Aşkı anlamak zordur. Sırrı o aşkın içinde saklıdır. Zaten aşk anlaşılmak ve anlatılmak  için yaşanmaz. Belki yaşayanlar bile çözemezken bu aşkı, dışındakiler nasıl idrak edebilsin o aşkın sırrını!

   Tıpkı Mevlâna hazretleri  ile Şems arasındaki aşk gibi. Hâlâ anlamakta güçlük çekenler olduğu içindir ki yaşadıkları dönemde olduğu gibi şimdi de o aşka leke sürülmeye çalışılıyor. Bu hep böyle sürüp gidecektir. Aşkı yaşayanlarla aşkı anlamayanlar arasındaki ruh ayrılığı. Aslında içinde bir kutsiyeti barındıran   her aşk öyledir. Öyle ya, vatan aşkını da vatanı uğruna can verenler bilir. Onun sırrı ve güzelliği can verişinde saklıdır. Bizim kavrayışımızın ötesindedir bazı aşklar.

    Ahmet Ümit 'in Bab-ı Esrar adlı eserinde dile getirdiği gibi: "Yuce Peygamberimiz ile Hz.Ali arasındaki dostluk, muhabbet, yakınlık ne ise, Hazreti Şems ile Hz. Mevlâna arasındaki dostluk odur. Aradan yedi yüz küsur yıl geçmiş olmasına rağmen, insanların hâlâ onların arasındaki ilişkiyi savunmak zorunda kalmaları üzücüydü. Öte yandan, bu iki sıradışı insanın ilişkisi merak edilmeyecek gibi de değildi. Onlar buna aşk diyorlardı ama onların bu duyguya yüklediği anlam ile bizim kavramlarımız arasında sanırım epeyce fark vardı. "(335.sayfa)

     Bazı aşklar, yaşadığımız boyutların çok ötesindedir. Tanımlanması zordur. Bizim kavramlarımızla izahı mümkün değildir. Bize aşırı, anlaşılmaz ve kuşku verici gelebilir. Bazı  aşkları anlamakta zorlanmamız, belki de âşık  olunanın değerini anlamakta zorlanıyor olmamızdandır. Belki de o aşkın, bizi asıl maşukla buluşturan bir gönül köprüsü olduğunu göremeyişimizdendir. Allah aşkının yüceliğine ulaşmanın gönül köprüleridir o anlamakta zorlandığımız aşklar. Aşkın zirvesidir belki de...







21.04.2018