Bilirim

 

Bileğin bükülmez çelikten kavi
Mecnunu çöllere sürdün bilirim
Tavrın ve duruşun değişmez savi
Ferhatı dağlara vurdun bilirim

 

Karşında duramaz her babayiğit
Çarpılan dinlemez nasihat öğüt
Duyanlar yaktılar yıllarca ağıt
Keremi yandırıp durdun bilirim

 

Nişangah belleyip ok gibi vuran
Yüreği kaplayıp sımsıkı saran
Züleyhada sönmez harlanıp duran
Alaz alev bir top kordun bilirim

 

Zaman saatini kendince kurdun
Dağ bayır aşarak nihayet vardın
Dergahı taptukta eğleşip durdun
Yunusu yoğurup kardın bilirim

 

İhtişam kudretin dillere destan
Kapılıp tutulan demlenir yastan
Yaş dolar gözleri haz etmez sustan
Veyseli yollarda yordun bilirim

 

Mahirsin uslunca örersin ağın
Gözler kamaştırır vuran ışığın
Ah feryat figanı bitmez aşığın
Düşenin gönlünü yardın bilirim

 

Yahya Koza