Düş iklimleri ile örülü sezilerim ve ezik olmadığım kadar basıp da geçmedim mi duygularımın üstünden?
Ah, nidalarım soluksuz kaldığım
Solmanın da şeceresi adeta mevsimlerden şiirler ördüğüm
Bir kompliman ise gece
Tahayyül etmenin ta kendisi
Sözcüklerle diktiğim yüreğin kıblesi
Ve hazır ola geçen ömrümün ibaresi
Seyyahtır sözcükler
Sevdalandığım kadar rahmet buyuran ömür
Ve yağan nuru semanın
Gözlerimin perdelerinin çekildiği
Kalp gözüme istinaden
Kalbimde saklı nice kırık nice hale nice hare
Aşkın varlığı
Varlığın kutsal dokusu
Yalnızlıksa bir rüzgâr ki esen tersten
Şapkamı uçuran kimi zaman
En güzeli şah damarımdan yakın
Rabbim sadece beni bana yakın kılan
Muştular mı dünya?
Bir mizansende saklı olsam ne ki uyuduktan sonra?
Sancılarım sanrılarım geceye hapis
Gece ise kor
Hecelerken yandığım kadar
Nükseden bir tebessüm ve şiir
Nazenin dokunuşu yüreğin
Varsın olsun hüzün bir emir.
Hizaya gelen duygularım
Çatık kaşlı değil de dünyam
Yan çizen kimse yansız sevdiğim kabullendiğim kadar.
Mutlaksa evren
Muhatabım aşk ve Mevla’m
Sancılandığım şafak öncesi
Şakağımda kaygan yaşım yasım
Nemalandığım ne çok şey
Öldürdüğün nefsim ve kayıtsız kaldığım kadar
Zaaflarım değil artık önem arz eden.
Bir mektupsa yazdığım
Zarfın üstünde tek isim
Elbet kayıtlı iken yalnızlığım.
Gök kubbe
Geride kalan hoş seda
Yeryüzü iklimlerinde
Seğirten mizacım bir yürekten diğerine
Manidar rüzgâr
Mesafeliyim bazen kara iklimi kadar
Yakın hissettiğimse malum:
Aşka binaen aştığım ne çok engel
Şerh düştüm düşeli ömre
Kazan kaldıran bir isyankâr mı yoksa?
Yeniçerilerin ocağında yanan bir ateş ve haresi
Anlamsızlığın kıvılcımlarından doğan şiirin her dizesi.
Dizlerimde var ya da yok derman
Diz dizeyim dizelerimle
Dizdiğim boncuklar gibi o gergin ipe
Ve işte sefasını sürüyorum aşkın ve rahmetin
Bir şiir iken binlerce şiire gebe
Hazanın üstünü örttüm örteli
Batmaz ki doğan güneş içimde…