
Bu Eser 04.10.2013 Tarihinde Haftanın Yazısı Seçilmiştir
Cumhuriyet Niye Kuruldu ki ? ( Şahamettin Kuzucular )
Özellikle 1850 li yıllarda Kırım Savaşı'ndan sonra netleşen bir gerçek vardı. Osmanlı " ölüm döşeğine" yatmış bir hastadır. O yılların süper gücü olan İngiltere ve Fransa bizleri o kadar seviyorlardı ki Karadeniz'in kontorolümüzde kalması için Ruslar'a karşı Kırım'da bizlerle beraber savaşıp, tüm güçleriyle Ruslar'ı durdurmaya çalıştılar.Savaş sonunda bu çok değerli dostlarımız çok sevdikleri " Boğazlarımızın " Ruslar tarafından tez zaman da kesileceğini anladıklarından kendi güvenlikleri için ÇOK SEVDİKLERİ KADİM DOSTLARI olduğumuz için elimizdeki MISIR, Kafkasya VE BALKANLARI yağmalamaya , yağmalatmaya başladılar. Savaşın akabinde kardeş onların küçük ve sevgili kardeşleri olduğumuz için vatanımızı kardeşçe üleştiler. 1878 de Ruslar, doğuda Erzurum, batıda Yeşilköy'e ( şimdiki HAVA LİMANINA) kadar yaklaşmayı başardı. O kadim dostlarımız Boğazlarımızı bizim sevdiğimizden daha ÇOK SEVDİKLERİNDEN Ruslar'a müdahale etmeye mecbur kaldılar. Ruslar, ise Boğazlarımızı en az onlar kadar seviyordu. Rusya, boğazımızdan geçip Akdeniz'den çıkmaya kesin kes kararlıydı.
Sonuç her şekilde de felaketimiz oldu. Yedi Düvelin elinden Alman kardeş olup kurtulamayı hesap ettik. Alman kardeşlerimiz bize olan sevgisi onlardan aşağı değildi. Bizi o kadar seviyorlardı ki , İngiliz ve Ruslar için önemli OLAN HER YERE RAHATÇA ULAŞBİLMEK İÇİN o günün şartlarında Haydarpaşa'dan Mekke'ye kadar uzanan demiryollarının finansmanının sağlayıp, yapmayı da üstlendiler. Hatta demiryollarının kolunu Bagdad'a da uzattılar. Niyetleri Halis marka sabunlardan daha temiz ve berrraktı.Orda çok bol bol bulunan kara suları taşıyıp müslüman ahalinin hastalıktan telef olmasını önlemek olsa gerekti. Bu kara sudan dolayı salgın hastalıkların oluşması halinde Alman tabibleri de derhal yetişiverirdi. Ne de olsa Almanlar müslüman ahaliyi çok seviyor İsa'nın emri vechile iyilikte bulunmayı dini görev biliyordu. Bunu böyle bilirsek, Amerikalıların Bağdat'da ne yapamaya uğraştığı daha rahat anlaşılır.
Zahir ki bu tren yollarını Almanlar'ın hacılarımızın hacca gitmek için çektikleri meşekkati azaltmak maksadıyla yaptığını -Mekke'ye yayan yapıldak Anadolu'dan gittiğinizi düşünürseniz Almanların ne kadar yufka yürekli olduğu anlaşılır- sanıyorduk. Almanların derdi ise Berlin'den Ortadoğu'ya oradan Süveyş Kanalı'na giden yolu yapıp, en uygun zamanında da kontorolü kapmaktı. İstanbuldan Mekke ve Süveyş Kanalına kadar yayan yapıldak giderek zapt etmek Alman aklına sığmazdı. Oralara gitmek için önce bir tren lazımdı.
Çünkü süper güç olan Almanya'nın hiç sömürgesi yoktu. O çağın ilkel teknolojisinde her Alaman mühendisi kırk beygirden daha çok çalışıp, Toros dağlarını dele dele, çölleri aşa aşa, rayları Mekke ve Bağdad'a kadar götürmeyi başardılar. Bu gün bu teknolojiyle İsatanbulla Ankara arasındaki bir kaç ufak tepeyi on senede bile zar zor delebildiğimizi düşünce Almanların gayretini çok çok güzel anlarız. Bu yufka yürekli Alman dostlarımıza vefa borcumuzu ödemek, önceki kadim dostlarımız olan İngiliz ve Fransız keferelerinden öcümüzü almak için Cihan harbine girdik. Zaten uzak görüşlü paşalarımızın hesabına göre, Almanlar bir kaç ayda bunların hakkından gelecek, sonrasında da çok vefakar bir millet oldukları için yaptıkları demiryollarından Bağdad ve Mekke civarındaki kara sulu çöllere turistik geziye çıkacak, bol bol Docemark verecekti.Bu vefakar ve hümanist milletin Dünya'ya barış getirmek , insanları sıhhatli ve esen bırakmak adına verdikleri yüksek mücadele unutulmamalıdır. SIRF BU BÜYÜK AMAÇ İÇİN HÜMANİST ALAMAN MİLLETİNİN İKİ CİHAN SAVAŞINDA YETMİŞ milyon insanı telef ettiği unutulmamalıdır. Bu savaşlardan birini Almanlar kazansaydı başlarına taç olur Dünyaya hasır sererdik. Ne yani koca dünya dururken bizi mi yutarlardı?
Eli çabuk İngiliz'in , dili ve beli kıvrak Fransız'ın bir sürü sömürgesi vardı. Rusya ise tüm yukarı Asya'yı, Balkanları, Kafkasya'yı yeyip yutmuştu velakin ,Akdeniz güneyindeki balta girmemiş ormanlardaki besili topraklarla kazma değmemiş madenlere çok çok uzak kalmıştı. Akdenize inmek demek Dünyadaki milletlerin boğazından yapışmakla eş değerdi. Akdenizi yol ederse her çöplükte pay kapmayı çoktan hak edecekti. Boğazına düşkün Ruslar boğaza çok düşkündüler. Akdenize ini vermek İngiltere'nin yolunu kesmek demekti. İngiltere'nin Kırım SAVAŞI SONRASINDA MISIR VE SÜVEYŞ kanalınıdaki kontrolu kesmek İngiltere ile en önemli sömürgeleri arasındaki bağı koparmak demekti. Hindistan ve Afrikadaki sömürge yollarında kontrolü sağlamak, İngiltereyi kontrol etmek ise dünyadan haraç alıp ham yapmakla eşdeğerdi
Sonuç olarak, Birinci Dünya Savaşı'ndan boğazları kaybedip , Mekkeden , Adana'ya kadar geri çekilmek zorunda kalarak çıktık. ALMAN kardeşler için herşeyi yitirmiştik.
Çanakkkale, Sarıkamış, Yemen ve SÜVEYŞ KANALINDA Türkü, Lazı , Kürdü Çerkeziyle beraber yan yana toprak olmak pek işe yaramadı.
Boğazaları, askerleri, silahları hatta başkenti bile olmayan gövdeydik artık.
Aydınlarımızın bazıları İngilizlerin asil , kimisi de Amerikalıların onlardan daha asil bir millet olduğunu savunuyor ve onların mandaları olmayı istiyordu.Öküzleri olmamızı öneren çıkmamıştı. Makinalar az iken bu fikir daha iyiydi.
Atatürk, manda olarak kalmak fikrini sevmemişti. Bu millet aynı anadan olma - ANADOLUDA - TÜRKÜ, KÜRDÜ, LAZI , ÇERKEZİ kalan evlatlarının tümünü, tüm mal varlığının yüzde altmışını ordusunun emrine tahsis ederek, aç kaldığında atlarını yiyerek , atların dışkısından arpa seçip beslenerek, çarığını kemirip açlığa dizgin vurarak, mermi kovanlarını yeniden doldurarak, kazma, kürek baltayla düşmanla savaşarak düşmanları yurdundan kovmayı başarmıştı.
Cumhuriyet kuruldu. Şimdi 85. yılındayız.
Durum şudur, bazılarımız Amerikalıların asil ve medeni ; bazılarımız Rusya'nın hümanist ve evrensel; bazılarımız, Çindeki rejimin çok insancıl; bazılarımız evrendeki en ideal yönetim şeklinin Küba da vb olduğuna inanmaya bayılırız. HİÇ BİR FİKRİN İÇİNDE BİZİM BİR FİKRİMİZİN OLMADIĞINA DİKKAT EDİNİZ. Bu idareler altındaki halk, bu idarelerden hoşnut değilken, bize en ideal yönetim bunlar diye yutturuldu. SosyaliSt Rusya'nın çöküşü, akabindekiler bile gözümüzü açmamıştır.Türklerin Moskova, Küba, Berlin, Waşhıngton Tiran veya Pekin'dekirejimler ve devlet adamları uğruna ülkesini talan edip yakıp yıkması hatta hem ölüp hem öldürmesi gayet ulvi davranıştır. Amma velakin kültürüü, tarihini , ülkesini sevip saymak yobazlıktan öte şeydir. İyi Türk bunları yapmaz. Akıllı Türk ecnebi fikri savunur, ülkesini talan eder, dağlarda jandarma avlar ve böylece çağdaş olur. çağdaş aydın geçinir. Ecnebilerin fikrinde her daim keramet vardır.
Bazılarımız , dış mihraklara ait enjekte fikirleri ölümüne savunuruz. O ülkelerde bile o fikir için savaşan tek ahmak kalmamışken! Hala batılılardan âlim, bizlerden ise eşşek çıktığına kaniyiz. Hala, pek çoğumuz evrendeki en demokratik, en özgür, en iyi idareyi kurmayı başarmış bir millet olduğumuzun farkında bile değildir. Hala kendimize en uygun idareyi kendimizin kuracağı fikrine inanmayız.
Fikriyatımıza göre bize en uygun idare şeklini batılılar bize bulur. Türklere uygun idare Türklerden çıkmaz sanırız. Biri çıkıp: " Efendi Karl Marks fikirlerini bizim Derviş Şeyh Bedrettinden çalmıştır" derse onun kellesine en uygun bir giyotini ararız. Çünkü BİZLERDEN BÖYLE FİKİRLER ÇIKMAYACAĞINA KESİNKES EMİNİZDİR.
Yüzlerce devlet kurup; on altı imparatorluk oluşturan Türklerden başka millet yeryüzünde var mıdır? Bu devletler ve imparotorluklar başka milletlerdeki akılla mı yönetildi.
Hala ülkemize gelen herkesin her şeyimize hayran olduğunun bilincinde değil miyiz? Bize en uygun olanı kendimizin bulması gerektiğini ne zaman kavrayacağız. Kafalarımızı değiştirmeden eylemlerimizi değiştiremeyeceğimizi biz nasıl öğreneceğiz. Kendimize güvenmeden övünülecek eser yapmayı düşünmeyelim. Çağdaş olan gelişmler çağdaş düşünceden çıkar. Batılıların akıllı, bizim aptal doğduğumuza inanmak çağdaş ve mantıklı bir düşünce değildir.
Yeteneklerimizin, kültürel zenginliğimizin, imparatorluk geçmişimizden kalan birikimlerimizin öneminden haberdar değiliz.
Hala biz, biz değiliz.
Filistin ,Irak, Sandinista ,Eritre gibi Kasaba kasaba, şehir şehir ... biribirimizi boğazlamanın özgürlük, hak, adalet, barış ve demokrasi demek olduğu zannındayız.
1910 lu yıllarda 20 milyon olan nufus, Kurtuluş savaşı sonrasında 13 milyona düştü ? Bunca kişi açlık, kıtlık, savaş yüzünden y niye ölmüştü ki ? Hazır bölünmüş parçalanmışken neden bugüne bıraktık . Kimimiz Şırnak'ın sokaklarında , kimimiz Ankara'nın yollarında başı kabak, ayak yalın hamasi ırkçı nutuklar atıp emperyalizmden bile habersiz dolanıp dururduk işte!
Irak halkı ve devletinden, bir farkımız olur muydu ?
Sahi cumhuriyet neden kuruldu ki madem yıkmak için bu kadar mücadele edip birbirimizi yiyoruz. En iyisi yedi bölgede yedi tane aşiret devleti kurup, eşek güdüp, isteyen, Amerika, İngiliz, Alman , Rus, Çin , Küba, yıkılmış olan mazideki Enver Hoca, Tito idarelerini uygulasaydı, kimimiz aşiret devleti kursaydı, isteyen istediğinin çanağını yalayıp seyisliğini, kahyalığını zaptiyeliğini yapsa daha iyi olmaz mıydı. ?
Sahi bu millet için ... sahi bu devlet için bunca ecdat neden öldü ? Değer miydi ... bizlere ki ? Bize, değer miydi hiç ?
Yorumlar 1