HİBRÎ, Abdurrahman Efendi
(ö. 1069/1659) Tarihçi, âlim ve şair.
(Mayıs 1604- 1659) Edirne’de doğdu. Babası, Taşlık Medresesi müderrisi, Salbaş Habbazzâde Hasan Efendi’dir. Abdurrahman Efendi bu yüzden Salbaşzâde olarak da anılmıştır. Bazı tarihçilerin onun hayatı ile karıştırdıkları Hasan Efendi'nin diğer oğlu ve Abdurrahman Efendi’nin küçük kardeşi olan Abdülkadir ise Anadolu'nun çeşitli kentlerinde bir kadı olarak görev yapmıştır. (d. 1087/1676)
İlköğrenimine doğduğu şehir olan Edirne’de başlamış, medrese eğitimini İstanbul’da almıştır.
Medreseden mezun olarak mülâzemet icazet alır. Edirne’de Emîr Kadı Medresesi’nde müderrisliğe başlar. Daha sonra (1636-37) Dimetoka’da Oruç Paşa Medresesinde görev alır. Bu medresede görevde iken 1632 yılında Hacc’a gider ve dönüşte tekrar bu medresede görevine devam eder. Edirne’de İbrâhim Paşa, Sarâciye, Emîniye, Taşlık, Eski cami medreselerinde müderrislik yapar. Bu yıllarda Defter-i Ahbar ve Enîsü’l-müsâmirîn adlı eserini yazarak Osmanlı tarihi, Edirne tarihi ile kendi devrine kadar görev yapan vezirler, şeyhülislamlar ve kadıların biyografilerini ve çalışma tarihlerini ortaya koyan cetvelleri hazırlar. Bu çalışması ile Osmanlı devlet adamları hakkında önemli bir kronoloji sunmuş olur.
1655’te Üç Şerefeli medreseleri, 1658’de Edirne Dârülhadisi müderrisliklerine getirilmiş, 1659 yılında müderrislik görevinde iken vefat etmiş Edirne Yıldırım semtindeki aile mezarlığına defnedilmiştir. [1] Ömrünün uzun yılların geçirdiği Edirne'de şehrin göz ardı edilen kültür hayatını hareketlendirmiş, 1623 yılında yaşanan büyük bir sel felaketinden sonra göz ardı edilen şehri bir kültür yuvası haline getirmiş, onun yaşadığı dönemde Edirne, ekonomik olarak da ciddi bir atak yapmış,[2] Edirne hakkında çok değerli çalışmalar yapmıştır.
Hayatı ve görev yeri hakkında bilgilerin pek çoğu Şeyhî, Vekayiu’l-fuzalâ adlı eserinden alınmış bilgiler olmaktadır.
Hayatı hakkında yazılan eserlerde görev yerleri ile ilgili yanlış bilgiler yazılmıştır. Onun hakkında bilgi veren kaynaklar onun hayatı ile ilgili bilgileri karıştırmışlar, daha doğrusu kardeşinin görev yerleri ile onun görev yerlerini bir birlerine karıştırmışlardır. Birçok kaynak onun kadılık yaptığı Serez'de, Serz kadısı iken öldüğünü yazar. Bu bilgiler kardeşi Abdülkadir Efendi’nin hayatı ile karışan bilgilerdir. Bazı araştırmacılar, Şeyhî’nin Abdülkadir Efendi’nin vefat tarihi olarak verdiği (1676) yılını Abdurrahman Hibrî’nin ölüm tarihi kabul etmişlerdir. 1676 tarihi kardeşi Abdülkadir Efendi’nin ölüm tarihidir. [3] Şeyhi’nin yapmış olduğu bu kafa karışıklıkları Mücteba İlgürel tarafından düzeltilmiş, her iki kardeşin görev yerleri ile ölüm tarihleri ayrı ayrı tespit edilmiştir. Ayrıca Osman Nuri Peremeci, mezar taşlarını okuyarak Abdurrahman Efendi’nin vefat tarihinin 1069 (1659), Abdülkadir Efendi’ninki ise 1087 (1676) olarak tespit ve kaydetmiştir. [4](Edirne Tarihi, s. 139).
Hibrî mahlasıyla kaleme aldığı bilinen müellifin şiirleri ve bazı manzum tarihleri kaybolmuş veya Abdurrahman Efendi’nin divançesi günümüze ulaşmamıştır. [5]
Müellif ve şair hakkında en detaylı çalışma “Sevim İlgürel, Enisü’l-müsâmirîn Tahlili ve Tenkitli Neşri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Doktora Tezi, İstanbul, 1972.” Dur. Muhittin Aykun, Defter-i Ahbâr; adlı eseri üzerinde bir çalışma yapmıştır. Abdurrahman Hibrî Efendi, Defter-i Ahbâr, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2004.
ESERLERİ
Enîsü’l-müsâmirîn. 1046 (1636) yılında yazılmış tır. On dört bölümden meydana gelen, Edirne tarihini, Edirne yapılarını, Edirneli önemli şahsiyetlerini anlatan bir eseridir. Bu eserinde Edirne’nin yapılarını, surlarını, medreselerini, tekke ve zaviyelerini Edirne şeyhleri, camilerini, köprülerini, ayrıntılı olarak yazmış, şairleri, kadıları ve 1624 yılında kadar Edirne’de meydana gelen önemli olayları anlatmıştır.
Özellikle Dimetoka, Uzunköprü (Ergene Köprüsü) Cisr-i Mustafa Paşa ve Çirmen ayrıntılı olarak tarif edilmiştir. Bu eseri Edirne Tarihi ve yapıları için eşsiz bir kaynaktır. Kâtip Çelebi dahi bu eseri kaynak olarak kullanmıştır. [6]Bu eseri Edirneli Bâdi Ahmed Efendi tarafından 3 büyük cilt halinde genişletilip şerh edilmiş, [7]eser hakkında Sevim İlgürel bir doktora çalışması yapmıştır (1972, İÜ Ed.Fak.) Eserin yazma nüshaları; İstanbul Üniversitesi Ktp. (Ty, Nu. 451), Süleymaniye Kütüphanesi (Raşid Efendi, Nu. 616), Ankara DTCF Fakültesi Ktp. (İsmail Saib Efendi, Nu. 5200) de kayıtlıdır.[8]
Defter-i Ahbâr (Defter-i Ahbârân-ı Ksanûn-ı Şehinşâh-ı Pâdişâh-ı Âlem-penah-ı Âl-i Osmân ve Vüzerâ ve Mevâliyân). Altı bölümden ve bir hâtimeden oluşan kapsamlı bir Osmanlı tarihidir. Birinci defter, Osman Bey’den I. Ahmed’e kadar on dört padişah dönemini, ikinci defter I. Mustafa ile II. Osman, üçüncü defter IV. Murad, dördüncü defter Sultan İbrâhim devrini, beşinci defter kuruluştan Gürcü Mehmed Paşa’ya (1651) kadar sadrazamlık yapmış olanları, altıncı defter ise şeyhülislâmların biyografilerini ihtiva eder. Hâtime kısmında Osman Gazi’den kendi zamanına kadar vezirlik, şeyhülislâmlık yapmış; İstanbul, Mısır ve Halep kadılıklarında bulunmuş kimselerin cetveller halinde isimlerine yer vermektedir. [9]
4.Murad ve Sultan İbrahim dönemleri için önemli bir kaynak olan Defter-i Ahbâr’ın iki yazma nüshası Beyazıt Devlet Kütüphanesi ile (Veliyyüddin Efendi, nr. 2418) İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (TY, nr. 2631) bulunmaktadır. Bu eseri üzerinde Muhittin Aykun tarafından bir yüksek lisans tezi hazırlanmıştır.
Târîh-i Feth-i Revân. IV. Murad’ın 1635 yılında yaptığı Revan Seferi’ne ve fethine dair olan eserin bir nüshası Edirne Selimiye Kütüphanesi’ndedir (Bâdî Efendi, nr. 1667). 4. Târîh-i Feth-i Bağdâd. Aynı padişahın 1638’de gerçekleştirdiği Bağdat Seferi ve fethiyle ilgili olup bir nüshası Târîh-i Feth-i Revân’la birlikte Edirne Selimiye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Bâdî Efendi, nr. 1667).
Hadâiku’l-cinân. Eğlenceli ve dini hikâyelerden bahseden ve sekiz bâb üzere yazılmıştır. 1040 (1630-31) eserin bir nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Revan Köşkü, nr. 1068).
Menâsik-i Mesâlik. Hibrî’nin 1632’de gerçekleştirdiği hac yolculuğuyla ilgili eseridir. On bab ve bir tetimmeden oluşur. Birinci bab Edirne’den Şam’a kadar olan menziller, Şam’dan Antakya’ya kadarki tarihî eserlerdir. İkinci bab Şam-Mekke arasındaki menziller, üçüncü bab hac yolculuğu sırasında meydana gelen olaylar, dördüncü ve beşinci bablar Beytullah’tan ve Mescid-i Harâm, altıncı bab Kâbe’de okunacak dualar, yedinci babMescid-i Nebevî’yi inşa ve tamir ettirenler, sekizinci bab haccın nasıl yapılacağı, dokuzuncu bab hac esnasında okunacak dua ve sûrelerdir. Onuncu babda Hz. Peygamber’in kabri; tetimme kısmında ise Hicaz’da bulunduğu sırada yazdığı bir manzume yer almaktadır. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan eser (Lala İsmâil, nr. 104’te kayıtlı mecmuanın içinde vr. 87b-149a) Sevim İlgürel tarafından yayımlanmıştır [10]
Riyâzü’l-ârifîn fi’l-ehâdîsi’l-erbaîn. İranlı şair Hüseyin Vâiz-i Kâşifî’nin ı kırk hadisle ilgili Farsça kitabının Türkçe tercümesidir. Eserin bir nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (TY, nr. 601).
Kaynakça
[1] Sevim İlgürel,HİBRÎ, Abdurrahman Efendi, TDV İA cilt: 17; sayfa: 428
[2] Klaus Kreiser, Abdurrahman Hibri, https://ottomanhistorians.uchicago.edu/en/historian/
[3] Sevim İlgürel,HİBRÎ, Abdurrahman Efendi, TDV İA cilt: 17; sayfa: 428
[4] Osman Nuri Peremec, Edirne Tarihi, s. 139
[5] Osmanlı Müellifleri, III, 98)
[6] C.Kafadar / H.Karateke / C.Fleischer: . Osmanlı İmparatorluğu TarihçileriHarvard Üniversitesi. Orta Doğu Çalışmaları,
[7] Rehber Ansiklopedisi,, Abdurrahman Hibri, https://rehber.ihya.org/yenirehber/abdurrahman-hibri.html
[8] Ozan Kahya, ABDURRAHMAN HİBRİ EFENDİ, https://ozankahya.blogcu.com/
[9] Sevim İlgürel,HİBRÎ, Abdurrahman Efendi, TDV İA cilt: 17; sayfa: 428
[10] Sevim İlgürel,HİBRÎ, Abdurrahman Efendi, TDV İA cilt: 17; sayfa: 428
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!