Bekle Rahman kapısında
İşte başladı sukut demleri
Sukuta dayanmaz bu vücut
Yalnızlığın çaresizdir gözleri
Beklesen de gelmez Murad
Kim ki muhabbet kapısına vara
O zaman biçarelik düşer dara
Bembeyazdır yüzler değil kara
Şimdi bekle gelir Murad
Muhabbet odur ki canları sara
İyileşir kalmaz hiçbir yara
Muhabbet ehlinde çıkmaz nara
Şimdi bekle gelir Murad
Emriyle Rahman kulunu koruyan
Âleme gönüllere merhameti koyan
Canlar içinde cana hayat olan
Şimdi bekle gelir Murad
Dilde tatlı sözleri söyleten
Bekleyene beklediğini gönderen
Derdine dermanı anında veren
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Rahmandır kapında çareleri bekleten
Solmuş gülleri sulayarak yetiştiren
Yalnızlığına muhabbet dostu gönderen
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Gelsin Rahmandan çare isteyen
Çareler içinde gülmek isteyen
Gönlünde gülleri koklamak isteyen
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Var muhabbet illerinde gezin
Dertler varsa derman için sezin
Ey kul söyle sen nesin
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Rahmanı Rabbiniz bilin
Nefis şeytanı def edin gidin
İnsanları karşılıksız sevin
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Bu âlem değil senin evin
Mezarda değil yine senin
Ahiret âlemidir senin sevin
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Haydi, gönülleri sevmeye gelin
Canları gördüğünüzde sevinin
Selamı sabahı sakın kesmeyin
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Yalnızlığın kuyusu olur derin
Muhabbetle canlar olur serin
Ara bul bakalım neresi yerin
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Varın gönüllerin muhabbet bağına
Akar iken bakın ırmağına
Sakın çıkmayın en yüksek dağına
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Fazla yüksekte olmak kula yakışmaz
Enginlik yakışır kulun canına
Arasan erersin sen muradına
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
İnsanları sevmektir kulun çabası
Severken olmaz insan kavgası
Kulun kula değil yakışır Allaha yalvarması
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Kul Mehmet’im varalım bekler hak
Ne zaman nerede gelir bilinmez emrihak
Emrihak gelmeden gönülleri Rahmana edelim ilhak
Bekle Rahman kapısında gelir Murad
Mehmet Aluç © Kul Mehmet
Emrihak: Ölüm
İlhak: Bağlamak