Babam doğaldı ve kelimenin tam manasıyla göründüğü gibiydi. Bilmezdi babalar gününü. Daha doğrusu tanımadı hiçbir zaman böyle özel günleri. Onun büyüdüğü topraklarda, doğunun kültüründe,  bu türden günlere rağbet edilmezdi. Bir de onun kitabında yazmazdı böyle özel günler.
          Günlük değil ömürlük bir kültürle yetişmişti. "Neymiş babalar günü" derdi. Hediye aldığımda da beni kırmamak için kabul ederdi. Aslında pek de haksız sayılmazdı. Kentleştikçe hayatımıza girdi böyle özel günler. Onun büyüdüğü topraklarda, babanın veya annenin günü mü vardı? Doğusuyla, batısıyla o kuşağın ( 1930'lu yıllar) çocukluklarında böyle günler yoktu. Modern yaşamla birlikte girdi hayatımıza. Şehirleşme ve modernleşmeyle beraber anne ve babamıza olan ilgimiz de şekil değiştirdi. Aslında kadim kültürlerde ve hepsinden de önemlisi kutsal kitaplarda, özellikle Kur'an-ı Kerim'de ana baba hakkı üzerinde önemle durulmuştur:  "Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat gerin ve : 'Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara rahmet et!' diyerek dua et." (İsra Suresi 24.ayet)
           Her kuşak, farklı bir şekilde ifade etmiştir sevgisini. Her kültürde de farklı bir yer bulmuştur anne ve baba. Ancak değişmeyen bir şey varsa o da her ikisinin de hayatımızda hep ayrı bir yere sahip olduklarıdır. Tabii yine bazıları hariç. En özel duyguların bile elbette istisnaları vardır ve ne yazık ki olacaktır da.  İyi ve doğru olan ne kadar anlatılsa da iyi ve kötü; doğru ve yanlış hep beraber var olacaktır. 
           Babamın kitabına dönecek olursam, onun kitabında hayat; emekti, hürmetti, mücadeleydi, samimi olmaktı... Sofrasını açmak ve ekmeğini paylaşmaktı... Ana ve babasına rahmet getirmek ve onların ruhlarına hediye olsun diye sadaka vermekti ana-baba sevgisi. Manevi hediyeler gönderiyordu onlara. Ben de ebedî alemdeki babama ve tüm babalara en içten dualarımı hediye ediyorum. Herhalde bu hediyemi gönül hoşluğuyla kabul edecektir. O samimi, cömert ve ibadet aşkıyla dolu babamın ve kaybettiğimiz bütün babaların mekânları cennet olsun! Bir ayet-i kerimeyle noktalamak istiyorum sözlerimi.
         
          "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana -babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine 'of!' bile deme; onları azarlama; ikisine de
 güzel söz  söyle." ( Isra Suresi 23.ayet   )       
18 Haziran 2017