Az Kafa Yoralım İnceleyelim
Yorumlayalım

“Yollarda kaldı
gözlerimiz, gelmedi haber
Bakarım, bakarım sılam görünmez”
Dizelerinde neden
haber gelmez dediği haber nedir? Sıla
yolu neden görünmez? Sılada bekleyen kimdir? Hangi kavramlardan söz
edilmektedir? Âşıklığın güç bir uğraş olmasını belirtir? Toplumsal yaşamın büyük ölçüde değişmesini mi anlatır? Nice garip âşıkların gurbet
illerde yitip gitmiş olması mı söyler?
A-Âşık sevdiğinden
geçim şartlarının bulunduğu
durduğu
yerde uygun olmamasından dolayı kolayı bulamayınca olayı başlar gurbete rızkını
kazanarak yâri ve çocukları için kazanmak için gitmesi, gitmekle çarenin hemen
gelmemesi, gözlerde yaşların damla damla süzülmesi. Geçim zordur hele birde
işin olmaması daha acıdır. Birde o yıllarda iletişim için telefonun olmaması
mektupla haberleş ilmesi,haber aylarca gelmez nazlı yâr ve çocuklar okuma bilmez mektup
yazamaz, varın gurbettekinin halini siz düşünün. Şairin dediği
gibi.
Şu dağlar
olmasaydı,
Çiçe
Çiçeği solmasaydı,
Ölüm Allah’ın emri
Ayrılık olmasaydı.
Ölüm Allah’ın emri
Ayrılık olmasaydı.
B-Geçim derdi bitmez insana
yetmez, bir gün değil ki gidilip de gelinsin
bir ömür sürer. Gurbet ilde ev tutmak, eşya düzmek kolay mıdır? Alınan üç beş
kuruşla anca karın doyar bir de eş çocuk vardır. Yâr ile çocuklar yolunu gözler
âşıkta onlara kavuşmayı bekler özler. Gurbet zordur geçim zordur, insanlık
zaten yoktur bu kavramlarla anlamlarla yakınmalarla sızlanmalarla, âşık halini
mısralarında anlatır tabi anlayana. Toplumsal değişim gelişim önce
insanlıktan, insana saygıdan emeğinin
karşılığını vermekten başlar, gurbete gidip te
dönemeyenler çoktur. Âşık şair içinde bulunduğu
toplumun sosyal yapısını ve iç mücadeleleri yansıtır dizelerinde.
C- Ela gözlerine
kurban olduğum
Yüzüne bakmaya doyamadım ben
Yüzüne bakmaya doyamadım ben
İbret için gelmiş derler cihana
Noktadır benlerin sayamadım ben
Noktadır benlerin sayamadım ben
Diye türkü söylerken
gurbetteki âşık ya da şair, yâre olan özlemini aradaki mesafenin sancısını anlatır,
geceye söyler. Ayrıca duygularını engin zengin ve mizansen hatta evrensel aşk
diliyle bir sevgiyle dile yazmıştır. Sanki Âşık Serdari onun için yazmıştır. Buyurun
okuyalım.
Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim
Sefil
ireçberin yüzü soğuktur
Yıl perhizi tutmuş içi koğuktur
İneği davarı iki tavuktur
Bundan gayrı yoktur malımız bizim
Reçberin
sanatı bir arpa tahıl
Havasın bulmazsa bitmiyor pahıl
Tecelli olmazsa neylesin akıl
Dördü bir okkalık dolumuz bizim
Benim bu
gidişe aklım ermiyor
Fukara halinden kimse bilmiyor
Devletin sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim
Evlat da
babanın sözün tutmuyor
Açım diye çift sürmeye gitmiyor
Uşaklar çoğaldı ekmek yetmiyor
Başımıza belâ dölümüz bizim
Zenginin
sözüne beli diyorlar
Fukara söylese deli diyorlar
Zemane şeyhine velî diyorlar
Gittikçe çoğalır delimiz bizim
Sekiz ay
kışımız dört ay yazımız
Çalığından telef oldu bazımız
Kasım derken buz tutuyor özümüz
Mayısta çözülür gönlümüz bizim
Tahsildar
da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta
satar
Hasırdan serilir çulumuz bizim
Zenginin
yediği baklava börek
Kahvaltıya eder keteli çörek
Fukaraya sordum size ne gerek
Kahvaltıya eder keteli çörek
Fukaraya sordum size ne gerek
Düğülcek çorbası balımız bizim
Serdarî
halimiz böyle n’olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Mamurlar yıkılıp viran olacak
Akıbet alınır öcümüz bizim
Âşık
Serdari
D-
Her insan kendi bireysel olarak, varoluşu çabası içinde kendisi kazanarak aydınlatmak
kazanmak ister. İnsanın kendini ve
dünyayı kavramaya çalıştığı anda bir aile kurarak, hayatını
birliktelikle devam ettirmek için çabalarken çaresiz işsiz kalır insan bu hayat
mücadelesin de verdiği, uzunca bir serüven değil
sancıdır ıstırabıdır. Bir iş bulsa
hakkını vermeyen işveren, zamlar ah gel gör ki mutfak un, buğday,
pirinç, yağ,
çay, şeker bekler, çocuk
elbise ayakkabı ister. İşte bu gerçekliğin
akla uygun bir açıklaması arasan da sanma vardır,
var olan insanlığı merhameti adaleti yolda kaybettik bu
nedenle gerisini siz düşünün diyor şair mısralarında. İster
şairi deyin ister âşık deyin insanlık durumu hakkında ortaya koyduğu
bu hazin durumla yaptığı kattığı saptamalar, aslında insanımızın
bakış açısının ne kadar vahşi anlamsız olduğunu
ete kemiğe
bürünmüş hali ile anlatmasıdır.
Mehmet Aluç
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!