Arkadaşım Hikmet anlatıyor kızını ben de kulak veriyorum...
Bir alem bu bizim kız, kocada bulamadı, hayırlı bir kısmeti de çıkmadı. Sabahtan akşama kadar televizyon başında, gece yarılarına kadar televizyon seyrediyor. Gündüz kuşağı, gece kuşağı, yemek programı, dizi mizi hepsini izliyor. Yaşı da epey oldu, kırk beş neredeyse. Tuvalete bile gitmeyip lazımlık kullanıyor...
Kızım kalk biraz dışarı çık, ortamlara filan gir, belki oralarda bir arkadaş edinirsin, birilerini görürsün, birileri de seni görür, belki de sever mever sana aşık olur, sonrada koluna takar gelirsin bir yıldırım nikahı kıyarız, oldu da bitti maşallah deriz sende ev bark sahibi olursun... Sabahtan akşama kadar evde, hayır annesine yardım filanda etmiyor, otursun çekirdek çitlesin, çikolata, gofret filan yesin, kilo alsın, şişsin, başka bir şey yok hayatında... Tohuma kaçacak yakında böyle giderse...
Geçen gün baktım, telefonunda yakaladım birisiyle mesajlaşmış. O buna güzel şeyler yazmış, bu da ona cevap vermiş. Acaba diye hemen aklıma geldi, yoksa yoksa dedim içimden, nikah yolu mu gözüküyor bizim kıza... Yakın takibe aldım tabi... Telefonun yanından uzaklaştı mı hemen gidip çaktırmadan mesajlaşmalarını inceliyorum.
Yine bu bir pazar günü banyoya girince kızımın telefonunu elime aldım ve oğlana onun ağzından ''Gel beni babamdan iste.'' diye mesaj yazdım. Bir kaç gün sonra da oğlan bizim kıza ''Seni beğendim face de resimlerini de gördüm annemle babamla seni istemeye geleceğiz merak etme.'' diye mesaj yazmış. Tabi kız gelmiş önce bizim hanıma, annesine söylemiş, sonrada bana geldi haberi, kızı istemeye gelecekler, diye... Bir sevindik bir sevindik sormayın gitsin...
O büyük gün geldi çattı nihayet. Merak içindeyiz, acaba karşımıza nasıl tipler çıkacak diye. Bizim kızın bu yaşta isteyeni olmuş, isteyene hayır deme şansımız çok az, hatta hiç yok, daha adamlar, yani babası ''Allah'ın emri peygamberin kavli ile demeden, alın götürün hayrını görün diyeceğim öyle kurmuşum kendimi.'' Neyse efendim geldiler çikolatalarını çiçeklerini alıp kapımızı çaldılar, buyur ettik haliyle...
Damat adayının da bizim kızdan farkı yok. Büyük bir şirkette mühendis olarak çalışıyormuş da geliri filan da iyi imiş. Yabancı dil filanda biliyormuş. Düşündüm ikisi de kilolu milolu, bir de bunların çocukları olursa herhalde altı yedi kilo olarak filan doğar daha dünyaya gelirken...
Kahveler gelirken içimden dua ediyorum, aman ha şu benim sakar kızım kahveleri birilerinin üstüne müstüne dökmese diye... Neyse dediğim gibi yüzümü kara çıkarmadı, azıcık eli titrese bile kazasız belasız getirdi ikram etti misafirlere. Damat'ın yüzüne bakıyorum ara ara çaktırmadan, gevşemiş bayağı, halinden belli bizim kıza gönlü ısınmış gibi. Nişan ve söz tarihini belirledik. Bir aksilik olmazsa yaza düğünümüz var. İşte böyle kardeşim bizim kızın hikayesi...
Hayırlı olsun, dedim arkadaşım Hikmet'e... Oğlandan iki tane torunun var iki tane de kızdan olur artık torunun, sende dörde tamamlarsın torunları, dedim. O da ''Hayırlısı olsun bakalım o da yuvasını bilsin dönüp de geri gelmesin de torun da olur Allah'ın izniyle.'' dedi... Sonra vedalaştık arkadaşımla...