Bu Yazım Suskun Sokaklara Şehirlere Bir Ses Olsun, Arsızların Yüzlerine İnen Darbe Gibi Darbe Olsun.
Mehmet Aluç · 07.01.2021
· Deneme
Bu Yazım Suskun Sokaklara Şehirlere Bir Ses Olsun, Arsızların Yüzlerine İnen Darbe Gibi Darbe Olsun.

Doğarken şafakla sabah, sabahın huzurla doğuşunu yazmaktan kelimeleri sıralamaktan aciz kalsam da, yaratan Rabbimin güzelliğini seyrederek, gönlümde açan huzuruyla ancak seyredebiliyorum.
Seyretmek bazen sabahla şafağın içinde gizli iken, aşikâr olunca tüm karanlıklar bir anda aydınlıkla aydınlık kılıyor Rabbim. Satırlar ruhumdan gönlümden bir parça iken, satırları önünüze sıralıyorum, mevsimlerin bakarken, anlamak için insana bazen yetmez iken, bir anda anlayarak mevsimlerin sırrına varanları okuyarak vakıf oluyorum.
“Ruhu yoktu mevsimin çünkü mevsimdi rahmetsiz geçen çorak topraklarda saklı tutulası sırlar şehrin de amblemi iken köprüler aslında iki yakanın yüreklerinin birleştiği ve işte üçüncü yakasıydı şiirler şehre doyamayan aşka düşmüş bir şiir gibi bezerken şehri güldür güldür yağsın diye yağmur en çok yaşı ile kıyama duran ruhu şehrin.
Öznesiz asfaltlarda saklı adımlar.
Adımsız ve adsız sokaklarda saklı karanlık.
Karanlığa mahal verense hüzünle örtülü bir mavi.
Maviden düşen gözyaşı ve gözünden düşenlerin na’şı ise gömülüydü şehrin surlarında ve düştü yola kaybolan heceler aslında vakıf olunandı yazılandan da çok öte. Yıldız Gülüm”
Çorak toprakların yağmur diye dilediği dilek gibi gönlümde kardeşimin yazılarıyla yağan yağmurlar gibi kuraklığından kurtularak yeşeriyor yazmak için bir temenni ve selam vermek için.
“Yürüyorum,
Yağmura hasret kıraç topraklarda.
Kırlaşmış saçlarıma ve sakalıma
Kıraç toprakların tozu yapışıyor,
Saçım ve sakalım daha da beyazlaşıyor.
Çorak dağ yamaçlarına Güneş vuruyor,
Çorak topraklar kızıllaşıyor,
Çamurumsu suyuyla
Kızılırmak ağır ağır akıyor.
Suya hasret çorak toprakları yarıyor.
Birbirine hasret yaşayanlar gibi
Suya hasret topraklara su taşıyor…
Yürüyorum,
Suya hasret toprakların bittiği yana.
Susuzluktan çatlamış topraklarda,
Kızıl yeleli atlar koşuyor.
Kıraç topraklarda toz kaldırıyor.
Ak libaslar içindeki bir kızla çocuk
Suya hasret topraklar üzerinde dans ediyor.
Küçük kız gelin oluyor…
Güzel gelin,
Kızıl güneş altında kavrulan
Çatlak toprakların ufkuna bakıyor,
Kahverengi gözleriyle babasını arıyor.
Dörtnala koşan
Kızıl yeleli atların…”
İbrahim Şevki Karanlık
Dünya aşkla süslenirken, kanla yıkayanlara lanet ederek yazıyorum, siz kardeşlerim gibi, kana boğarken kanında boğulanların, feryatlarını çaresizliğini hissederek…
Şimdi başka leş kargalar da çığlıklar atmaya başlamışlardı, duyuluyordu pandemi’yle koronayla çığlıkları yalnızlıklarının çaresizliği, insansız yaşamın dehşeti, bakın sokaklara görürsünüz onların çığlıklarını... Bu sesler arkalarındaki ormandan gelmiyordu arzu hevesine uyan şereften yoksunların gönül dedikleri çöple doldurdukları gönüllerinden pis kokusuyla geliyordu... Bakın artık huysuz değil arsızlarda, telaşla birlik beraberliği yaymak için korku imparatorluğunu inşa etmeleri için ellerine aldıkları her tuğla başlarına düşüyor, başlarına bizlerin kardeşliğiyle yaralarken bu feryat çığlık çaresizliklerini, yıkılmalarından dolayı çıkan ve sergiledikleri tutumun iz düşümü göstergesi…
İnsanlığından soyunmuş insanlığını unutmuşların kuşunun kanat çırpışları kadar zarif ve hızlı atmıyordu kalpleri, parçalamak ele geçirmek köle yapmak için atıyordu bu aşikârdı, bakın sokaklara pandemi’yle görürsünüz. Oysa insanı kazanmak yollara gülleri çiçekleri ekmek gerekirdi, cennet cehennem, insanın gönlündeydi ötelere götürmesi gerektiğini bilmeden, boşa boş yolda boş heves ve arzularında aradı ve kaybetti. Böylesi insanların bu korkusu aslında belki de hiçbir zaman tam anlamıyla sona ermeyecekti, ta ki ölüm anında dehşetlerini görecekler... Bazen hızla önlerini görmeden yalpalıyorlar, yan yatıyorlar, sanki tekrar düzeliyor gibi, manasız anlamsız cesaretle girdaplara dalıyorlar ve boğuluyorlar… İnşa ettikleri ziftli katranlı sokaklarda ayaklarında ziftin açtığı oyukların içinde, çırpınırken hayatları son bulacak, dehşetli gözleriyle dehşeti görürken vahşiliklerin vahşetine batarken, cehennemin yakıcı çukurlarında, feryatların hiç kimse duymayacak…
Günü gününe tutulan bu anı yazısı veya bu yazıları içine alan eserim, suskun sokaklara şehirlere bir ses olsun arsızların yüzlerine, insan kazanmak yerine maddiyata köle olanlara… Bize darbeyi layık gören batı Amerika dün darbenin acımasızlığını görerek, hem de şiddetlisini görerek etekleri tutuştu. Hesap yaparken kendi adına turp, hesap yapanların, hesapları alt üst eden Rabbimin tokadıyla yüzüne vurularak, yenilgisini kabul ettirdi. Bir hesap yaparsın iki yaparsın üçüncüsünde tersten döner sana çok güzel şiddetli cevap olur, şaşırır yenilgini kabul edersin. Rabbime şükür bir tokat gibi yüzlerine vurdu bu darbe ile darbe öyle olmaz böyle olur, sen kendi ellerinle yolunu açarsın gelir tersten yoldan döner yenilgi olarak kabul etmeni sağlar, vesselam, selamlarımla.
Mehmet Aluç
♡
0 beğeni · 0 yorum
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!