Yorumlar (6)
@mehmetaluc147 | Bu uzun zahmetiniz aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkürler ederim Karşılıklı muhabbet bu olsa gerek bayram üstadım kardeşim,sağ olasın var olasın ,selamlarımla.
@bayramkaya450 | Seçmenin bilmezi olma sorunu hep vardır, var kalacaktır. Kolektif akıl seçmen kişinin aklından büyüktür. İşi seçmenin cahilliği ile açıklamak sorunu gözlerden gizlemektir. Cahillikle bilme ikisi bir arada aynı anda olan durum olmakla, Alimler de cahiller olduğu gibi cahillerde de alimlik vardır. Bu nedenle bu tespit çok subjektif kaçar. Sorunu çözücü de değildir. Siz seçme, seçilme işini buna göre kural edeceksiniz. Halk olarak başka seçeneğiniz yoksa kişileri afyonlayan dizi veprogramları halka izletirseniz. Bu izlenme halkın tercihi olur. İstemiyorsan düğme elinde izlemeyi kapat demek te sorunun çözümü değildir. Haalk istiyor diye yapılan berbat proğramları izleme gibi "halkın oy tercihi bu yönde demekte" başka bir aynı yozlaştırmadır. "Odunun aday göstersem seçilir kardeşim" diyen siyasetçinin ironik gerçekliği karşısında olana göre alim de olunsa, seçilecek olan odundur. Osmanlının Eflak voyvodalarını seçmesi gibi gelişmemiş ülkelerde, emperyalist başkentlerin ve yerli eğemenlerin teveccühü, halkın iradi tercihi olduktan sonra alim olunsa, kaç yazar. Cahil halini bilmez değildir. Cahil ayrı, sınıf bilinci ile genel yararı (kamusal-kolektif yararı) gözetmetutumu ayrı. Vatan sevgisi gösterilirken, neden cahillik yoktur da; "kadınlar çocuk doğurmayla ve çocuğa bakmasıyla kariyer yapsın" diyen profesörün Avrupada 1500 yuro (dokuz bin liar) olan asgari ücret karşısında bizdeki asgari ücret neden 1600 lira diye araştırmasını ortaya koymayan tutumu karşısında sorgular olmamakla neden cahilliğimiz vardır? Devlet, üretim ilişkisi bağıntılı, kamu yararlı sahiplik ve kurumsal işleyiş düzenidir. Üretim ilişkisi sahipliği olmayan hiçbir yerde devlet ortaya çıkaramazsınız. Devlet genel yarara göre ve stratejik üretim ilişkilerini kamulaştırır (istimlak eder). Kamucu devlet strateşik sahiplikleri özelleştirmez. Devlet kurumlarıyla kolektif sahipliktir. Kolektif sahipliği (kamusal yararı) oluşturmak için de vergi veririz. Bu bağlamın meşruiyetiyle dedikleriniz hepten doğrudur. Kamusal oluş genel ölçme değerlendirme kriterimiz olmakla uzlaşma ve anlaşmanın referans noktamızdır. Kamu yararını (vatan-millet-devlet yararını) kendi yararı göremeyip kendi yararını genel yararın hilafına anlaşmak tarihsel var oluşun, devletin değil; kapitalizmin hüneridir. Yani kişiler değil kişileri biçmleyen (formatlayan) sistem tartışılmalıdır. Kolektiflik ya da kamusal tutum zaten "elini taşın altına koymakla" inşa olan bir başlangıç koşulu gerçeğidir. ortada bir devlet vardı da kişiler bu şablona bakarak gelin devlet kuralım dememişlerdi. Elini taşın altına koyan (yardımlaşan, organize olan, işbölüşümü yapan vs.) hemcinsler üreten ilişkili süreçlerini düzenlye düzenleye oluşan deneysel kurallarıyla elini taşın altına koyan kolektiflikle, kolektifliğin kurucu irade olmasına sonraları devlet adı verilecekti. Bu itibari edilen işin, bir yönüdür. Değilse süreç köleci ilişkilerle çok kopmlikedir. Siz hiç seçildikten sonra masrafını kat kat çıkarmayan harcama gördünüz mü? Bunlar tartışma konusu bile olmaz. Bunlar genel yararı (halkın yararını) gözeten tutumlar değildir. Elbette davranışlarda yurt sevgisinde kamucu anlayışlarda farklı motifler olacaktır. olmaması abestir. fakat 6x8= 48 derken 24+24 = 48 demek; 47+1= 48 demek 55-7= 48 demek 96/2= 48 demek 45+5-2=48 demek vs. elbet farklı motıf ve inşa şeklidir. Ama hepsi 48 veren yol yöntem ve davranış olmakla doğru ve kamusal yarardır. Kişi yararı değildir. Kapitalci sistem sahipli kişi yararı olduğu için farklı motifler farklı sonuçla hep istismardır. Bu güzel tesbitlerinize ayraç açma fırsatı verdiğiniz için teşekürler üstad. Saygı ve sevgiler...
Sizinle karşılıklı söyle yazısı beni ziyadesiyle memnun edecektir Üstadım kardeşim, ilgi ve alakanız için selamlarımı gönderiyorum,görüşmek üzere kardeşim,selamlarımla.
@bayramkaya450 | üstadım teveccüh buyurmuşsunuz. Karşılıklı fikir teattisi olacak söyleşme yazışması bağıntısı kapsamında kendi çapım ölçeğinde bir etkileşim içinde olacağım.
Eğer seçmeni etki altına almak yatıyorsa bu mantık, ilhak ele geçirmek ise, işgal ile arasındaki tek fark anlaşma’lar ile yapılan ise, kendi aralarında kendi çıkarları için anlaşma yaparak özgürlükleri iradeleri işgal etmekten ne farkı var? Devletin ya da devletlerin çıkarı olmadığı müddetçe işgal mevzu bahis olmaz ise, burada seçmenin iradesini ipotek altına almak yatmıyor mu acaba? Acaba bir yerde kolektif olma, huzur içinde düşünmeyi yok etmeyi gerektiriyorsa,aman ben ne düşüneyim düşünenler vardır bu kolektif çalışma adı altında diyerek,elini taşın altına koymayanlar bu köleci tutum sahibi olanların ekmeğine yağ sürdürmüyor mu acaba?
Bireysel tercihlerden bizlerin kolektif tercihe geçişimizi direkt sağlayan mekanizmaların etkin olarak çalışmasını engelleyen nedenlerden ilki bildiğim kadarıyla seçmenlerin ilgisizliği ve bilgisizliğidir. Bu ilgisizliği ve bilgisizliği Türkiye de kırmak çok zor iken, herkes benim doğrum doğrudur derken bunu nasıl aşacağız? Seçmenin bu şekilde davranmasının altında yatan temel neden, piyasanın bu süreçte mekanizmasında ve kolektif karar sürecinde yaptıkları tercihlerde farklı davranış motiflerine sahip olmaları yatarken, bizler karar verirken kolektif- bu kolektif olarak görüş rahatlığı ise anlam ve mana yönünde- olarak neden görüş rahatlığı seçme rahatlığı içinde oy verirken, seçmen için partilerin onca seçim masrafına girerek seçmeni etkilemeye çalışması ilgisizliğimizin mi bilgisizliğimizin mi çalışmasıdır? Yoksa nasılsa hesap soran yok ben istediğim gibi harcarım milletin bu parasını daha iyi yerlerde harcamak onun güçlenerek karşıma çıkması ve refah düzeyinin çok iyi olmasıyla koltuğumdan beni eder anlayışıyla, bu kolektifliğe ters düşen bireysel gücüm var istediğim gibi yaparım, kolektif güce katkı sağlayarak kendimi riske atamam mantığımı yatıyor acaba? Uzun zamandır kafamı yoruyordu size danışarak kafamı dağıtmak istedim kardeşim, emeklerine sağlık selamlarımla.