sıfatı: beşinci köy, onuncu yıl, sekizinci koğuş

3)Üleştirme Sayı Sıfatı: beşer kişi, üçer oyuncu, yedişerli kol,

4)Kesir Sayı Sıfatı: dörtte bir hisse, üçte bir pay, yarım elma, çeyrek ekmek

5)Topluluk Sayı Sıfatı: Bir defada doğan birden fazla kardeşler için kullanılır. Bunlardaki "z" sesi çokluk bildirir.

Tamlanan çoğul olabilir. Üçüz bebek, beşiz çocuk...

 

c)Belgisiz Sıfat:

İsimlerin nicelik yönüyle belirsizliklerini ifade eden sıfatlardır. İsimlerin sayılarını ve miktarlarını kesin olarak değil, yaklaşık, aşağı yukarı, belli belirsiz bildiren sıfatlardır.

"bir, birkaç, birçok, az, çok, biraz, birtakım, bütün, bazı, tüm, her, hiçbir, herhangi bir, kimi... bazı insanlar, birtakım kimseler, pek çok işler, tüm sıvalar, her bir öğrenci

Not: Asıl sayı sıfatı olan "bir" ile belgisiz sıfat olan "bir" karıştırılabilir. "bir" kelimesi "tek" kelimesinin karşılığı ise asıl sayı sıfatıdır. Değilse belgisiz sıfattır:

Bir çiçekle yaz olmaz bir tane çiçek. Asıl sayı sıfatı

Onu bir akşam vakti gördüm. Herhangi bir akşam vakti belgisiz sıfat

 

d)Soru Sıfatı:

İsimlerin niteliğini, herhangi bir özelliğini soran sıfatlardır. Bu sözcüklerin yerine konan sözcükler de sıfattır. Soru sıfatları, isimlerin nitelik ve niceliklerini soru yoluyla öğrenmeyi

amaçlayan, cevapları da herhangi bir sıfat olan kelimelerdir. Soru sıfatları, isimlerin nitelik ve niceliklerini soru yoluyla öğrenmeyi amaçlayan, cevapları da herhangi bir sıfat olan kelimelerdir.

"ne, nasıl, nice, ne gibi, ne biçim, kaç, kaçıncı, kaçar, hangi, ne türlü

Not: "ne" kelimesi sıfat, zarf ve zamir olarak kullanılabilir.

Ne bakıyorsun? Zarf

Ne almak istiyorsun? Zamir

Ne gün geleceksin? Sıfat

Ne iş yapıyordunuz? sıfat

Bugün ne çalıştık ama. zarf

 

SIFATLARDA PEKİŞTİRME:

 

Pekiştirme sıfatları ile de anlam kuvvetlendirilebilir:

Bir sıfatın ilk iki sesine "m, p, r, s" ünsüzlerinden biri eklenip, oluşan hecenin o sıfatın başına getirilmesiyle oluşur. Ünlüyle başlayan sıfatlarda ilk ünlüye "m, p, r, s" ünsüzlerinden biri eklenir.

Sarı sayfalar>sapsarı sayfalar

Kırmızı>kıpkırmızı elbise

 

YAPILARI BAKIMINDAN SIFATLAR:

 

Sıfatlar da isimler gibi yapı bakımından basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır:

 

1. Basit Sıfatlar

Herhangi bir yapım eki almamış ve başka bir kelimeyle birleşmemiş sıfatlardır.

Kara gün, kırmızı gül, bol yemek, iri taş, iyi insan, son yolculuk, dost ülke, düz çizgi.

 

2. Türemiş Sıfatlar

İsim ya da fiil köklerine ve gövdelerine getirilen isim yapım ekleriyle oluşturulmuş sıfatlardır.

Susuz göl, aydınlık oda, ölü balık, kireçli su, ekşimsi surat/ ekşimtırak erik, kısacık kol, incecik ip...

Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı

uçuşan / pamukçuklar. kaçan top, sessiz gemi, tuzlu çorba, incecik tül, bekleşen yolcular,

 

3. Birleşik Sıfatlar

Yapısında birden fazla sıfat ile kurulmuş kelime barındıran sıfatlardır.

Külyutmaz öğretmen, mirasyedi delikanlı, boşboğaz kadınlar, boğazına düşkün adam, birtakım sorunlar, cana yakın çocuk...

 

ZAMİR (ADIL)

 

İsim olmadıkları halde isim gibi kullanılan bu sözcüklere zamir denir. Cümle içinde zamirin karşıladığı isim ya da söz öbeği bilinmiyorsa, cümle belirsiz bir anlam taşır. İsimlerin yerine kullanılan sözcüklerdir. Bütün zamirler sıfatlardan farklı olarak isim çekim eki alabilir.

 

A)Kişi (Şahıs) Zamirleri:

Sadece insan isimlerinin yerini alan zamirlerdir.

Ben, sen, o;biz, siz, onlar.

Benim evim, senin kuşun onun arabası,

UYARI: “O” ve “onlar” zamirleri bir insanı anlatıyorsa kişi zamiri, insan dışındaki bir varlığı anlatıyorsa işaret zamiri olur.

 

Onu böyle kesebilecek ondan başka kim olabilir ki

Onu dokuyan hanım da işte o olabilir.

UYARI: Şahıs zamirleri kesinlikle iyelik eki alamaz. İyelik eki almış bir kelime mantıken zaten şahıs zamiri değildir. Çünkü iyelik eki de ek halindeki zamirdir. Bir kelimenin üzerine birden fazla

zamir belirten unsurun gelmesi mantıksızdır.

 

Dönüşlülük Zamiri: “Kendi” zamiridir.kendi zamiri bir başka zamirden sonra gelerek anlatımı pekiştirebilir.

Bu işi ben yaptım/ bu işi ben kendim yaptım.

 

B)İşaret (Gösterme) Zamirleri:

 

İsimlerin yerini işaret yoluyla alan zamirlerdir. Bu, şu, o;bunlar, şunlar, onlar;öteki, beriki, şöyle;böyleleri, öylesi.

O,bu yörenin en meşhur yemeğidir.

Duvardaki yazıları bu yazdı.

Bu, hemen çözülmesi gereken bir sorundu.

Şu, evinizin camını kıran o çocuktur.

 

NOT: “Böylesi-böyleleri”, “şöylesi-şöyleleri” biçimindeki zamirlere “tarz anlamlı zamirler” de denir.

Böyleleriyle fazla samimi olmayacaksın.

Ömrümde böylesini görmedim.

Şöyleleri ham karpuzdur.

 

C)Belgisiz Zamirler:

 

İsimlerin yerini belirsiz şekilde (kişi, işaret) karşılayan zamirlerdir. Bazıları, kimileri, hiç kimse, kimse; herkes, birkaçı, biri, hepsi; tümü, başkaları, hiçbiri, birçoğu.

Bazıları futbol, bazıları basketbolu oynamayı tercih eder.

Hiçbirimiz onun bunu yapacağını hesap edememiştik.

Kimseye haber vermeden evden ayrıldı.

Hiç kimse senin nazını çekmeye mecbur değil.

 

D)Soru Zamirleri:

İsimlerin yerini soru yoluyla alan zamirlerdir. Ne?, kim?;nereye?, kime?;hangisi?, kaçı?ne kadar, neresi, neyi, kimi, nerede vb

Kimdir bana gülen yeşillik balkonundan?

Her nereye baksam bir ağlayan serçe var.

Gel haberi kimden verek?

Neyi nasıl anlatsam?

 

E)İlgi Zamiri (-ki):

 

Ek halinde olup kendinden önceki bir sözcüğün yerini tutar.

Senin ki can da bizim ki patlıcan mı?

Benim kapım kapalı da seninki sanki açık

 

UYARI:İlgi zamiri olan –ki’yi bağlaç olan ve sıfat yapan –ki ile karıştırılmamalıdır.

Evdeki hesap çarşıya uymaz.

Şemsiyen yoksa benimkini alabilirsin.

Ben ki o gri karmaşadan aldım yağmurlu yüzümü.

 

F)İyelik Zamiri:

 

Ek halinde olup üzerine geldiği varlığın hangi şahsa ait olduğunu bildirir. Bunlar aynı zamanda iyelik ekleridir.

 

kalem-im

Ev-in

Kedis-si

Okul-umuz

Yer-iniz

Sıra-ları

 

Bu ekler mülkiyet anlamını bildirirken aynı zamanda mülkiyet sahiplerinin de isimlerinin yerini tuttuklarından zamirlerin işlevini de yerine getirmiş olurlar.

 

KENDİ ZAMİRİ- Dönüşlülük-

 

Kendi kelimesi de zamir görevindedir

 

Kendim geldim, kendisini tanırım, kendileri ile görüştük, kendi kendinize yaptınız.

 

 

 

ZARF (BELİRTEÇ)

(alıntı - r.wikipedia.org/wiki/Belirteç)

 

 

Zarflar veya belirteçler, bir fiilimsinin, fiilin, sıfatın veya başka bir zarfın anlamını yer, yön, zaman, ölçü, nicelik, soru bakımından belirten, sınırlayan ve etkileyen kelimelerdir. Aşağı, yukarı, nazikçe, çok, az, fevkalâde, en, ileri, geri, şimdi, geç gibi kelimeler cümle içerisinde zarf olarak kullanılabilirler.

 

Zaman zarfları

Fiillerin anlamını zaman kavramı yönünden sınırlandırırlar. Fiile sorulan "ne zaman" sorusuna cevap verir; yarın, kışın, akşamleyin, sabah, daha, henüz, hiçbir zaman, geç, er, yine vb.

"Bugün okula gitmedim."

"Yola çok geç çıktık."

"Eve henüz varamadık."

Bazı sözcükler zarf gibi görünmesine rağmen fiilin bir parçasıdır:

"Yine geç kaldın." ("geç kalmak" fiildir)

 

Yer-yön zarfları

Bir fiilin veya zarfın anlamını yer veya yön belirterek etkileyen zarflardır, fiile sorulan "nereye" sorusuna cevap verir. Aşağı, içeri, beri, ileri, geri, öte, karşı vb. Sayıları diğer zarflara kıyasla

Oldukça sınırlıdır.

"Vazoyu fazla ileri itme"

"Yukarı çıkın lütfen"'

Yer yön zarfları çekim eki almazlar. Sonuna çekim eki gelen bazı sözcükler yer zarfı gibi görünmesine rağmen isim haline gelirler:

"Işık perdenin kenarından içeri sızıyordu." (Zarf)

"Kirli ayakkabılarınla içeriye girme!" (İsim)

Not: Yer yön zarfındaki kelimeler (içeri, dışarı, öte, beri) gibi kelimelere herhangi bir ek geldiği takdirde cümle yer yön zarfı olmaktan çıkar

 

Durum zarfları

 

Bir fiilin, sıfatın veya zarfın anlamını nicelik ve durum yönünden etkileyen zarflardır: hızlı, tek tek, iyice, sora sora, geze geze, böyle, şöyle vb. durum zarflarının çoğu "nasıl" sorusuna cevap niteliğindedirler. Bu nedenle sık sık sıfatlarla karıştırılırlar. Hemen hemen bütün niteleme sıfatları zarf olarak da kullanılabileceğinden ötürü sayıları oldukça fazladır.

"Sora sora Bağdat bulunur"

"Yavaşça yatağa süzüldüm"

"Bebek mışıl mışıl uyuyordu"

İşin, eylemin nedenini bildirerek edat tümleci olabilir. Örnek:

Arabanın devrilmesiyle yol trafiğe kapandı.

 

Miktar zarfları

 

Fiilleri, sıfatları ve zarfları miktar, derece, ölçü bakımından etkileyen ve sınırlayan zarflardır: biraz,fazla, çok, daha, en, pek, az vb....

"Başarılı olmak için çok çalışmalıyım"

"Pek güzel oldu"

Cümlede nicelik zarfını bulmak için sıfat ve zarfa "ne kadar" sorusu sorulur.

 

Soru zarfları

 

Fiilleri ve fiilimsileri soru yönünden etkileyen zarflardır: neden, niye, niçin, nasıl, ne zaman, ne kadar vb.Zarfları bulmak için sorulan soruların tamamını kapsar.

"Şehrimizi nasıl buldunuz?

"Yolculuk ne kadar sürüyor?

"Niçin gökyüzü bu kadar mavi?

"Sizin bahçeniz niye bu kadar geniş?

"Neden senin ağzın bu kadar büyük?

"Buraya nasıl geldin?

"Elbiseyi nasıl buldun?

Bazı önemli hususlar

Daha önce belirtildiği üzere sıfatların çoğu zarf olarak da kullanılırlar. "Eve yeni geldim" cümlesinde yeni kelimesi fiilin gerçekleştiği zamanı belirtmektedir ve zarftır. "Yeni eve geldim" cümlesinde ise evin yeni olduğunu belirtir ve sıfattır. Zarflar genelde fiilden hemen önce kullanılırlar:

"Fasulyeler iyice büyüdü" örneğinde olduğu gibi. Zarfların özneden önce kullanılması "bazen" anlam düşüklüğüne veya devrik cümleye neden olabilir. "Çok kahvehaneye gitmeye başladın" yerine "kahvehaneye çok gitmeye başladın" demek daha uygundur.

Son yıllarda en, çok, az gibi azlık-çokluk zarfları yerine felaket, acayip, korkunç, dehşet gibi kelimeler zarf olarak kullanılmaya başlanmıştır. "Genç kız korkunç güzel piyano çalıyordu" gibi bir cümle dilbilgisi kurallarına göre hatalıdır. Korkunç yerine çok veya oldukça gibi çok daha uygun bir zarf kullanılabilir

 

EDATLAR

 

Edat veya ilgeç, farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilgisi kurmaya yarayan dil bilgisi öğesidir. Edatların tek başlarına anlamları yoktur; ancak diğer sözcüklerle birlikte, cümle içinde görev kazanırlar. Türkçede kullanılan başlıca edatlar: gibi, kadar, sanki için, ile ,-den dolayı,-den ötürü,-den beri,-mek üzere,-e karşın,-e doğru,-e değin, denli, bile,-den öte,-den sonra,-den önce

Başlıca edatlar ve kullanımları

Ek biçiminde de yazılabilen bu edatla oluşturulan edat öbeklerinin başlıca kullanımları şunlardır:

İşin, eylemin, hangi araçla (vasıtayla) yapılacağını, yapıldığını bildirebilir. Örnek:

"İstanbul’a uçakla gideceğim."

İşin, eylemin kimle yapıldığını, yapılacağını bildirebilir. Örnek:

"Bu oyuncağı küçük kardeşimle yaptım."

İşin, eylemin nasıl yapıldığını, yapılacağını bildirerek durum zarfı olabilir. Örnek:

Çocuk, büyük bir sevinçle yanıma geldi.

 

BAĞLAÇLAR

 

(alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Baglaç)

'Bağlaçlar veya rabıta edatları, sözcükleri, sözcük gruplarını veya cümleleri biçim veya anlam yönüyle birbirine bağlayan edatlardır: ve, veya, ile, ama, de (da) , ancak, belki, çünkü, eğer, hâlbuki, hiç değilse, ise, ki, lâkin, meğer, nasıl ki, öyle, öyle ki, sanki, şu var ki, tâ, üstelik, yahut, yalnız, yani, yoksa, zira gibi. İfadeleri, ilgi ve önem sırasına koyarak düzenlememize yardımcı olurlar. Bağlaçların kendi başlarına anlamları yoktur. Yer aldıkları cümlenin çeşitli bölümleri arasında anlam ve biçim bakımından bağlantı kurarlar. Cümlelerde sıralama bağlaçlar sayesinde yapılır.

Cümleler arasında konu ve anlatım bütünlüğü sağlamak için kullanılırlar. Türkçe’de bağlaçlar yapı bakımından yalın, türemiş, bileşik ve öbekleşmiş bağlaçlar olmak üzere

dört kümeye ayrılır.

 

Yalın bağlaçlar

Yalın bağlaçlar, herhangi bir ek almamış ya da bir sözcükle birleşmemiş basit sözcüklerdir. Kök halindeki ve, ama, ile, eğer, de, hem, yani gibi sözcükler bu tür bağlaçlardır.

 

Türemiş bağlaçlar

 

Türemiş bağlaçlar, isim ya da fiil soylu sözcüklerden türetilmişlerdir: üstelik örneğin, kısacası, gerçekten, anlaşılan vb. gibi.

 

Bileşik bağlaçlar

 

Bileşik bağlaçlar öyleyse, yoksa nitekim sanki oysa kim bilir gibi sözcüklerdir ve bunlar iki ayrı sözcüğün birleşmesinden oluşur. Bileşik bağlaçları oluşturan sözcüklerin her zaman bağlaç türünden olmaları gerekmez. Örneğin kim bilir bağlacındaki "kim" zamir, "bilir" ise bir çekimli fiildir. Sanki bağlacı ise "san" (san-mak) fiil kökü ile "ki" bağlacının birleşmesinden oluşmuştur.

 

Öbekleşmiş bağlaçlar

 

Öbekleşmiş bağlaçlar ayrı ayrı sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkar. Bazen ya da, hem de gibi iki bağlacın yan yana kullanılmasıyla da öbekleşmiş bağlaç oluşabilir. Bazen ki bağlacıyla birlikte bir bağlaç öbeği oluştuğu da olur; nerde kaldı ki, değil mi ki böyle oluşmuş bağlaçlardır. Başka bir deyişle, sözün kısası, bir bakıma gibi tamlamalar bağlaç işlevi de görürler.

Gel gelelim, ne bileyim, zorla değil ya gibi bazı kısa cümleler de kalıplaşarak bağlaç niteliği kazanabilir. Öbekleşmiş bağlaçlardan yinelemeli bağlaçlar da çok yaygın olarak kullanılır. Bunlara ya..ya ..., hem ... hem ..., ister ... ister ..., gerek ... gerek(se) ..., ne ... ne ..., ama ... ama ... gibi bağlaçlar örnek gösterilebilir.

Örneğin:

"ister gel ister gelme", "ya bugün gel ya yarın", "ne sevdiğin belli ne sevmediğin".

 

Kullanılışlarına göre bağlaçlar

 

Sıralama bağlaçları: dahi ile ilâ ve edatlarıdır: Karagöz ile Hacivat, Suç ve Ceza vb.

Denkleştirme bağlaçları: veya veyahut ya yahut edatlarıdır: kavun veya karpuz, masa veya sıra, seni böyle gören ya deli diyecek ya gülüp geçecek vb.

Karşılaştırma bağlaçları: grupları veya unsurları, mukayese ilgisiyle bağlayan ama....ama, da(de)....da(de), gerek....gerek, ha....ha, hem....hem, ister....ister, ne....ne, ya..ya gibi bağlaçlardır.

Ama haklı ama haksız herkese itiraz eder. Eyere de yakışır semere de. Gerek fakir gerek zengin olsun.

Ha Kel Hasan, ha Hasan kel.

Hem suçlu hem güçlü.

İster öldür ister güldür.

Ne şair yaş döker ne âşık ağlar. *(F.Nafiz)

Ya o zaman yalan söyledi ya şimdi.

Bu edatlar, karşılaştırılan unsurlardan biri, hepsi veya hiçbiri ifadesiyle üç türlü işlevi yerine getirirler:

 

Sona gelen bağlaçlar

 

Bile, da (de), dahi, değil, ise ki, ya gibi edatlardır. Bunlardan bile, da (de), dahi, ise, ya edatları sözcüğü önceki unsurlara; değil ki edatları getirildiği sözcüğü sonraki unsurlara bağlar. Bu edatların pek çoğunda kuvvetlendirme ifadesi de vardır:

Baksan a! Ben de özledim.

Sağır Sultan bile duydu.

Bu da geçer yahu!

Hele bir nefes alayım da.

Adam sen de. Sorsam mı ki*.

Böyle de yatılmaz ki. Onlar şehirliydi

Biz ise köylüydük. (İse edatı, şart kipi ekiyle karıştırılmamalıdır.)

Yorgun değilsin ya. Ev kira değil ya varsın küçük olsun. Vb

 

Ünlem

 

Sevinç, üzüntü, kızgınlık, korku, şaşkınlık gibi duyguları belirten, doğa seslerini yansıtan veya bir kimseyi çağırmak için kullanılan sözcüklere ünlem denir. Ünlemler tek başına kullanıldıklarında bir anlam ifade etmeyen sözcüklerdir.

 

Seslenmeye Dayalı Ünlemler:

 

Be, bre, eee, ha, haydi, hı, hey, hişt, imdat, hu, hu huuu,

Oradan çekilsene be

!/Ha, evet, anladım!/

Hişt, buraya bakar mısın?

Bre Doğan !,

Haydin namaza!

Behey ozan mezarın gör!

 

Sevinç, üzüntü, kızgınlık, korku, şaşkınlık gibi duyguları belirten ünlemler:

 

A, aaa, aman, bravo, ay, ey, eyvah, hoppala, oh, oooh, of, üf gibi.

Ay, başım çok ağrıyor!/ Hoppala, bu da nereden çıktı!/Vah vah, evlerine hırsız girmiş.

 

Türkçede Ünlem Olarak Kullanılan Sözcükler

 

Bazı sözcükler aslen ünlem olmadıkları halde ünlem görevi üstlenirler.

Bir seslenme veya bir başkasına hitap sırasında adlar ünlem olarak kullanılır. Örnek: Ahmet! / Nurten Hanım!

Şaşkınlık, acıma, korku gibi duyguları ifade ederken bazı adlar ünlem görevini üstlenir.

Sakın anneme bir şey olmasın!/biçiminde kullanılır. Örnek: Zavallı kadın!/ Alçak adam!

Belirteçler de ünlem görevi üstlenirler. Örnek: Buraya gelin!/ Çabuk giyinin! Fillerin ünlem olarak kullanıldığı durumlar da va durumdaki genelde emir kipindedirler. Örnek:

Dikkat et, deprem oluyor!/

Yangın var, bak!

 

Türkçe'de Yansıma Ünlemler.

Doğa seslerini yansıtan ve hayvan seslerinin taklidine dayanan sözcüklerdir. cıvıl cıvıl, foşur foşur, cik cik gibi. Örnek: Şelalenin suları gürül gürül akıyordu!/Tak, tak! Birden bire kapı çalmıştı.

 

Türkçe'de Ünlem Öbekleri

Birden çok sözcükten oluşan ünlemlerdir. Örnek: Hadi canım sen de, sen bu işten ne anlarsın!/Hadi oradan, yalan söyleme! Hadi gidin işinize, Çabuk çıkın buradan!

 

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Gamze Erkan
25 Ağustos 2018 Cumartesi 23:07:26
çok teşekkür ederim sizin sayenizde sözel netlerim arttı.

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...