Bu Eser 05.12.2013 Tarihinde Haftanın Şiiri Seçilmiştir



...

Ve hayat suda

Tarih Sümer'de başladı... Samuel Noah Kramer

 

“Adı yokken daha yerin

Göğün daha adı yokken

Ne düzenlenmişti otlar

Ne demet edilmişti kamışlar

Ad verilmemişti hiçbir şeye...” Yaratılış destanı (Sümer)

 

**

Uygarlıklar getirilip

Uygarlıklar taşırılan berdevam...

Kıybele'nin gözlerindeki

Bereket taşması, şad yolu

 

**

 

Coğrafya ikliminde

Yazları görsem Anadolu

Seni bir özlerim ki

Dirimin hasat zamanıdır

Sefa dilerim gönlümce

Lakin tam olmaya eremem

Kışların donar

Tamda buz gibidir derim

Pır pır ederken yüreğim...

 

Sonbaharını görsem

Rengim solar

Ne kalır utkulardan

Heycanını da, duyamam sevincin

Lakin bilirim dirimi

Baharların coşar

Heves olur da yetemem

Parelenir, sürüklenirim

Duygular karışık koşar.

 

Ekşimem kokmam

Bir gıdım yaşam için

Tuzundan tutarım senin

Basra ile Eridu'da taşar

Sodom ve Gomora da

Diyet tutarsın tuzdan sütun

Ölçüsü kaçmış

Korsan arzulara

Tuzunu eksik etmeden

 

Sakarya'nı ayağa kaldırsam

Fırat'ın, Dicle'n tasadan asi akar

Dört bir yan hayran olurda

Mucizeler yaratır

 

Dilmun'a... Eden'e...İrem'e

Firdevs bahçelerine bakar

Rayihalar içinde Enlil

Göz kor, Ninlil'e tutuşur

İnanna'dan kaçsam

İştar gelir üzerime

Kybele meme uzatır

Marduk'un gözlerine takılırım

Dumuzi'den bolluk alsam

Sonu gelir cennetin...

 

Lakin, yapıyı kuran şimdiyi bulurum...

 

Her gelişim, dönüşüm

Toplumsal ittifaklarla

Tufan koparır minnetin

Hafızalar tazelenir travmadan

Tuz buz edersin anı

Meme tuttuğun ananda

Art alanda

Ansı mahfiller neşettir inanda

 

**

Ey okur!

Her nebzede, Anadolu'yu arama

Bir seyirin, başka bir seyirinde

Başlangıcın bir ılıman koşul

Gelişmesi de var ama...

 

**

 

İnsan, sürer iken demini

Toplum olanıyla, halksalıyla 

Alışmalarda iken sürprizlerin *1

Kıyas tutuşturur çelişkilerin

Bir duruma yatkınlaşırken daha

Tamda gün tutarken

Bir sürpriziyle cuk oturan.

 

Kimi avcı grup

Kimi çoban grup

Kimi çiftçi grup

Kimi de çapulcu

Süreçle alınmış yol evrilirken

Akıllar çelişkiden çelişkiye

Olgunlaşarak uygarlaşarak devrilirken

 

Tam bir gidiş oluşla

Özü girişmeden ilişkileri sürürken

Ortada yok topluma yürürken

 

Baharı koklasam

Düş çiçeklerim patlayacak

Bir tomurcuk, bir tomurcuk daha

Yemliha, Mekselmine hele Kıtmir

Uyanacak uykusundan haçan

Ne baharlar devrilmiş olacak

Ben kucak açan

 

Geştinna'nın yer altı gezmeleriydi

Düşümün patlayan kısmı

Gılgamış'tı yanına yakışanı

Anlayamadınız Enkindum'la kavgayı

Mitolojik takıldınız

 

İyiyi kötüyü bilmişti ittifak

En yüce değer erdemdi

Erdemliydi İnanna fahişesi

Dağ duvarlarına aks eden ruh neşesi

Kutsallıktandı iniltiler

Renk renk cümbüşle tapınağın çehresi

Aidileşieken ittifakı behresi

Bir türlü sevemediniz kutsal orospuyu

Bilmediğinize saymayıp cehlinizi

Bilebilseydiniz eğer, anlayabilseydiniz

Görürdünüz günceye idi Vehbi'nin kerrakesi

 

Sarah kısırdı veremezdi meyveyi

Ne yerindi ne göğün evlat aiti

Tapınağındı Sargon, Horus'lar şahidi

Kutsal kadın idi naditum, entum***

Bakireydi İnanna, Aksi küfür

Kutsal dağın ruhu İnanna'ya üfürür

 

Düşümün patlamaları geçişiyordu

Birindeyken daha, biri seçişiyordu

Yer yürüyor gök sürüklüyordu *2

Göğün suret nefesiydi tapınak yerli

Bir totem soy aitti oluşaydı çaba terli

 

Okuyabilseydik eğer

Tevrat yorumlar gibi yorumlasaydık

İştar'lar; Dumuzi'ler nekadar biz

Bizler de ne kadar sizlerdik meğer

Olmazdık firari soyunuşlarda

Toplumsal yola koyuluşlarda

 

Bir varmış bir yokmuş

Bundan sekizbin sene önce

Yaşlı bir anne, yaşlı bir baba yokmuş

Gel zaman git zaman

Dağın ruhu ve ruhun üfürmesi varmış

Kimi pek çok doğuranları bakire

Tanrıya ait doğururmuş

Kutsal nurdan

Bu ilişkileniş toplumun habercisi

Kimi hâlâ toteme doğurur tabirle

Analar ana, babalar baba değilken

Babalar kutsal, analar bakire olmuş

Ana yerden hasıl, baba gökten Enkindum

Baba yer dahlinde anne Anu'ysa gök

İttifak ilişkileri cinler periler

Yavaş yavaş eski totem adetler

Yeni semboller üzerinden geriler

...

 

Gökten üç elma düştü,

Biri başımıza, biri aşımıza, biri yaşımıza

Yinede çıkalım kerevetine

Masal benim düş çiçeklerim

Suyum, aşım, gıda içeceklerim

Ben masalı çok severim.

 

.....

 

Dünüme tükürdünüz, igigi'ler

Yüzümüze tükürür gibi

Sizdendi, kurban edilen

Birinizindi etiyle kanıyla

Balçık kılıpta, şekil verilirken kile

Tiksinme iğrenme var ediyordunuz

Aittenizde olanı

Yememeyeydi tüm çile

 

İğrençlikle tükürüyordunuz

Siz olan kurbanın üzüntüsüyle

Bir gün, üç gün, yedi gün taamsız

Aç olmanın zafiyet süzüntüsüyle

Yas tutuştandı oruç

ittifakı selamet içindi huruç

 

Düş çiçeklerim bir kez Eridu'da patladı

Bir gün uyanırsınız ki gün dün değil

Dışınızdaki yıkıntı ve zanlamalar

İçteki sıkıntı ve anlamalar olur

Kendilerindendi ejderlere devlere

Verilirle tutulmalık

Etnik çatışmalarından kurtulmalık

 

İlişkilenme ve düşünmelerle

Hâle yola girişte darma dağın

Kandı candı, geçişen akraba bağın

Verilmeliydi armağan canından

Sevdiğinden harcayıp heyecanından

Olacaktı ahitçe aitti

İgigi'ler ağlarken, Anunnaki'ler şahitti.

Boşuna mı istenmişti İsmail'in canı

Değil miydi ekmek yenirken bedeni?

Boşuna mı şaraptı içilirken İsa'nın kanı!

 

Heyhat her edimi, zılgıtla isyan

Olmuyordu olup biten akıllarda nisyan

İnsandı, insanı kurban ederken

Aitti eşini düşünmesi ile bungun

Yerinize geçecekle emek ürünleri sungun

Canınıza denk edilişiyle ongun

Sosyal töresi soydan gelişle

Toplum yöresi can, ter emek

Eşit kılınmakla aittiniz demek

İnsan kanı dökme yerine konuşla minneti

Duyulmalıyd saygı zimmeti

Kutsal muktedirliğine kefareti.

 

Bir ön oluşlaydın ey insan

İttifakı ata soy ile insan

Totem çeşitliliği idi aiden

Yeni ittifaklamalarla

Zemin sel tutkalaydı zaman kaiden

 

Bir adım atmana

Eski alışmalarındı tartı

Sembolik, totemik

Ayinle kılınırken artı

Kesikli sürekli

Zaman geçişiyle yürümesi

Kırılır yeni baharla

Geçişlerin uykulu ayık sürümesi

Bayram geçişleridir

İnancın andaki ritüeli çürümesi

 

Razıma geldin felek

Olmuş bir kavun gibi

Tevekten sürüldük

Hevenk olduk büründük

Kazanlar kaynadı yüründük

Birin ağladı dün sen ağlarken bugün

Yedi soy totemden her biri yedi gün

Tufanlar koptu

Akıla soyun denirken eski urban

Edilirken insanlar kurban

 

Gök tutamadı suyunu

Göz yaşlarından

Tasasından unuttu yer

Kurağından yutma huyunu

Ea, İştar, İnanna, Enlil, Enki...

Anu'ya kaçışırken en gücelere

Yer sarardı gök karardı

Mekânla ziftleşen

Tanrılardı bu heyecanı korkuyu

Titreşerek çiftleşen

Sarılışlarıylan birbirlerine

Yok oluyordu yarattıkları

Bin bir emkle heba oluş

Zor geliyordu bu son yücelere

Sözleştiler bir daha tufan etmemeyi

Yer gök ehlinden olan cücelere

 

Beş yerde beşi bir, beş şehir

Ne tufandı yaşanan, ne öncesini tehir

Devamca yağış katılışınca akan nehir

Bu kabil yaşanılama birikişiyleydi mehir

 

Bir çok sosyal aidiyeti değerler

Solmuştu güzde

Aynı ittifakı totemle soy oluş

Hakkına razı gelirken cima

Olmuştu mülkiyetçilikle şimdi,

Hem de ilk dikkatinde

Ele alışı yasaktan bir ima

 

Sofra yiyecek ayrılığı

Cinsel seçimli kayrılığı

ittifakı totem düzenleşimiydi

İlanen kardeş olunurdu

İçerken karşı aitti kurbanın kanını

Evlendiği klanın her bir canını

İkinci yasağa konu kan içilimi ahitle zemlendi

Bağ dikti, düzenleten zamanı

Kan yerine şarap içişle demlendi

Eski, kanla kardeşleşme rit şanını

 

Var oluşla varlık

Zıtlandı, birlendi, tekillendi

Tatlı, tuzlu sularda

Kişar ve Anşarla şekillendi

 

Öncel bilinirli davranımla değil

Mülkiyeti ilişki içinde

Oluşlasın cani, rızkına kani

Feveranıyla hırlı hırsızsın yani

Sembolizmdeydin sen ki

Yasak meyveyi yerken

İyiye kötüye uyanışın belki

 

Gök ilahı Anu'ylan oğulları

El alışla evlattı Enlil, Enki

Eski yok olup düzenleşir ilkeyle yeniydi

Kurtarışa konu tufani boğulları

 

Enki toplum sal dönüşümle tekleşecek

Marduk'un babası

Eski bağdı sosyolojileri kırışla

Eski aideti alışmaların

Her bir şaşmasını düzenleme, çabası

 

**

Tufandan sonra Eridu

Beş yerleşimden her biri

Ur, Uruk, Lağaş, Nippur

Yeni isim

Ve yeni ittifakı yaşamla dipdiri

 

Gökten (Asur'dan) gelen tatlı sular

Dilmunda akardı, Eridu'da kasra

Yerin (aşağının) tuzlu sularıyla

Buluştuğu yerdeydi Eridu, Basra

 

Tuhafsın Enki

Fırat'ın sularını gözlerin süpürürken

Tufanlar kabartacak taşmalarla

Tiamat kucak açsada bir ittifaka

Fazlaydı yerin ve göğün totemi

Karışmalı, sarışan kucakla

Gök ve yer yerleşimli idi, önemin

Tiamat, tuzlu su kıyısında savaşır

Çapayla, bağrını yırtarken sen, yerin

Sosyolojiklik takılır senin erken dönemin.

 

Toplum sal bağıntı olanaydı

Bilmeden kucak açan girişen yürümen

Etnik ata totemi, peşte sürümen

Yetemedi, anlayamadı yerin ehli

Yaban bulurdu gök, birin birine

Totem aidiyeti

Tek gerçek bilip aitti oluşlarına

Tutku kılmalarıydı cehli

İnsan soyuna düşecekti gök, titanla *3

Karışacaktı yerde;

Neşet edişti Nefilim soy, hitamla.

 

İttifaklar donuklaşırken

Enki'nin gök gözlerinde

Okunuyordu Tiamat'la, sözlerinde

İlişkisel değer katıyordular yaşama

İtifak düzenlerini

Sembolize edebilmek

İnisiye oluşla Rehabiliter

Şimdiye kerameti bir aşama

 

Bir yüzü gökten

Bir yüzü yerden

İki kol sararken

iki kolla açık İzimud

 

Yerdendi tırmıktan pençe

Gökten kanattı

Çapadan gaga

İki başlı kartala

Şimdiki totem ata

 

İlk olan aidiyete felektendi buyurma

Şimdi, girişimle gerektendi, duyurma

 

Koca Sümer yapıyı kurdu:

Ur'du Uruk'tu, Lağaştı, Eridu, Nippur

Şehirler ittifakıyla toplumlar devlet durdu.

Sözleşmeyle, oldular deniz

Olup bitenle renk renk her bir beniz

Yeniye, her aitti totem katkısı

Damla damla düşüp dalgalandıkça

Farklı faz kırılması ile kavranıyordu

Damlalar deniz gibi davranıyordu

 

Arandıkta durumu icaptan

Yoksa yerde karşılığı

Yaratılacaktı

Toplumla toplumlar arası

İnsan-insan

insan-toplum darası ittifakla

Buyuracaktı hakim sesle

Tek kutsal Tanrı

Örece nesnel gerçek

Görece sanrı

 

Suda yıkanıp, ateşte pişen

Kanı akıtılıp ya da boğazlanıp şişen ins.

 

İç ve dış yamyamlık dönemine

Oluşla eşleşir şeçenek cins

Her oluşum eşleşiğiyle anlama bürünü

Tanrı'nındı her şeyin ilki olan, ürünü

Evlat, hayvan, bitki oluşuyla, turfanda

 

İlk oğul İshak (İsmail) ile

İlk ürün olma hakkının kurbanı

Kabil, öldürünce Habil'i

Öldürüleceğini Rab'bine diyordu

Öldürülmemesi için Tanrının

Köle aitlik işaretini anlına yiyordu

 

İnsan sunu ritüeliyle olurdu şanda

Toplumsal belleğini silimdi tufanda

 

Bu icap

İlk yürüme gibi, ilk büyük kırılma

Toplumlar gelişmesinin

Girişme ittifakıydı Uruffan'da / Uruffak'ta

 

Antlaşır olan her bir girişmesi

Unutamayacağıyla unutmanın bilişmesi

Bayram olur, kötü gün olur her saplantısı

Toplumlar arası anlaşma ittifaklaşması

Emeğin ürünüyle kutsalı ve kurbanı

Totem mesleğinden inek, koyun, deve

Fasulye, buğday; konduğunda her eve

 

Çoban ve çitçi geçimle sunuyordu ürünü

Kendi yerine sunağı olan yemezi türünü

 

Diyet karşılığı, saygılanma idi totem

Toplumların da anılacak namıydı totem

Ongunlaydı, toplumun da adı

Öküz toplumu, it toplumu diye kapınmak

Can kurtaran bitki, hayvana tapınmak

 

Yeni aidiyetti ittifakın

Bilinç silimidir eskinin unutması

Günlük hayatla girişir yer tutması

Yeni anltla totemini öv durma!

Unutulan bağıntıdan

Halası idi, insanların hurma

Kendisi ins, karşısı cins donunda

Domuz topluluğu, domuz görünme tonunda

Ataların ilişki biçiminden gelirdi

Bu anlatım ve kavranışlar sonunda

Sunusu ileydi görünen soy sopluluğu

 

Farklı güç ve görünüşle insandı

Kendi yerine eşiti, kurbana konu

Bitki ve hayvandı görünüş donu

Kurbağa prensti, ejderhaydı ili

Bileceği elbet, bunların dili!

 

Kendilerini geleceğe

Anlatırken bileceğe

Allamadılar pullamadılar sözü

Üst üste Arapsaçı etmediler özü

 

Hep bir ilişki ve düzenlenişin

Akabi olacaktı halkla tüzenleniş

Kiminle evleneceği

Mirastı konu girişmelerine

Belli olacakken soyu sopu

Eşiğine adım attırıyordu

Sembol kılarken bunu, İnanna orospu

 

1.Bölümün Sonu

 

Dünüme tükürdünüz İğğiler: Bir anlatımda ittifakın insanı İggi'lerin canı ve kanı ile yoğrularak yaratılmıştı. İttifakı insan kendi canı kanı olan insan totemdeşini yemeyecekti. Bu yüzden söz verirken yere tükürmüş, bu antla totem eşini yemenin iğrençliğini belirtmiştiler.

Enki: Sami ilahı Ea'nın Sümer asıllı olan su ve toprak ilahıdır. İnsanlara sanatı bilimi öğreten, insan Ziusudra'ya seslenerek tufanda insanları kurtaran ittifakı yaratıcı ilahtır. İlk sümer ittifakı içindeki Anu, Enlil, Ki (ninhursah) ve Enki, 4 ayrı totem kültü temsil eden çatı totemden biri gibidir. Kutsal Me'lerin (mesleklerin) koruyucusudur.

Enki ve Ninhursah girişme bağıntısı, başlardaki erken dönemden taşınan ortaklaşa yaşam (cennet) kültünü, ittifak içinde giriştirebilmenin uzlaşmaları olucu kaoslu süreçtirler.

Enki ve Ninmah dönemi ilk ittifakın içine taşınan erken dönemin cennet algılı yaşamıyla ittifakın etnik kültür aitli ayrılıkçı ve çatışmacı yaşamını; ittifakın kültür insanını yaratmakla çalkantılı ortamı reğüle eden süreçler girişimini başlatan süreçlinimlerdir.

Enki ve İnanna girişme bağıntısı, karşı totem gruplar evliliği ile melez doğum olan kültür insanını konu edinen, ona meme vererek, ona süt emzirerek; ittifakın ahti (ant içimli) uyruğu kılmaların yeniden ve yeniden kurumlaşmaları sürecidir.

Enki ve İnanna girişmeli kült; tufandan sonra yani eski hafızaların unutturulup, silindiği törenlerden sonra yeni düzenleşim kararları alınan ant sal ittifaktan sonra, eski yönetim merkezi ve Enki şehri olan Eridu'dan, yönetimi alıp; yönetim merkezini İnanna şehri olan Uruk'a taşıma. Merkezi yönetimi ortaya koyan site bileşimli devletler süreçlerini düzenleme bağıntısıdır.

 *1 Alışmalarla sürprizlerin: Alışmaların güven veren rahatlığı sürüp giderken, bu rahatlığın şaşması. Yani değişen ilişkiler, bilineni, kolaylıkla yapılan alışmaların farklı olanına zorlayan, yeni bir karar aldırıp, yeni alışkanlığı dayatmasıdır (süriprizidir.) .

*2 Yer yürüyor gök sürüklüyordu: Yaşam zorunlu ilişkileniyordu, girişmelerle.yukarı aşağı toplulukları girişerek yeni aidiyet ideolojisi geliştiriyorlardı.

*3 Titan (Yunan'da) , Nefilim (İsrai'lde) : Yerin kızları ile göğün (yukarı memleket Akad-Babil) erkeklerinin evlenmesi sonucu oluşan, yeni soy oluşların, girişme sonucu, döl jenarasyonları. Yani farklı iki atasoy totem aidiyetin, toplumsal zorunluluklarla girişen ittifaklarını söz konusu eden, farklı kültürlere ait, benzer anlatımlarıdır.

Mezopotamya'nın doğusundaki yerleşiklerin, M.Ö 2000'e doğru o günkü totem soyların, çevreyi algılama ve çevre ile ilişkilenmelerini yansıtmaları esastı. Bu tür ilişkilenmelerin sosyal ve nesnel şartları; bugünlerde olmadığından, bizde olay ve olgulara, bu günkü mantalite ve ahlak anlayışları ilişkilenme biçimleri bağlamından bakmaktayız. Bu nedenle anlayamadığımız ilişkilerin bizlere mitolojik gibi gelen anlatımları.

Toprak ve çamurdan yaratılan aşağı yerli Sümerler'le, ateşin temiz kılıcılığı, vaftizi üzerine, ateşten yaratılışı anlatan, ateşten yaratılan, ışık totem soylu, sayılan gök yerli yukarı kültlerin; kendilerine göre aşağı cihette olan etnik kültürlerle; kız alıp kız verme evlilikleri.

***Naditum, entum, Nubar'lar kutsal statülü tapınak kadınları olup, kocasına çocuk vermeyen bakireler! Bakınız Hamurabi yasaları madde 137 138 139 140... 144 145.. Kutsal dağ (tapınak) ruhundan gebe kalır manastır kadınlarıydılar.

137 -Eger bir adam, ona çocuk doguran bir sugitum'u veya ona çocuk temin eden bir naditum'u boşamaya karar verirse, o kadına çeyizi geri verilecek ve tarlanın, bahçenin, mal ve mülkün yarısı ona verilecek, evlatlarini büyütecektir. Çocuklarını büyüttükten sonra, çocuklarına verilen maldan varısıymis gibi, bir hisse kendisine verilip, gönlünün istediği bir kocaya varacaktır.

144 -Eger bir adam bir naditum ile evlenirse ve o naditum kocasına bir kadın köle verirse ve o kölenin doğurmasına sebep olursa bu adam bir sugitum ile evlenmege karar verirse o adama müsaade etmiyeceklerdir, sugitum'u alamıyacaktır.

145 -Eğer bir adam bir naditum ile evlenirse ve ona çocuk temin etmezse ve sugitum ile evlenmeyi kafasına korsa, o adam sugitum'u alacaktır. Onu evine sokacaktır o sugitum, naditum ile yarısmayacaktır. (burdan İbrahim'in kısır karısı Sara ve köle Hacer bağıntısını bulabilirsiniz)

 05.05.2009

Bayram Kaya

 Bu şiirin hikayesi:

Art Alanda Bir Çığlık Anadolu isimli çalışmam üç uzun, ana bölümlerden oluşur.

Önce, uzun çalışmamın ikinci bölümü oluştu. Aslında bir plânlama gözetilmeden, Mezopotamya Kültüne çağdaş ve bilimsel olmayacak her bir ham bakışlara karşın, bir yergi immişçesine oluşturuldu.

İnsanlık tarihi özelindeki Mezopotamya merkezli kültün geçmişine sırf mitolojik tarzda bakışların ironisi işlendi. Asıl Sümer metinlerine;'bu eskilerin bir masalı' denmelere yergici bir göndermedir.

Sümer metinleri toplumlaşma ittifaklarının sembolizmi iken, metinlere masal ve cahillik ürünü dendi! Bu nedenle bu çalışma sosyolojik, antropolojik ve dahi tarihsel olmayan bu tür bakışların küçümseyici göndermelerine karşılık yapılan bir ironidir.

Yine bana göre kült ironisini oldukça anlamlı bulduğumdan çalışmam tarihi sürece saygılı ve gerçekliğin, derinliklerini hisseden bir çalışmadır. Çalışmamın 3. kısmın daysa, bu uygarlıkların nasıl bir biri içine geçişerek bir biriyle olanca girişmelerini yaparak bu günlere değin nasıl geldiğinin vurgulamalarını temel alarak, çalıştım. 

Tarihselliğin böylesi bir difüze anlama ve anlatım olaraktan geçişmelerini, gözler önüne sermeğe çalıştım. Çalışmamın 1. Bölüm konuları içinde toplum ittifaklarının en temel yaşamsallarına zemin olan zorunlu konuların kurumlaşmaları işlendi. Bu açıdan bakıldığında uygarlık tarihi bir ittifaklaşmalar ve kurumlaşmalar tarihidirler.

İlk ittifakı oluşumların yazıdan önceki aktarıcıları din ve inançtırlar. Yani bizim şimdilerde masal, mit dediğimiz ya da bize öyle gelen devasa bir edebiyattırlar.

Mücadeleler tarihi içinde savaşlar sonunda nereler alınmışsa alınmış. Nereler verilmişse verilmiş. Ne kadar süreçleşecek vahşet, kin, garez, düşmanlıklar ortaya çıkmışsa çıkmış. Ne kadar ülkelere baş eğdirilip, ülkeler vergilere bağlanmışsa bağlanmış; sonuçta tabi olunan iyi ya da kötü İTTİFAKLAŞMA SÜREÇLERİ orta ya konmuştur.

İttifakı sürecin içinde; ne kadar sömürü, ırki öznellikler, olursa olsun; bunlar hep aşıla aşıla evrimleşmiştir. İttifakı sistemlerin geri beslenmeli kontrolleri aşamalaşarak ortaya sürecin gelişmeleri çıkmıştır. Ve bu gelişmeler hep ileri doğru oluşla çıkacaktır da. İttifakın belirdiği her yerde bu zorunluluklar bağıntılı gelişmeler çeşitli bahane ve sebeplerin öznel kavgalarıyla da oluşturulmuşturlar.

Bu sudan sebepler, kimi kez din, bazen çapul, bazen elçimi öldürdün, bazen üzümün sapı var, armudun çöpü var denişle, bazen özgürlük ve namus savaşlarının ayrıntıları içinde boğuluşlarla ittifaklar hep güme gitmiştir.

Tüm bunlara getirilmek istenen kimi açıklamalarda, kimi kez sosyolojik, kimi kez tarihi nesnelcilik ve dahi antropolojik süreç olgu ve olaylarına değinmelerle, uygarlığın temelindeki ittifakı kanatların zeminlerine birer kanaat oluşturulmaya çalışıldı.

Panaromik olaraktan verilen argümanlarla, okur bilincindeki olası ortalama birikimlerin çağrışımları, hedef alınarak seslenildi. Tabi bu sesleniş okurun ilgi ve bilgi sel olan birikimlerine karşın, okurun sübjektif oluşuna da izafelendi. Yine bu seslenme bağlamında sesleniş bir okur uyarıcı olacaktır. Bekli de konu okurun ilgi alanına girişle, okurun araştırma yapmasına da neden olmaya yöneliktir. Ama 2. bölüme göre de daha nesnelci bir bakışın ürünü olunmasına gayret edildi.