Yarın Anneler Günü. Pazar günü ayrı bir anlam kazanacak ve tatlı bir heyecan olacak gönüllerde. İlgimizi, sevgimizi ve minnettarlığımızı çeşitli şekillerde dile getireceğiz annelerimize.
Her Anneler Günü 'nde olduğu gibi yine aynı eleştiriler yapılacak. Bu özel güne dair çeşitli görüşler yine gündeme taşınacak. Yılın bir gününde annemize olan sevgimizi çeşitli hediyelerle veya bir öpücük ve tatlı bir sözle ifade etmenin nesi eleştiriliyor? Elbette herkes kendince yaşıyor bu günü. Benim gibi, annesi hayatta olmayanlar veya hiç anne sevgisini tatmayanlar olduğu gibi annesini küçük yaşında kaybetmiş yavrucaklar da var. Her birimizin hayattaki yeri de duyguları da çok farklı.
Anneler Günü 'nde annelere yönelir gözler ve gönüller. Kimi, anneme nasıl bir hediye alsam diye arayışa girerken kimi sade bir kutlamayı tercih eder. Annesinin elini öper ve "anneler günün kutlu olsun " diyerek sevgisini ifade eder. Küçük çocuklar da bazen bir resim çizerek veya bir şeyler yazarak küçük kollarıyla annelerine sarılırlar. Kimisinin annesi uzakta, kimisinin yanı başında kimisinin de anılarında ve yüreğinde. Annemizin yakınımızda olması veya uzak olması ona olan duygularımızı değiştirmez. Anne çoğumuz için özel bir yere sahiptir. Çoğumuz dedim çünkü annesinin değerinin farkında olmayanlar da var ne yazık ki! Sahip olduklarının değerini bilmeyen insanların varlığı da hayatın bir gerçeği.
Anneler Günü ile ilgili olumsuz eleştiriler gelmesi de olağan bir durum aslında. Herkes aynı şekilde düşünmek ve hissetmek zorunda değil tabii ki. Ama fazla önemsetmek kadar fazla önemsizleştirmek de yanlış bana göre. Takvimdeki diğer özel günlerden biri. Bırakalım da herkes içinden geldiği gibi yaşasın bu günü de. Dileyen bir demet çiçekle dileyen özel bir hediyeyle dileyen de sade bir kutlama cümlesiyle alsın annesinin gönlünü. Bırakalım herkes içinden geleni yapsın.
Yalnız şuna çok dikkat edilmeli. Özellikle televizyon yayınlarında abartılı sözlerden kaçınılmalı. Annesizliğin acısı ve boşluğu ile hayatını devam ettirmeye çalışan küçük yürekleri incitmeyelim. Bir de bu duyguyla baş başa bırakmayalım onları. Anne değerlidir ama insanın, hayata annesiz de tutunabileceğini ve bunu öğrenmesi gerektiğini de öğretmeliyiz o güzelim çocuklara. Hiçbir şeyin yokluğu, hayata inançla ve güçlü bir şekilde devam etmemize engel olmamalı. Bir televizyon programında bir ilahiyatçımız şunu söylediğinde çok şaşırmış ve üzülmüştüm. Anne sevgisini tatmayanların kalplerinde büyük bir boşluk olduğunu öyle dramatize etmişti ki şunu düşünmüştüm. O anda onu dinleyenler arasında çocuklar varsa acaba ne hissetmişlerdir? Hele ki anne sevgisini hiç tatmayanlar veya annesini yeni kaybeden küçük çocuklar neler hissederler kim bilir? Neden bu kadar edebî bir anlatımla sunulur ki anne sevgisi! O ilahiyatçı, çocuk kalbindeki o boşluğa, ateşe körükle gider gibi neden o çocuğun canını daha çok yakar? Annesinin yokluğunda, onun yastığına sarılıp uykuya dalan bir çocuğun acısına merhem olmak varken neden yarasına tuz basıyoruz? Evet, sorun Anneler Günü 'nde değil. Sanırım yapmamız gereken şu: Duygularımızı abartmadan, onlara "tıka basa "anlam yüklemeden, tüm sadeliğiyle yaşamak.
Bir duygu patlaması yaşamadan da sevebiliriz ve sevgimizi yaşayabiliriz. Anneler Günü'nü en içten, en doğal duygularla kutlamalı ; şekilciliğin, bu günün özündeki güzelliği gölgede bırakmasına fırsat vermemeliyiz. İçten bir söz, bir çiçek veya bir hediye... Sizce fark eder mi? Anneler için sizin varlığınız en güzel ve en büyük hediyedir. Diğerleri semboliktir, gelenektir veya küçük bir anıdır. Sevgimizdir, saygımızdır asıl ve asil olan. İşte bütün mesele bu.
Hayatta olan ve ebedî alemde olan tüm annelere sevgi ve saygılarımla... Onların emektar ellerinden öpüyorum. Anneler Günü kutlu olsun!
14.05.2017