ATEŞ İLE İLGİLİ MAZMUNLAR TAHAYYÜLLER VE BEYİTLER
Ateş ve ateş ile ilgili mazmunlar ve tasavvurlar tüm divan şairlerinde ama özellikle Sebk-i hindi şairleri Şehrî ve Şeyh Gâlib’in şiirlerinde görülen ateş ve ateşle ilgili unsurların dikkatleri çekecek derecede çok kullanılmıştır.
Ateş divan şiirinde oldukça çok kullanılan somut bir varlık olan ateş ile ilgili üretilen, düş, hayal ve hülyalarla dolu bir mazmun ve imajdır. Ateş, sıcaklığı ve rengi dolayısı ile şairlerimizin ruhunda ve zihninde pek çok imajlar ve imgeler oluşturmuş şairlerimizi is ve renk ile ilgili olarak çok sayıda ve çok çeşitli imgeler ve tasavvurlar meydana getirmişlerdir. Elbette ki bu tasavvurların pek çoğu ateşin somut özelliklerinin soyut imgelere yansıtılması şeklinde meydana gelmişlerdir.
Bana Dûzahdan ey meh dem urur gülzârlar sensiz
Diraht âteş nihâl-i dil-keş âteş berg ü bâr âteş Şeyh Galip
Ey ay yüzlü sevgili, sensiz gül bahçeleri bana cehennem gibi görünür. Ağaçlar, gönlü cezbeden taze fidanlar, yapraklar ve yemişler hepsi ateştir
Galib Dede ve Mevlânâ gibi tasavvufi şairlerde “neydeki yanık nağmeler aslında birer hava değil ateştir ve o ateşi tadamayanlar aşktan behremend” olamazlar. Aşk ateşi, onlara göre gönülde yanan bir ateş gibidir. Ateşi ilahi aşkın tecellisi olarak gören şairler bu bakımdan hemen her şeyi yakabilen bir varlık olan ateşi hemen her şeye hatta zıtları olan, suya, sirkeye, denize, ırmağa, şaraba, kevsere, vb benzetmişlerdir. Ateş şairlerimizin gözünde aşk ve sevgi ile eşit bir anlamdadır. Gönüllerinde bu emarayi görmeyenler yaşamamış sayılır. “Nitekim tasavvufa göre insan ateşin sınavından geçerek arılık kazanır ve aslı nur olan melekler derecesine ancak ateşten sonra yükselir. “ Divan şairleri ateşi hem bir tecelli, , hem de olumlu ve yıkıcı bir güç olarak düşünmüşlerdir. Bu gücü ve ateşi oluşturan kudret ise gönüldeki aşk ateşi, yani ilahi aşk ve sevgidir.
Giydikleri âfitâb-ı temmûz
İçdikleri şu’le-i cihân-sûz (245) Şeyh Galip Hüsn-ü Aşk
“Sevgi oğulları kabilesinin giydikleri temmuz güneşidir. İçtikleri ise cihanı yakan ateştir.”
Bâğa sensiz bakamam çeşmime âteş görünür
Gül-i handânı degül serv-i hırâmânı bile Neşâtî (Kaplan,1996:156)
“Bağa, gül bahçesine sensiz bakamam. Orada gülen/açılan güller değil, nazlı bir şekilde salınarak yürüyen serviler bile gözüme ateş gibi görünür.”
Ateş i gam
Ateş i gam” gam ateşi “ anlamına gelir. Üzüntü yakan bir ateş olarak tarif ediliyor demektir. Gam ateşi kesreti, mâsivâyı simgeler.
Dünyâları tutmuş âteş-i gam
Gird-âbları çeh-i cehennem (Şeyh Galip Hüsn-ü Aşk 1588)
“Gam ateşi dünyaları kaplamıştı. Girdapları cehennem kuyusuydu.”
Ateş-i Nar- ı Firak
Ayrılık ateşi
Âteş-i gamdan yanupdur pâkdür cismüm benüm
Bil ki şol bir âh-ı âteşnâkdür cismüm benüm Necâtî Bey (Tarlan, 1992:305)
Rehâ bulmak ne mümkin sûziş-i mihnetden uşşâka
Visâl âteş firâk âteş belâ-yı intizâr âteş Şeyh Galip
“Âşıklara mihnet ateşinden kurtulma yolunda bir kurtuluş mümkün değildir. Çünkü vuslat/kavuşma, ayrılık/firak ve bekleyiş belâsı ateştir
Nâr-ı firâka yandı dil-i nâ-tüvânımız
Gûyâ zebâne oldu o nâra zebânımız Hayâlî Bey (Tarlan, 1992:157)
“Güçsüz, takatsız gönül ayrılık ateşine yandı. Dilimiz sanki o ateşe yalım oldu.”
Ateş-i Suz
Ateş-i suz, veya suzan ayrılık ateşidir. Ayrılmak ateşte yanmak gibi düşünülür.
Âteş-i sûz-ı firâkun bir hararet virdi kim
Nûş ider bir demde dil deryâ-yı ummânı dürüst Bâkî (Küçük, 1994:114)
“ayrılığın yakıcı ateşi öylesine bir sıcaklık verdi ki bir nefeste gönlüm büyük denizi içine alır, içer.”
Ateş Denizi – ( Bahr-i aşk )
Yakıcı ateş denizi
Bin başlı bir ejder-i münakkaş
Mumdan gemi altı bahr-ı âteş (1245) Şeyh Galip Hüsn-ü Aşk
“Bin başlı bir nakışlı yılan, ateş denizinin üzerinde mumdan bir gemi.
Ateş suyu_ Ateş cuybar
Ateş kendisinin zıddı oan her şeye benzeyebilir. Gönül ateşi veya aşk her şeyi yakabilen bir kudrete sahiptir. Bu nedenle, ırmak dere, nehir, deniz, su ateşe dönüşebilir veya benzer.
Doludur zülfün ucından cemâlünle cihân âteş
Giceyle olıcak halka katı eyler ziyân âteş (Necâtî Bey
Ateş- i Semender
Ateş’in üzerinde yürüyebilen bir kertenkele türüdür ( Bkz Semender)
Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
Semender-tiynetân-ı ‘aşka besdir lâlezâr âteş Şeyh Galip
Gül de, gülfidanı da, gül bahçesi de ve hatta o bahçeden akan ırmak da ateş kesilmiş yanıyor. Aşkın semender yaratılışlı erleri (âşıklar) için, zaten ateş de bir lale bahçesi olarak yeter...