Bu Eser 23.10.2013 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir

Bakan Suat Kılıç: Zam isteyen emeklilere şu cevabı verdi; ” Allah Tayyip Erdoğan ve hükümetinden razı olsun” deyin, zammı alın dedi. Sözcü 14.10.2013 Manşet haberi.

-Allah Tayyip Erdoğan ve hükümetinden razı olsun diyeceğinize; “bir şey yapmıyorsunuz” derseniz ben çekip giderim.

Evet; “ Milletin hizmetkârıyız.  Halka hizmet, hakka hizmettir.  Millet ne derse o olur. En büyük hakem millettir”. Gibi ezberleri ve kırık plak lakırdılarını pek seven siyasetler, gerçekte halkı:“Allah razı olsun” dedirten; kul kerteli dua edip temennalar okutan, dilenci kültürü düzey ve yaşantısı içinde görmenin, ne kadar olağan bir şey olmasının kanımca su yüzüne yansıyış biçimidir bu cüret.

Halkın, yurttaş olması siyasetlerin işine gelmez. “Gözünüzü toprak doyursun” derler. “Al ananı da git” derler. Halka rağmen halka; “Kına yakın” derler.  “Artistlik yapma lan” derler. “ Başbakan sensin ister asar, ister kesersin”  derler.  “Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum “;  “kadınlar mütemmim [tamam kılan, bütünleyen] derler “  vs.

Hiç kimse oto yol boyunca, benzinlik istasyonları işletmesini, çay kahve mola dinlence hizmetlerini, siyaseti, poliklinikteki doktorun muayene mesaisi vermesini, bir emekçinin fırında ekmek pişirmesini, sokakta çöpçülük yapan bir zatı muhteremin çöp toplama işini vs. hiç biri; ne babalarının hayrına, ne başları gözleri sadakasına, ne de kendilerine ‘Allah razı olsun’ densin diye bu işleri yapmazlar. Böyle bir beklentileri de olamaz. Toplum bu beklentilerle yürümez. Bunlar kul efendi kültürlü, anlayıştırlar.

Sokakta halsiz halde sizi sırtına alıp, ya da arabasına taşıyıp hastaneye götüren birine, ya da bir dilim ekmeğe muhtaç halinizle size ekmek veren bir yardım severe, üşümüşken sokakta kalmış halinizi sıcak odaya alıp, size bir bardak çay sunan kimseye de  “Allah razı olsun” demezseniz, öküzsünüzdür. Bu söylem sosyal yapının davranışı ve dilidir. Doğrudur da.

Çünkü siz açken bir başkasının size ekmek verme gibi ne bir mecburiyeti var, ne de siz kişileri buna zorlayabilirsiniz. Ne de ben açım biri beni doyursun diye yardım bekleme gibi bir hakkınız vardır.

Bunlar kendilik ve lütfen oluşla; ‘oradaydım gördüm, etkilendim, bu aç olan kişi ben de olabilirdim’ kabili olan inisiyatifi durumlardır. Hatta bu tür tutumları sizler övüp, insanlık; insanilik diye tasvip edip, bu tür eylemlere insanlarımızı özendirirsiniz. Bu apayrı bir şeydir. Yani bunlar bir toplumun işleyiş kuralı değildirler.

Oysa bir doktor polikliniği lütfen oluşla açmaz. Ve doktor inisiyatifi bulunuşlarıyla ya da oradan has bel kader geçiyordum da, bu gün de insanlara iyilik olsun kabili sağlık hizmeti vereyim diye muayene haneye lütfen oluşla girmez. Hatta o gün poliklinik açık değilse siz, niye açık olmadığını sorarsınız. Bu sorgulama sonunda bir keyfilik varsa, doktoru yetkililer sığaya çekerler.  Sorgulamak sizin yurttaşlık (yükümleşme) hakkınızdır.

Kundura üreticiliği, bilgisayar üreticiliği, otobüs işletmeciliği gibi girişte verilen örnek gibi meslekler toplumsal olmanın karşılıklı yükümlülükleriyle zorunlu ve bağıntılı bir girişmedirler. Yapmak zorunda olunan bir karşılıklı sağlamalar entegrasyonudurlar.

Siz toplumsal olana “Allah razı olsun” mantığı ile bakarsanız zaman farklı akar. Toplumsa olana yüküm ve sorgulanır oluşla bakarsanız, süreç hesap verdirilir bir diyalektik olur. Sizler de süreç akışına bilinçli katkı veren etkin bir katılımcısı olduğunuzdan, süreç başka akar.

“Allah razı olsundu” mantık ta, hiçbir haklarınız olamaz. Zaten bu söz size karşı sorumluluğu olmayandan gelen bir iyilik üzerine sarf edeilir. Ama boyun eğen, kaderci bir teslimiyet içinde oluşunuzla sürecin pasif sürükleneni, has bel kaderci hayali beklentiler içinde olanı olursunuz.  Böylesi yardı beklemenin ve yardım ummanın kendisini aşağılatır kuldu olmanın psikolojisi içinde olursunuz.

Böyle olunca da siz haklarınızı savunmanın demokrasisiyle süreci sahiplenemezsiniz.   Sürecin akışı yaranmanız oranında zillet içinde akar.  Toplumsal süreç iyice zorlaşır ve zoraki bir akış şeklini alır.

Bir öğretmen sınıfa “Allah razı olsun densin mantığıyla girmez ve böyle bir beklenti duymaz. Üstelik böyle bir duruma da “Allah razı olsun” deme hiç gitmez. Üstelik bir istismar olma dışında sizi size ve topluma yabancılaştırır.

Sen benim için berberlik yapıyorsun, çünkü ben de sana karşılığında buğday üretiyorum. Beri ki de bize sağlık eğitim vs. sunuyorlarsa, bu hizmetleri aradıklarında bulacak olmanın girişme ve zorunlu düzenlenmesidirler. Demeyi sürecin eksenine korsanız süreç bambaşka akar. Yok, eğer süreç eksenine “Allah razı olsun” mantığını korsanız, orada insan olur ama insani olandan bile bahsedilmez.

Bir öğretmen eğitim öğretim süreçleri sonunda  “Allah razı olsun” denmeyi beklemez. Çünkü eğitim öğretim süreci o öğretmen sayesinde var değildir. Ben olduğum için eğitim öğretim işleri yürümüyor. Bunu toplum yürütüyor. Ben olmasam da toplum bir başkasını formel eder bu işi yürütür.

Toplum olmasa ben bu işi ve karşılanmalarımı tek başıma bu gelişkinlikte ve bu sağlanmalı düzeyini de asla yapamam. Ben; yolum, köprüm, kumaşım vs. üretildiği için öğretmenim. Kumaşçı, yol ve köprü mühendisi de, ben öğretmenlik işini yapıyorum diye varlar.

Toplum bu girişme ve bağıntılarını kendisinden ötürü, kendisi için yapar. Toplumun sizin keyfiliğiniz dışında kendi nedenlerinden kaynaklı bir organik yapı ve vücut işleyişleri vardır. Bu yapı sizde salavat istemez. Görev bilinci içinde işinize, hak ve sorumluluklarınıza sahip çıkmanızı, sistemi sorgulamanızı bekler. Siz buna göre yapılaşıp buna tabi olmak zorundasınız.

Karşılıklı bağıntı ve yükümlenmenin bir kolu ve birkaç kolu tavsamaya başladığında sistem çökmeğe başlar. Siz sağlığını karşıladığınız kişilerin sağlığını karşılayamaz oluşla, size fırında ekmek üretilmeyip diğer yandan kunduranız sağlanmaz olacaktır. Bilinç bu yabancılaşmayacağımız bağıntı, sahibi yet bu.

Demokrasileri akan duyarlılık ve yurttaş olma diyalektiği, süreç eksenine: “bizlere; sağlık, eğitim vs. gibi ihtiyacı olanlar sunuyorlarsa, bu mimarlık, bilgisayar mühendisliği ve belediyecilik hizmetleri gibi kullanımları aradıklarında bulacak olmanın girişme ve zorunluluğuyla bu işlerin yapılır olduğunun kural ve düzenletme bilincini sizler, sürecin eksenine koyarsanız, süreç bambaşka akar.

 

22.10.2013