Neyin nesidir bunca yanılgı?
Düş kuvözünde can çekişen bir varlık.
Salkım söğütlerle örülü önüm
Arkamda ne yasak ne infaz ne de tuzak
İçine düşülesin aşkın mağdur ve mağrur yakası
Hicabı eken bir disiplin
Oysaki sevgiyle büyümemiş miydik biz?
Her düş bir yenilgiydi
Aslında yenilgiden başlamalıydık işe:
Ne işveli ne sıra dışı
Layığı ile sevmeye dair bilinmeze dönük her hece.
Kayıpların meali idi tükenmek bilmeyen kalem
Aşkın da redifi belki tükenmekle iştigal ömrün beyanı
Sır yüklü küfelerde
Serildiğimiz surları belki de yaralı şehrin
Bir yaralı şiir olmaya ne gerek?
En çok da severken düştüysen yere
Ve sevmelere doyamayıp yeniden adımladığın
O coğrafyada saklı sefalet
Elbet iştigal olduğun binlerce nesir ve kelime
Azığa da aldık mı düşleri.
Buz kesen mevsim ne kibirli ne esir düne
Güneşin çağrısı emanet ettiğin can Rabbine
Sudan sebeplerle de yaşanmaz madem.
Matem bürüyen gözlerinde evrenin
En mahrem gölgeyi bile kovalarken,
Benlik denen
Kafiye.
Elbet bir düş palasıydı şiir
Çatısında özlem
Bodrumunu basan seller gibi
Ruhum nasıl da kanatlanır uçar
Her şiir dilediğimde ve dillendiğinde.
Göz ucuyla dahi bakmam saklı emanete
Ne aşkı sererim ne yokluğu yok sayarım
Bir imla hatasından çıkıp da yola
İmha ettiğim bunca yanlış elbet insanlık hatırına.
Saltanatını sürdüğün her gün
Oysaki mutsuzluğa sürgün edildiğin ömür
Anlaşılmaz kimi zaman bunca güdü
Esiri olduk madem bir kez gizemin
Kanarken kalem gün ve gece
Kolay mı muhafaza etmek ilk günkü neşeni?
Gülümsemeyi özleyen her şiirde saklı rivayet
Reva olmasa gerek bunca yalan hikâye
Elbet en çok kendimizle çatıştığımız bir muhabere
Ölümün dik yakası
Ölümcül bir hevesle dokunurken gök kubbeye
Sürüldüğün kadar dünyadan
Aşk da umut da yerle yeksan
Özlemini duyduğun ne ise sadece saklı o yüce katta.