Aşka âşıktır kimileri. Adeta kaybolurlar aşk denilen labirentte. Acı, aşk acısı demektir âşıklar için. Sevgiliye duyulan özlemdir acı. Ondan karşılık görememektir. İsmin bütün halleri aşka eklenmiştir: Aşk, aşka, aşkı, aşkta ve nihayet aşktan. Aşk için ölmeli. Aşka dair şarkılar söylenmeli. Aşkı yaşamalı. Aşkta gurur olmaz ve nihayet aşktan sarhoş olmalı. Aşkın bütün bu halleri, hayatınızı farklı bir boyuta taşır. Önce yalın haldedir. Sadeliği barındırır. Belki bir bakış veya tatlı bir sözdür. Sonra sevgiliye yönelmektir. Kalbini ona yöneltmektir. Yöneldikten sonra ona aşkını sözlerle belirtmek, dile getirmektir. Aşk, belirtme halindedir. Bir sonraki hal, artık sevgilinin yanında bulunma halidir. Artık, son haline varmak üzeredir aşk. Yani âşıkların istemedikleri bir hal: Uzaklaşma hali. Sevgiliden uzaklaşmak zor gelir. Çünkü uzaklaşma hali ayrılık demektir. Elveda demektir. Özlemek demektir. Bütün olumsuzluk eklerini almıştır aşk. Sensizliğin şiirini yazar. Sensizliğe yazılan şarkıları dinler. Aşkın hallerinden sarhoş olur âşıklar. Aşkın her haline hem meftundurlar hem de özgürlüğü ararlar. Bazı aşk hikayelerinde de anlatılan bambaşka bir hale bürünür kimi aşklar. Mecazi aşktan ilahi aşka yönelir bazı âşıklar. Tıpkı, Fuzuli'nin Leyla ile Mecnûn adlı mesnevisinde olduğu gibi: "Leyla'dan Mevlâ 'ya ulaşma."  Aşkın zirvesidir ilahî aşk. Aşkın ebedi halidir. Âşığın hakiki sevgiliyi keşfetmesidir. Ama şunu unutmayalım: Aşka biraz olsun âşina olan gönüller ancak varabilir aşkın ebedi ve hakiki olan en güzel hâline.