Diz kapaklarına kadar hasret balçığı içinde,
yüreğin laf geçiremediği tutsak beden.
Kırılgan bir akşam üzeri,
mermi gibi damlıyor üzerime yağmur damlaları.
Rüzgar küllenmiş bir alev gibi ve kuşlar hırçın bir dev.
Dudaklarımdan dökülüyor bir bir kelimeler,
önüne geçemiyorum hasretliğin.
Acılarım kırkında henüz, anlarmısın beni,
kırkımı bulurmuyum bilmem özlermisin beni.
Yolumu şaşırmışım, son baharın ruhuna bulanmışım,
Bir seslen, bir uzatsan elini doğrulurum,
Doruklara çıkan hastretlikle boğuşurum.
Bir uzatsan elini yeniden doğmuş gibi olurum...