Cabulisa İnsanı Kamiller Şehri Cabulika
Cabulisa veya Cabulika klasik edebiyatçıların gökyüzünde bulunduğunu hayal ettikleri ve kapıları sadece insanı kamillere açıldığına inandıkları efsanevi şehirlerdir.
Cabulika doğuda, Cabulisa ise batıda oldukları tasavvur edilen, bin kapısı olduğuna inanılan efsanevi kentlerdir. Birisi doğuda diğeri ise batıda bulunan bu iki efsanevi kent, divan şairlerimizin son zamanlarda da çağdaş şairlerimizin gündeminde, müfredatlarında rastlanılan konulardandır.
Rıza Tevfik’in Kamus-u Felsefe adlı eserinde Cabuliska ve Cabulika şehirleri : “ Sûfîlerin eserlerinde ruhun geçici olarak bedenden ayrılıp rüyadaymış gibi âlemi seyrettiği, acayip şeyler gördüğü şehirlerdir “ diye tarif edilmiştir. Bu tariften anlaşıldığına göre ruh bedenden ayrılmakta, rüya âlemi gibi bir hale girmekte, bu şehirlere çıkarak âlemi seyretmekte ve acayip şeyler görmektedir.
A.Talat Onay, İbrahim Hakkı’nın Marifet namesinden alıntı yaparak doğuda bulunan Cabulika ve Cabulisa’yı şöyle tarif eder:" Doğuda ve batıda bulunan şehirlerdir. Doğuda olan Cabulisa, Batıda olan Cabulika’dır. Açık bin büyük kapısı, bin bekçisi vardır. Burada süver-i âlem-i dünya ( alemdeki çeşitli dünya suretleri) mevcuttur. Sâlik'in ( tasavvuf erbaplarının, Sufilerin ) varacağı son menzil bu beldelerdir. “ [1]Bu tarifte Cabulika ve Cabulisa'nın, Tasavvufi bir düşünce olduğu Allah’a yönelişi ifade ettiği anlaşılır. Yani Sûfî'nin arzuladığı vuslata kavuştuğu menzilin adı, en yüksek mertebelere ulaşan Sufilerin mekânı veya mertebesi olarak düşünülen bir yerdir. [2]
Tasavvufta, söz konusu olan bu beldelerin, insan-ı kâmil mertebesine ulaşabilen Sofilerin varacağı nihai beldeyi işaret ettiği aşikârdır. Fakat ruhun zaman zaman bedenden ayrılarak gidip geldiği bir mekân olarak tasavvur edilmesi, bu beldelerin öteki dünyada mı maddi âlemde mi, yoksa her iki âlemde de olup olmadığını izah etmemektedir. Bu kentlerin daha çok maddi âlemdeymiş gibi tasavvur edildiği dikkat çeker. Bu şekilde, çıkma hadisesinin bir çeşit ruh seyahati olduğu da izah görmüş olur. Bu yönüyle de Parapsikoloji ile uğraşanların ruhun bedenden ayrılıp yukarılardan bedeni ve olayları seyrettiğine dair pek çok vaka olduğunu iddia etmeleri ile ilgili benzerlikler de taşımaktadır.
Hasan Feyzi Efendi (Simkeşzade Feyzi), 17.yy. Gamze vü Dil adlı 2241 beyitlik alegorik mesnevisinde bu şehri şöyle tarif etmiştir. “Bu şehir yedi katlı bir kaledir. Sağlam yapılı olan kaleye, zarar ziyan verecek herhangi bir şey girmesin diye iki kapı yapılmıştır. Kapılardan birine Cabülka, diğerine de Cabülsa adı verilir. O büyük şehri gece gündüz binlerce asker bekler, düşmanın içeri girmemesini sağlar. Ayrıca bu şehir Kan(Şatt),Balgam(Nil),Sevda(Ceyhun) ve Safra(Fırat) nehirleriyle çevrilmiştir. Her türlü tedbiri alan Kamer, saltanatın katibi Utarid, eğlence meclisinin düzeninden sorumlu Nahid, vezir Şems, komutan Mirrih, şeyhülislam Müşteri, hukuk işlerinden sorumlu olan da Zuhal'dir.” [3]
Bu eserdeki tasavvura göre iki şehir değil tek bir şehrin tüm gökleri kapladığı Cabulisa ve Cabulika’nın şehri doğudaki batıdaki kapıları olduğu, esasında tüm felekleri kaplayan bir şehir gibi düşünüldüğü, feleklerdeki gezegenlerin ve yıldızların şehir sakinlerine birer hizmetli gibi davranan görevliler oldukları şeklinde tasavvur edildiği ortaya çıkar. Her birinde bin kapı olan büyük şehirlere "îyi kişiler ölümlerinden sonra gidecekler, iyilikleri kendilerine güzel sûretlerde görünecek, kendileri de misâlî bir bedene bürüneceklermiş."
Çok acaip yazdı seyyahin-i iklim-i hıred
Cabulika- yı emelden bir nişan söylemedi Avni [4]
Akıl memleketinin seyyahları çok merak edici şeyler yazdılar, fakat hiçbirisi Cabulika'yı gördüklerine dair hiç bir şey yazmadılar.
Mülk-i hüsn-ü Cabulistan eyle sihr-i naz ile
Gamze caduluklar etsin çeşmün efsun eylesin Es’ad Efendi. [5]
Gerek himmet ki Câbülkâ vü Câbülsâ ola râmun
Ne minnet kal’a-i Peç fethine teshîr-i Malta’ya Âşık
KAYNAKÇA
[1] Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB Yayınları, 1996 shf. 150
[2] /post/onemli-tasavvufi-terimler/113687
[3]Doç.Dr.Ali Osman Coşkun, Simkeşzade Feyzi'nin Mesnevileri,1997 Samsun
[4] Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB Yayınları, 1996 shf. 150
[5] Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB Yayınları, 1996 shf. 150
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!