Evrensel alan, görece ilişkileri içinde olan özel davranışlı yapı kümelerinden oluşur. Böylece sistemler özel ve genel davranışlıdırlar. Bu nedenle evrensel alan ve görece alanlar, kendilik girişmeli, deneysel alandırlar.

 

Görece alan içindeki bir özdeki özellik kendiliğinden bir etki ise de, başka bir nesne etkisiyle karşılaşıp, bağıntı kurup, girişmedikçe; etki ve etkilerini ortaya koyamazlar. Etkiden kastımız, özdekle var olan ve özdekler arası karşılaşmayla ancak kendisini belli eden bağ ve bağıntıdırlar Bir mıknatıs çevresinde; çekebileceği saman çöpü, topluiğne, çivi, demir tozu gibi girişici çevre elemanları var olmadıkça manyetikliğini ve manyetik etkisini gösteremez. Bu onun manyetikliğinin yokluğu anlamına gelmez.

 

Varlıklar karşılıklı ilişkisi içinde bir yüzü ile (var yüzüyle) o ilişkiye katılıp girişirken; aynı anda beliren diğer (yok) yüzleri o ilişki içinde girişmeyen bir ilişkidir de. Yani özdeğin var ve yok yüzü, bir arada ve aynı anda; özdeğin kendi çoklu bağıntısı içinde kavranırlar. İlişkisi içinde var olan özellik yoka; yok olan özellik de var olma ilişkisine dönüşür.

 

Bunların örneğini vermek gerekmektedir. Özdek bilincimizin az olduğunu düşünerek, örneğimizi; insan ve insanın sosyo toplumsa bağıntıları üzerinde vereceğim. Bu örnekte insanımız özdektir. İnsanımızın sosyo toplumsa bağıntıları da özdeğin kendi özgü özdeki olan (nesnel) bağıntısıdırlar.

 

Sosyo-toplumsal (evren) ilişkileri içindeki bir insan, insan-insan ve insan-nesne arasındaki beliren özellikleri ile bağıntı kurup girişirler. Çevremizdeki insan, başta insan öznelliği ile davranır. Ve kimi kez rastgele oluşlarla kimi kez de bilinçli tercihle deneysel girişir. Bilinçli oluşla girişen insanımız kendisine ait özellikleri (sıfatları) bilerek davranır. Bu kişimiz insan olmaktan maada, dişi ya da erkek özelliklidir.

 

Ana ya da babadır. Dayı ya da amcadır. Teyze ya da haladır. Abla veya abidir. Enişte ya da görümcedir. Baldız ya da bacanaktır. Büyük ya da küçüktür. Hasta ya da sağlıklıdır. Zeki ya da aptaldır. Öğretmen ya da vasıfsızdır,  vs. vs. vs.

 

Bir insan, yukarıda sayılan ya da sayılmayan tüm bu yüzleri ile çevresine bir etkidirler.  Yani kendi çevrelerine bu anne, dayı, doktor olma gibi alan etkileriyle bağıntı, direnç, kurmağa yönelimlidirler.

Sürecek

 

Yani bu vasıflar insanın kendi elektrostatik alanlı olması ve bunlarla elektrostatikti davranmasıdırlar. İnsan kendi sosyo toplumsa çevresi içinde bu elektrikli (çeken-iten) etkileriyle aynı anda aynı şekilde bağıntı kurup, girişirler. Özellikler tekilliğin çoklu oluş davranışıdırlar. Bu tekil oluşmanın çoklu (plural) beliren davranışları; kişi çevresi içinin seçme ayıklama çekerliğini yaparlar.

 

 Sözgelimi caddede birbirine doğru karşılıklı gelen gruplar içinde bir kişimiz, karşılaşma anında karşı gruptan birine, anne bağ ve girişmesi ile sarılırken; diğer kişiye annelik bağı kapalı bir dirençtir.

 

Ne var ki; karşı gruptan bir diğer kişi; anne olan bu kişimize ‘tünaydın öğretmenim’, diye selam verip; saygılayan bir bağıntı girişmesi içinde olacaktır. Hatta bir başkası da; “nasılsın baldız? “ bile diyecektir. Öğretmenlik, annelik, baldızlık gibi girişendi olabilme bağlacı; ilke olarak birbirine göre zıt duygu ve zıt tezahürlü seçiciliklerin bağlantısı da olmaktadırlar.

 

Öğretmen öğrenci gibi kendi bağıntı girişmesi içinde bir öğrenciye; bir enişte veya, anne ya da baba mahremiyet ligi ile yaklaşır olmayacağınız açıktır. Bir evladınıza da; öğrenciniz ya da müşteriniz gibi yaklaşamazsınız. Buna algıda seçicilik denir. Bir insana değin, sosyo toplumsa oluşla beliren tüm yüzleri; zıtların birliği ve zıtların bir arada oluşu yasasıdır. Bu tür özdeki özellik, özdeğin bir beliren; belirleyen, belirlenen; seçip ayıklayıcı olma özelliğidirler

 

Bu sosyo toplumsa doğal hal girişmeleri, kendilik olan seçmeci, ayıklanmalı olma ilkesidir. Anne olan; bir başkasına, karşı cinsin latifliği oluşla; laf atılan kişi dahi olacaktır. Bu örnekler sırf bana ait oluşla muhtelif yazılarımda, bu savları açıklamada kullandığım belirtmelerdir. İnsana dek bu sıfatlar herkesin gözü önündedir. Ama bağıntılarını, ilişkilerini; bütünleyemeyen bir göz önü oluşla, bulunmasıdırlar.

 

Suyun kaldırma kuvveti de herkesin gözü önündeydi. Hatta insanın sıfatlarını kullandığımız gibi suyun kaldırma kuvvetinden yararlanıyorlardı. Ama suyun kaldırma kuvvetini bilinçli kullanım haline Arşimet getirdi.

 

Kuşkusuz ben Arşimet'tik yapmadım. Ama insana özgü olan sosyo toplumsa organik devinmenin de, temel yasalardan ari olmayışla; bir başka düzlemde, bir başka ilişkilerle, benzer biçimlerde davranıcı yansımasıdırlar. Bu çekim ve çekimin seçicilik kuralıdır. Bu kural üzerine, sedimantasyon yöntemi ile öznel anlama bilincimizi indükleyişlerle, ekseni kılmaktayız.

 

Sokakta bir sultan oluşun var yüzüyle davranıp, saygılanan insan; aynı zamanda var olan ama bağıntı ve girişmesini yapmayışla yok (gibi)olan; özelikçe de ya arkadaştır; ya anne; ya babadır; ya hamal vs.

 

Ama insanın bu anne ya da baba veya hamal olma özelliği, sokaktaki sultan olma özelliğinin yanında yok gibi davranırlar. Bu hal ilişkilerin, bağıntı kuramayan yüzleriyle belirmesidir. Ta ki kendi çocuğuyla karşılaşana dek bu böyle sürecektir. Evinde kendi çocuğu ile karşılaşma içindeki kişimiz, anne oluşun