ÇOCUKLARIMIZ



  Adı Eylül, adı Leyla, Bir de adını bilmediklerimiz... Hepsi biricik yavrularımız. Kaybolan, saatlerce, günlerce aranan ve sonra cansız küçük bedenlerine ulaşılan yavrularımız...

   Kimisi kocaman gözleriyle kimisi bir serçe gibi narin bedeniyle kazındı yüreklere... Çocuklarımıza ne oluyor? Onları, hasta bakışlardan, cani ellerden, zihinlerden koruyamıyor muyuz? Sorun nerede? Çabuk mu unutuyoruz acıları? Bu satırları okuyan herkese soruyorum!  Dün Eylül,  bugün Leyla, yarın hangi minik yavrumuz? Onları hasta ve cani ruhlulardan korumak için hepimize önemli görevler düşüyor. Anne babalar, yetkililer, sosyologlar, psikologlar, her birimiz sorumluyuz yaşananlardan. Herkes elini taşın altına koymalı. Artan cinsel saldırılardan, yok olan taptaze yaşamlardan, çığlığını duyamadığımız bütün çocuklarımızın geleceğinden hepimiz sorumluyuz. Besbelli koruyamıyoruz yavrularımızı kirli ellerden ve hasta ruhlardan. Besbelli yeterince cezaî yaptırımlar uygulamıyoruz bu çirkinliği yaşatanlara. Unutmayalım önce savunmasız çocuklarımızı korumalıyız. Önce onların minik ellerine uzanmalı ellerimiz.

      "Neden?" diye sormalıyız. Sorunlarla, ihmallerle yüzleşmeliyiz. Aileden başlayarak herkes mercek altına alınmalı. O küçük adımların geleceğe güvenle adım atması, o tertemiz bakışların, o kocaman gözlerin  geleceğe güvenle bakması, o küçük bedenlerin her türlü pislikten ve çirkinlikten korunması için  yaşananları unutmamalıyız. Hafızamıza, yüreklerimize kazınmalı Eylüller, Leylalar...

     Elimizi çabuk tutmalıyız başka yavrularımıza o pis eller uzanmadan. Siyaseti, işsizliği, ekmek kavgasını, renkli dünyaları, bir yana bırakalım ve  masum yavrularımızı korumanın, yaşatmanın etkili yollarını bulmayı dert edelim. Yavrularımız  ellerimizden kayıp gitmeden, hasta ve cani ruhlar o masumlara kirli ellerini uzatmadan ne yapacaksak yapalım! Unutmayın Leyla'nın o kocaman ve renkli gözlerinde bütün masumların bakışları saklı. Unutmayın!



3 Temmuz 2018