
İlk Yayınlanma Tarihi: Mart 2018
Yazar: Raif Cilasun
ARKA KAPAK YAZISI
“Model olarak seçilen batı dünyasının içine düştüğü ahlaki çöküntüye özendiren genç insanların ahlaksızlık batağındaki acı çırpınışları...
“Batı.. Batı..! Teraneleri ile köklerinden kopartılan bir gencin ibret dolu hayatı...
Dini ve insani değerleri aşağılayarak medeni olduklarını sanan anne babanın zavallılıklarını içiniz sızlayacak okuyacaksınız.”[1]
KONU VE ÖZET
“Romana ve romancıya saygı gereği özet kısa tutulmuş, final bölümü yazılmamıştır. “
Şişli İstanbul’un en güzel en mutena semtlerinden biri Sosyetenin gözbebeği adeta Osman Bey’den Şişli meydanına giden yoldayız. İstanbul’un tipik eve dönüş saatlerinden biri Şişli camisine yakın modern bir apartman kalın perdelerle örtülü loş bir oda birbirlerine yapışıkça sına duran iki vücut en ufak ses çıkarmıyorlar, bir şeyler konuşuyorlar.
Bu iki insan, aksakallı bir ihtiyarla onun dokuz on yaşlarındaki, torunu okudukları kitapsa bir amme cüzüydü. Korka korka çalışıyorlardı çünkü çocuğun anne ve babası kesinlikle Kuran okumasını yasaklamışlardı. Henüz ilkokul çağlarındaki bir çocuğun kuran harfleriyle kafasının doldurulması yanlıştı. Yaşlı adama defalarca söylenmesine rağmen evde yalnız kaldıklarında küçük torunu Emine’ye kuran öğretmeye çalışıyordu.
Yine böyle bir akşam kuran çalıştırırken Emine’nin annesi Bedriye Hanım onları kurban çalışırken buldu ağza alınmayacak sözler söyledi. Hacı Arif bunlara dayanamayarak bir gün sabah namazı vakti evi terk edip kimsesizler evine yerleşti. Orda iki tane güzel arkadaş edinmişti. Onların da kendisi gibi acı hikâyeleri vardı. Birinin ismi Latif, diğerinin de Yasin’di. Onlarla günlerini geçirmişti torunu Emine’yi çok özlüyordu. Daha sonra Bedriye Hanım ve Hacı Arifin oğlu Tahir Bey yaptıklarının yanlış olduğunu anlayıp Hacı Arifi bulup eve dönmesi için Emine’yi ve Emine’nin abisi İhsanı ikna etmeleri için kimsesizler yurduna götürdüler ve Hacı Arifi zorda olsalar ikna ettiler. Hacı Arif yeniden Şişlideki evine dönmüştü.
Elif, Emine’ye piyona dersi veriyordu. Emine çok güzel öğreniyordu başarılıydı. Bunun yanı sıra gizlice Elif, Emine’ye kuran da öğretiyordu. İhsan her gün Emine’yi almaya gidiyordu. Nail beyin evine bu hep böyle devam etti . Bedriye Hanım Emine’nin kuran dersi aldığını öğrenince bir daha Elif’in yanına göndermedi. Emine’yi İhsan çok üzülmüştü tabi. Emine de İhsanın üzülmesi çok sürmedi çünkü Avrupa’ya gidecekti. Yüksek tahsili için ve ihsan için ayrılık vakti gelmişti. Çok zor da olsa ailesinden ayrılıp Gemiye binmişti. Paris’e gidiyordu. Mimarlık okumaya çok istiyordu mimar olmayı.
Güvertede Nevres adlı güzel bir kızla tanışmıştı. Çok güzel vakit geçiriyordu. Nevres’le Nevres abisi Davut’la tanıştırdı. İhsanı baya takıldılar içki içip sohbet ettiler..............
İhsan, kamarasında güzel bir içki sofrası hazırlamıştı. Filiz ve Şehime adlı güzelde iki kız vardı kumar oynamaya başlatışlar İhsan sürekli kaybediyordu Davut ise baya para kazanıyordu İhsan her şeyi çok geç fark etmişti Davut Nevres’in aynalı kolyesi sayesinde hile yapıyordu. İhsan çılgına döndü Davud’un üstüne saldırdı o sırada istemeden Filizi yaralamıştı kızın durumu çok ağırdı İhsanın başı çok büyük belaya girmişti. Filiz ölürse her şey biterdi hayatı hapiste geçerdi. İhsanda özel bir revirde yatıyordu annesini suçluyordu. Tüm olanlardan çünkü eğlen her çiçekten bal al demişti oda bunları yaparken başına bunlar gelmişti. Birkaç gün sonra her şey normale dönmüştü filiz iyileşmişti. Geminin kaptanı o gece olaya karışanları toplayıp barıştırmıştı. İhsan bu duruma çok sevinmişti ama hala akıllanmamıştı...............
Sonunda yolculuk bitmiş. İhsan Paris’e gelmişti. İhsan gemideki hayatını burada sürdürüyordu. Paris’te kendisi gibi Türk arkadaşlar edinmişti. Günlerini gün ediyor böyle harcıyordu diskoteklerde pavyonlarda zamanını yok ediyordu. Selçuk’u çoktan unutmuştu. Oysa vapurda başına gelen olayda Selçuk babasına telgraf çekip para istemişti. Ona minnet borcu vardı...........
...........İhsan da sevinçle kabul etmişti. Mösyö Rişar’ın mutlu ve güzel bir ailesi vardı bir tane kızı vardı artık İhsanda dail olmuştu herkes memnundu hayatında mutlu mesut yaşıyorlardı Mösyö Rişar dinine çok düşkün biriydi çok güzel yaşıyordu. Hıristiyan olmak istedi. Oldu da bir dini vardı artık mutluydu Hiristiyanlığa yönelmesinin nedeni ailesiydi Hacı Arif, İslam’ı anlatmaya çalışıyordu fakat annesi istemiyordu böyle şeylerin öğretilmesini oda buralarda boşlukta kaldığı için Hıristiyanlığı seçmişti annesini babasını hiç düşünmüyordu tek düşündüğü dedesi ve kardeşiydi artık ismi de değişmişti. Tom’du artık adı ailesine bir mektupla her şeyi bildirmişti. Çok üzülmüşlerdi bu duruma yıkılmıştı Özü temiz ailesi Hacı Arif ‘te üzülmüştü. Ama yinede Allah’ı bulmasına sevindi elbet bir gün İslam’da araştırıp bulacaktı. İhsan yani Tom hayatından gayet memnundu bu arada Selçuk’la Elif hayatını birleştirmişlerdi İhsan bu durumu duyunca önce çok üzülmüş sonra mutlu olmuştu. Çünkü birbirlerine uyumlulardı. Yıllar böyle geçti. İhsan’ın Hıristiyanlığın üçüncü senesinde Mösyö Rişarın evinde büyük bir ziyafet verildi. Selçuk’la Elifte davetlilerdi çok istemeseler de gitmişlerdi Mösyö Rişar çok güzel bir haber verdi davetlilere kızı Lorena ve İhsanın hayatlarını birleştireceğini söylemişti.
Hıristiyan olduğunu bildirmişti mektupla ondan sonra ne arayıp ne sormuştu. İstanbul’a gelmişti. İndiler vapurdan başladılar gezmeye Sultan Ahmet Camisine geldiler Çok güzeldi hayran kalmıştı Lorena namaz kılanları izliyordu. Ezan sesi geliyordu harika bir şekilde büyülenmişti. Lorena İhsana senin dinin çok güzelmiş dedi İhsan bir şey diyemedi sessiz kaldı birden Arifi kaybetmişlerdi dışarı çıktıklarında sekiz dokuz yaşlarındaki bir çocuğun yanında buldular Arifi
-Merhaba dedi İhsan ufak çocuğa
-Merhaba bu senin oğlun mu?
-Evet neden
-Adını soruyorum söylemiyor hiç Türkçe bilmiyor siz gavurmusunuz
İhsan güldü:
-Hayır değilim Fransa’dan geldik ama buraları iyi bilirim ben senin adın ne
-İhsan!
-çok güzel bir isim kim vermiş bu ismi sana?
-Annem.. Benim bir abim varmış yıllar önce Avrupaya gitmiş gâvur olmuş annemle babam da çok üzülmüşler onun ismini koymuşlar bana
İhsan çok kötü olmuştu. annesi ile babasının ismin ide sordu küçük İhsana
Küçük İhsan...............
İhsan kısaca:
Geldik dedi Ben karım ve oğlum artık burada yaşayacağız Müslüman olduk dedi Çok sevinmişlerdi artık Özütemiz ailesi için yepyeni bir hayat başlamıştı. Çok mutlulardı.
Mösyö Rişara uzun bir mektup yazarak her şeyi bildirmişlerdi………………….
ÖZET HAZIRLIK: Fatma Ocak
[1] https://www.kitapyurdu.com/kitap/bir-annenin-feryadi/246678.html