Beyoğlu'nun

Arka sokaklarında

Top oynar çocukluğum.

Her mahalle maçında,

Tartışmayla hırpaladığım

Çingene  çocuğunu unutur muyum.

                             

Ağzımda damak tadı kalmıştır;

Bacak kadar boyumla

Rum kızı Elly'e ıslık çalışlarım.

Ya beni rumca terslemesi,

Sinbad'ın sihirli lambasını

Üflemesi gibiydi.

 

Gençliğimin bir kısmı saklıdır,

Haçopulos Pasajı'nda.

Bambaşka duygular yaratırdık burada.

İki sevgili, el ele, yanak yanağa

'Seni Seviyorum' diye kandırdığım

Rum kızının ahları tutmadı ya.

 

Bilmem kaç geceler sızıp da

Misafir kalmışımdır Çiçek Pasajı'nda.

Şef Garson Cemal Abı’nın

Büyüklük şefkatini görürdüm,

Sabahın ilk ışıklarında

Derbeder  Dursun'u  uyandırdığında.

 

İnci Pastanesi'nde,

Çok profiterolünü yedim

Ermeni güzeli  Seta'nın.

Aşk silahıyla vururdum da

Yine aldırmazdı.

'Böyle ölsem' derdi, elleri ellerimde,

Başı hep göğsümde.

 

Taksim'in

Alaycı gülümsemelerine bakmayın,

Bırakın, bırakın yakamı

Duygular ve anılar.

Kaçacak bir yerim yok.

Benim halimden Bir tek İstiklal Caddesi anlar...