Çâk-ı girîbân
 

Osmanlıca yazılışı;  Girîbân : گريبان

 Osmanlıca yazılışı;  çâk: چاک

Osmanlıca yazılışı Çâk-i girîbân:  گريبان چاک

 

Farsça kökenli bir isim tamlamasıdır.  Girîbân Farsça kökenlidir ve elbise yakası manasına gelir. Çâk ise, yırtma parçalama,  yırtmaç, yarık, yırtık, çatlak manasındadır. Bu halde Çâk-i girîbân yaka yırtma, yırtılmış yaka manasına gelmektedir.

Tamlama olarak anlamı:  Yaka yırtmacı, yakanın yırtılması,   aşığın sevgilisinin (aşkından dolayı) , rakiple beraber olduğu kuşkusu nedeni ile veya diğer sebeplerden dolayı ahu zar edip yakasını paramparça etmesidir. " Divân edebiyatında âşık, sevgilisi uğruna dövünür ve yakasını - bağrını yırtar. Kalemin ucu yarık olduğu için yakasını yırtmış olarak telakki edilir " ( İskender Pla, Ansiklopedik Divan şiiri Sözlüğü, s. 109 ) 

Çâk-ı girîbân tamlaması divân edebiyatında sevgilisi uğruna dövünen bağırıp çağıran cünunluğa kapılan aşığın yakasını bağrını yırtarak bağırıp çağırması tablosu eşliğinde düşünülür.

Tamlama eskiden kalemlerin uçlarının yarık olmasından dolayı şairi de ifade etmektedir.

Senin vasfı cemâlinden erişip zevk u hâlleder
Benim şi'rim gibi cânâ yakasın çâk eder hâine      Yahyâ Bey

Görsek ol gonca-lebi çak-ı giriban iderüz
Gül yüzün yâdına bülbül gibi efgan ederiz

(O gonca gül dudaklı yari ne zaman görsek çılgına dönüp yakamızı yırtarız. O gül gibi güzel yüzünü ne zaman anarsak bülbül gibi feryatlar koparırız.)

Aşka düştüm can-ü dil müft-i civanân oldu hep
Sabr-ü tâkat masraf-ı çak-i giriban oldu hep         Nedim

Yakasını yırtan her zaman aşık veya şair değildir.  Kimi zaman eteği dikenden dolayı yırtılmış olan gül,  boynu bükük kalmış menekşe, rakip aşığı özleyen sevgili de yakasını yırtıp ağlayıp inleyebilir.

Nedir bu gizli gizli ahlar çâk-ı girîbanlar
Aceb bir şuha sen de âşık-ı nâlân mısın kâfir     Nedîm

Figân kim dest-i mihnetden alınmadı girîbânum
Dirîgâ kim ilişdi kaldı hâr-ı hicre dâmânum             Aşık Çelebi


Bağe girdim, seri-kuyin anıb efğan etdim,
Gül görüb, yadın ile çaki-giriban etdim.              Fuzuli

Yakasın çâk çâk itmiş yürür mestâne mestâne
Bu gün ol şûh-ı bî-pervâ yigitdür lâ-ubâlîdür             Bursalı Rahmi