
Çenar Çınar (Şiirimizde Kavlağan- Ağacı)
Osmanlıca yazılışı: çınar : چنار
Divan, halk, tasavvuf ve çağdaş şiirimizde adı en sık geçen ağaçlardan biridir. Yapraklarını en geç döken ağaç olması, yapraklarının açılmış bir ele benzemesi, kabuklarının çok ve çabuk soyulması, gövdesinin iri olması, heybetli ve iri olması, diğer ağaçlardan uzun ömürlü olması, diğer ağaçların pek çoğundan cüsseli ve gölgeli olması, çınarla ilgili pek çok tasavvurun ve imajların kurulmasına vesile olmuştur.
Bir çınar gördük: Enli, boylu, vakûr
Bir ağaç; hiç eğilmemiş, mağrûr
Koca bir gövde; belki altı asır,
Belki ondan da fazla, dalgın, ağır, Tevfik Fikret
Gövdesinin ıslak olması nedeniyle şimşekleri üzerine çok çekmesi onun kendi kendine yandığı gibi bir inanca da sebebp olmuş, hakkında hurafelerin de doğmasına yol açmıştır. Yaşlı çınarlar içten çürüyerek dökülür. Dallarına çok çeşitli kuşlar konar ve yuva yapar, gölgesinde yolcular ve insanlar oturur. Son vakte doğru iyice kararır ve yanmış gibi gözükür.
Çınar, sana sırtın verip oturan
Pöhrenk ile sularını getiren
Ha deyince beş yüz atlı yetiren
Samur kürklü koca beyler nic’oldu. Dadaloğlu
Çınar, devlet büyüğü ve millet büyüğüne sık sık benzetilir. Diğer ağaçların atası, büyüğü gibidir. Gölgesine sığınılan , aşıklara kucak açan, gölgesinde ayş ve işret yapılan, kendisine sığınılan, yurt, yuva,erdem,, bilge, töre büyüğü gibi düşünülür.. Çınar bu özellikleri çok sayıda insani vasfa büründürülen ve benzetilen bir ağaçtır.
Haşre dek yansa derun – suz-ı hasretle nola
Çun harimi gülşene destin dıraz etmiş çenar. Nesip
Hasretin derin ateşi ile kıyamete kadar yansa ne olur. Çünkü çınar gül bahçesine ellerini uzatmış yana yana bekliyor.
Pirlikte ateş – i fakrın olur te’siri saht
Gör çenar- ı köhnenin halin nice suzan olur. Asım
Aleme şamil o kadar hıfzı kim
Suz-ı derun ile tutuşmaz çınar. Sabr-i Şakir.
Çınarın yaprakları beş parmağı da açılmış bir ele benzer. Çınar bu nedenle şeyh gibi el veren ( dergaha dahil eden ) , aşık gibi sevdiğine el açan, pir gibi düşünen, yanan, ata, pir, şeyh, il ve töre büyüğü, bir insana sık sık benzetilmiştir.
Eşcar-ı bağ hırka-ı tecride girdiler
Bad- ı hazan çemende el aldı çenardan Baki
Küçük bağ ağaçları tecrid hırkasını giydiler. Hazan yeli çemene gelerek çınardan el aldı.
Susen dil uzatuben eder zülfüne sena
El götürür çenar boyuna dua için Ahmet Paşa
Ayşın zamanı geldi berü gel diyu çenar
Yâranı işrete salar eller taraf taraf
Çınarın çok yaşlanınca için için çürümesi pek çok benzetmeye konu edilmiştir.
Nağah düştü saika-yı aşk canıma
Yaktı derrun – u sinemi misli çenrar nar. Senih
Düştü sevdâsına nahl-i kühsâr
Sûziş-i aşkı ile yandı çenar SERMED.
Tiz bulur hâli gedû ile çenârın hâletin
Nâbiyâ kasd-ı tefevvuk eyleyen emsâline NÂBÎ
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!