İçindeyim bulutların!
Rüzgarlar yoldaşımdır;
Rahmet bekleyen toprağa nispet; Umarsızca ıslanırım...
Vakti geçmiş gecenin gecikmeli sabahında;
Tan yerinin, tam yerindeki ağartısında;
Duygularımın çılgınca uğultusunda;
Bıraktım üstümden hayatın tüm yükünü...
Düşüne daldım bir gülüşün;
Düşünce anladım;
Gökyüzünü içinde tutmanın ne demek olduğunu;
İşte o an gördüm bir gözün nasıl dolduğunu...
Resmettim sonra kalbime;
Hayatın solgun ve kırışık yüzünü...
Gözümden beklenmeyen yaşların,
Bir garip mağduruyum ben;
Kaybolsam da çiğliğimin çığlığında;
Yine de çiğnetmedim gururumu...
Şimdi, güneşi bekleyen karıncalar gibi,
Gün yüzüne hasret;
Umut taşırım, kusursuz bir hüzünle maziden...
Ah şu benim eskide kalan eksiğim!
Kurudu yaprak döktü;
Ne varsa eski-yeni içime her ektiğim...
Biliyorum aslında;
Şu başıma ne gelirse gelsin;
Yine hep kendi kendime ettiğim...
Beklemeksizin dargın;
İstemeksizin kırgın;
Kıskanırım çılgınca gölgelerin sessizliğini...
Takılsam da rızasız günlerin arızalı zamanlarında;
Yorulsam da yapışkan gerçeklerin akıldan çıkmaz anlarında ;
Ben yine de çıkmam sözünden kalbimin...
İçindeyim hayatın!
Hatıralar yoldaşımdır;
Geçip giden yıllara nispet;
Umarsızca uslanırım...
Özümden beklenmeyen gururumun;
Bir garip mağduruyum ben;
Kaybolsam da yüreğimin kuytularında;
Yine de korurum umudumu...
Gördüm en sonunda bir ömrün nasıl solduğunu;
İşte o zaman anladım;
Bir yüreğin nasıl dolduğunu.
Cemil Baştürk