Bizi yalçın dağlara çeken bir yanımız vardı 
Kızıla çalan rengiyle sabah yeli esiyordu
Keklikler sarp kayalarda öter melodi bir tad bırakarak
Ve sessizliğe hançer gibi saplanan seslerimiz yankılanıyordu
Her birimiz yaşanmamış hayaller kurarak vadilerden geçiyorduk

Bizim öyle  büyük isteklerimiz yoktu
Gelecekten ürkmeden yürümek  istiyorduk 
Öylece keskin taşlarda eriyen bir ömrümüz vardı

Zümrütten düşlerimiz  elmastan gözlerimiz vardı 
Bir şahin bakışında öylece uzuyorduk
Bizim öyle eşkiyadan korkan yanımız  yoktu
Oysa kurşundan sert hayallerimiz vardı
Her aksam talana uğrasak bile 
Gelecekten korkan bir yanımız yoktu

Şarkın esrarinda kıvrılan bir ömrümüz  vardı 
Gem vurulmaz umutlarımız kopuyordu zincirlerinden
Oysa biz çetin bir iklime sevdalıydik
Öylece yaşama meydan okuyan bir ahdimiz vardı 

Kar tanesi berraklığında  gönül güzelliğimiz 
Bu yalin dünyamızda  ayazdan titriyorduk 
Karanlıktan ürküyorduk  biz hep vadilerde yaşıyorduk
durmadan zirvelere yürüyen  hasretimiz vardı 

Yorulmazdık umuda giden andımız vardı 
Karşı konulmaz sevda rüzgarında savruluyorduk
Ölümsüz aşkımızdi göğsümüzde taşıdığımız 
Bulutlara yükselen inancımız vardı 
Bizi biz yapan insanlık onurumuzdu
Oysa bizi dağlara çeken bir yanımız vardı.