ÇAĞRIŞIM
İng. Association
Aslında psikolojide ortaya çıkan çağrışım Pavlov ve Freud’un psikanalitik terapi için kullandığı yöntemlerden birisidir. Psikanalitik terapide çağrışım, terapiye alınan kişinin gösterilen nesnelere ( resim, mürekkep lekesi, duman, belirli veya belirsiz bir fiğür ) baktığında zihninde uyanan şeyleri anlatmaya cesaretlendirilmesi yöntemidir. Terapiye alınan kişi gördüğü bu uyarıcının kendisine hatırlattığı şeyleri terapiste anlatarak terapi yapan kişinin iç görüsünü netleştirmeye olanak sağlar.
Bu nedenle çağrışım herhangi bir düşünce, görüntü, obje veya sözcüğün bir başkasına hatırlattığı , uyandırdığı duygular, anlamlar ve uyarılar olmaktadır.
Çağrışım sözlüklerde şu şekilde ifade edilir “ Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai”
Edebi manada ise çağrışım “bir kelimenin anlamca ilişkili olduğu bir diğer kelimeyi anımsatması” olarak tarif edilebilir. “Çağrışımlar kelimeler arasındaki anlam ilişkilerini belirlememize ve bu sayede önceden edindiğimiz kelime bilgilerinin zihinde oluşturduğu karmaşık yapıyı anlamaya yararlar. “ Şu halde çağrışım bir uyarıcının diğer kişilerde uyandırdığı izlenim, kavrama ve algılar olmaktadır. Bir uyarıcının farklı uyarımlar ve algılar oluşturması ise kişilerin içinde bulundukları ruh halleri, hayal dünyaları, o uyarıcı iler alaka kurdukları benzerlik, birlik, yakınlık ya da karşıtlık ile alakalı olmaktadır.
Edebiyatta şairler ve yazarlar okurlarında çağrışımlar yaratmaya özel önem vermişler ve vermektedirler. Bazı çağrışımlar edebiyatta kalıp hale de gelmiştir. Eski Türk edebiyatındaki elif harfinin sevgilinin boyu, kaşın hilale, yaya benzetilmesi, nun harfinin sevgilinin gözünü hatırlatması, saç tellerinin yılana, kemente vb benzetilmesi kalıplaşmış çağrışımlara örnektir.
Bu tip çağrışımlar ilk önce şair ve yazarların ruh hallerinde ortaya çıkmış daha sonra ise okurlara dikte ettirilmiş çağrışımlar olmaktadır. Sevgilinin bakışlarının cellâdı, kirpiklerinin ise oku çağrıştırması ilk önce şairin muhayillesinde ortaya çıkan bir durumdur. Bu çağrışım zamanla okurlarında kabul ettiği bir kalıp haline gelmiş, sevgilin gözü denilince kalıp haline cellat çağrışımı yani mazmunu oluşmuştur. Bu nedenle mazmunlar ile çağrışım arasında büyük bir alaka vardır. Mazmun, şairlerin okurlara öğrettiği kalıplaşmış çağrışımlar olmaktadır.
Günümüzde ise edebiyatta mazmunlar yerine serbest çağrışımlar daha çok tercih edilmektedir. Özellikle II. Yeni ve post modern şiirde mazmunlar yerine semboller ve serbest çağrışım yapılmasını sağlayacak sözcükler kullanılmaktadır. Üvercinka, Kınar hanımın donları denizleri, bakışsız kedi kara gibi sözcükler her okuyanın farklı şeyler algılayabileceği yani serbest çağrışımlarda bulunabileceği sözcükler veya söz öbekleri olmaktadır.Nedir Çağrışım ve Mazmun
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!