BATMAN ETKİNLİĞİNİN UNUTAMAZ ANLARI.
ESA Camiasıyla tanışmamız, Kıymetli şair yazar dostum, A.Süreyya beyin beni Dörtyol 1.Türk dünyası şiirleri ödül töreni etkinliğine davetiyle başlamıştı. Ev sahibi olarak etkinliği erken duymamış olmam kendi açımdan bir eksikliktir.
Bu etkinlilikle başlayan birlikteliğimiz, Batman; şiirlerde kardeştir programına davet edilmemizle sürecekti. Yola çıkmadan önce Şehamettin beyi aradım, malum ikimizde dörtyol’da ikametteyiz… Siz nasıl gitmeyi düşünüyorsunuz dedim Arabamla gideceğim dedi, sözü uzatmayalım arabada yer varmış sağ olsun bizide kendisine yol arkadaşı etti, Sabah erken yola revan olduk.
Adana’dan yola çıkan Dost şair Mansur Ekmekçi ile iki müzisyen arkadaş,  Âşık Cevati, Müzisyen Doğancan ile Osmaniye Gaziantep otobanında buluştuk, telefon muhaberesiyle arka arkaya yola düştük, Bu yolculukta bize göre ters gelen husus dostların arabasının çok yavaş hareket etmesiydi. Süratimizi yerine göre 80-90 km. ye düşürmemize rağmen arkada onları göremiyorduk; Bu gidişle yaklaşık 600 km nin üzerindeki yolculuğu nasıl bitireceğimizi düşünmeden edemedik.
Kahramanmaraştan, bize katılacak olan iki dost daha vardı bizi bekliyorlardı, A.Süreyya ve Afşinli yerel ozanımız Ali İhsan Başpınar, Gecikmeli vardığımız Maraş’ta Vali göbeği meydanında bizi bekliyorlardı, kendilerini alarak ilerde bir çay içelim diye sözleştik. Dinlenme tesisinde Maraş çöreği ile çayımızı yudumlarken Adanalı dostlarla, yavaş gelme konusunu konuştuk, Radara yakalanıp ceza yemekten çekindiklerini söylediler ne diyelim…
Pazarcık, Gölbaşı, Adıyaman, Kâhta sonrası ve karşımızda Fıratın gerdanlığı ‘Nissibi’ köprüsü; durup seyrediyor, Fıratı geçmek için insanların çektikleri sıkıntıları yâd ediyoruz. Fotoğraflarla bu anlarımızı kaydediyoruz, Yol üzerindeki ‘Cendere’ köprüsünden bahsedilince, giderken uğrayıp görmeyi planlıyoruz. Lakın köprüyü 30 km geçtiğimizi öğrenince bu arzumuzu dönüş yolculuğuna tehir ediyoruz.
Siverek Diyarbakır nihayet Batman, Şahin Mutlu beyin tarifiyle Batmana ve otelimize ulaşmıştık, Yerleşip akabinde yemeğe geçtik, masamın yanında genç bir bayan ve bir beyefendi oturuyordu, Gülşen Gazel, Hasan Gazel Hassalı hemşerilerimdi Gaziantep’te Serencam yayınevinin sahibi ve idarecileriydi. Gülşen kardeşimin genç yaşına rağmen 10 tane kitaba imza atmış olması takdirimize şayandı. Erken gelen arkadaşlar Ecir Demirkıran beyle petrol kuyularını gezmişler, biz kaçırmıştık.
1.Gün yoğundu erken yola çıkarak Siirt seferine, önce manevi havanın zirve yaptığı Tillo ziyaretiyle başladık, İsmail Fakirullah ve talebesi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin haziredeki türbelerini ziyaret edip Fatihalar gönderdik. Yılda iki defa hocası Fakirullah Hz nin kabrine güneş ışığı yansıtan, İbrahim Hakkı Hz.nin güneş gözlüğü sistemi hayretimize mucip oldu, Hazirede yatan on bine yakın evliyanın ruhlarına Fatihalar göndererek Tillodan ayrıldık. Siirt’e Valilik makamındayız, Çayını içerek sohbet edildi. Şair ve yazar arkadaşlar kitaplarını takdim ettiler, Fotoğraflar çekildi. Vali Mustafa Tutulmaz beyle Siirt’in meşhur Büryan kebabını tadılıyoruz nezih mekânda, ziyafeti dua ile noktalıyoruz.
İl kültür müdürlüğünde salondayız, sahnede şiir okumaları, Ozanlarımız Kurbanoğlü ve Pınari’nin atışmaları güzeldi. Vali bey sonuna kadar aramızda olmasından memnuniyet duyduk. Salondaki diğer konuklarda ilgiyle izlediler. Anlatmadan geçemeyeceğim şiir okuması; Eskişehirli şairimiz Kadir Kaya beyin torunlarına yazdığı sahneyi adımlayarak okuduğu şiirdi. Ulvi Yürük beyin Batmanı görmeden yazdığı batman şiiri’de kayda değer güzellikteydi.
2. gün program yoğundu, Cuma namazının edasından sonra, Batmanlı şair A.Vahap Akbaş anısına tertiplenen, Kardeşlik konulu şiir yarışmasının ödül töreni için salondayız, Ödüllerin takdiminden sonra hediyeleri takdim edildi. 3. Olan Ali Parlak beyin Ödülü, Şair dost Tayyip Atmaca bey tarafından alındı. 1.olan şairimiz Yaşar Bayar hocamız şiirini okudu, kazanan diğer şiirler yoğunluktan dolayı okutulmadı.
 
Ve 3. Gün Mardin yolundayız, Bir güne nasıl sığdıracağımızı düşünerek yol alıyoruz. Dizilerde gördüğümüz o muhteşem şehri. A.Süreyya Bey, yazısında anlatacaktır alıntılıyorum; ‘’ …  Başlı başına bir sanat abidesi hüviyetini taşıyan Kasım iye Medresesi… Hâkim tepeden şehrin otantik yapısı ve tarihi dokusu… Arnavut taşlarıyla döşeli dar caddeler, ara sokaklar ve taş duvarlar… Hayranlıkla gezdiğimiz Mardin Müzesi, bizleri maveraya götürürken; çok şeyler fısıldıyorlardı kulaklarımıza.’’ Başka söze ne hacet… Aynı duyguları taşıyarak geziyoruz eski Mardin’in dar sokaklarında… Yeni şehir ve şehir’in güzel bir mekânında öğle yemeği yiyoruz hep birlikte.
Dönüş yolundayız yolumuzun üzerinde Midyat, durmadan geçiyoruz, Hıristiyan etnik gurup Süryanilerin yüzyıllardır yaşatılan Mor Gabriel manastırındayız ziyaret saati dışında olmamız rağmen özel izinle geziyoruz. Rehberimiz sırayla bütün mekânları gezdiriyor, manastırın alanı içerisinde onikibin azizin medfun olduğunu anlatıyor. Soruyorum: ‘ bu iki sütun arasında kaç kişi gömülü’ üst üste gömülü olduğu ve bilinmediğini söylüyor.
Aynı iki sütun arasında yol üzerine Manastıra ismi verilen Mor Gabriel sandalyede oturur biçimde gömülmüş, Bu tarz hayretimize mucip oluyor.
Midyat şehir merkezinde onbeş dakikayı geçmesin denilen süre kırk dakikayı bulunca; Kadim şehir Hasankeyf’e, Akşamüzeri varıyoruz Çoban Ali’nin anlattıklarıyla kalıyor gezilmesi gereken saray kalıntıları ve mağaraları gezemiyoruz. Dicle nehri İli su baraj gölünde kalacak olan şehir daha yüksek yamaca kurulmuş. Tarihi asırlar üncesine dayanan; Zeynel bey kümbet’inin yeni şehre taşınacağını öğreniyoruz.
 
Dört güne sığdırılan; anılarımızda ayrı bir yer eden bu programlar,  gerek icra edilen konserler, gerekse verilen yöresel tatları ihtiva eden ziyafetler, takdire şayandı. Yurdun dört bir yanından gelen dostlarla sohbetler ettik, tanış olduk hatıra fotoğrafları çektirdik. Basılı eserleri olan şairlerimizin imzalı eserleriyle mutlu olduk. İsimlerini gönül defterine kaydettiğimiz dostlarımıza ayrı ayrı selamlarımı muhabbetlerimi yolluyorum. Ve… Şahin mutlu, Ecir Demirkıran şairlerime konukseverliğin zirve yaptığı mihmandarlıkları için ayrıca teşekkür ediyorum.
 
Nihayet zaman akıp geçti, dönüş yolundayız beraber geldiğimiz dostlarla birlikte, Muhteşem köprü, ‘Malabadi’deyiz hayranlıkla seyredip hatıra fotoğrafları çektiriyoruz, Şehammettin beyle Hatay yolundayız Geldiğimiz güzergâhtan gelirken uğrayamadığımız ‘Şeytan ve Cendere’ köprülerini geziyoruz. Akşam saatlerinde ulaştığımız Kahramanmaraşta, Dostlarımız A.Süreyya Bey, Âşık Pınari ile vedalaşıyor, Otoban üzerinde Hataya yol alıyoruz Şehamettin Beyle… Yol yorgunluğundan olsa gerek yanlışlıkla Hatay istikameti yerine Adana istikametine dönerek yolu uzatıyoruz.
 
Başka etkinlikler düzenlemek, birliktelik sağlamak üzere, Dönüşten hemen önce, otel lobisinde çatısı kurulan ESADER Bu etkinliğin meyvesi olacak İnşallah…
 
Mehmet Demirel 12.05.2017