Demokrasi Adına 2
Bayram Kaya · 29.09.2012
· Makale
Bu Eser 03.03.2014 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir
Ama gözün de temelinde tepegöz işlev vardır. Göz yapılaşması
içindeki, tepegöz işlevden vaz geçip onu atamazsınız. İşte demokrasiniz ve hukukunuz
ve laikliğiniz de başka zemin ve düzleme kaysalar bile, yeni zeminin üzerine
devineceği vazgeçilmez bir işlev olacaktırlar. Bir sistemin ve işlevin çıktısı
diğer zemin ve işlevin girdisi olmak zorundadır. Değilse, diğer yeni zemini siz
nasıl oluşacaksınız ve neyle besleyecektiniz (feedback)?
Göz, nasıl tepegöz değilse, ama tepegözden de azat değilse;
yeni sistemin hukuku da, eski hukuk olmamakla eski hukuk ve demokrasiden,
laiklikten olan imleyici işlevlerden de hepten azade ve ayrı olmayacaktır. Siz
yapının bağıntılarını kopartıp; demokrasiyi meful faili meçhul demokrasi
oluşla, laikliği laiklik oluşla, hukuku hukuk oluşla ele alıp; içine edenleri
alkışlar, onları aydın diye medya komedisine çevirirseniz, karanlığın da bir
parçası olursunuz.
Siz şeri bir anlayışla; bağıntılı bir bütünlük olan
vücudunuzdaki mideyi gaz yapıyor, gaz yapmak hem ayıp, hem de çok çirkin bir
şeydir. Hem bile abdest bozuyor diyen fetva ile ilişki selliği; zorunlu nesnel
ve işlevsel olan bağıntılara göre değil de; inanç ilkelerine göre
düzenlerseniz; alkış da alsanız; sistemin içine de edersiniz.
Hukuk olmayan yerde ne demokrasi olur. Ne laiklik olur.
Laikliğin olmadığı yerde de (teokrasilerde de) hukukunuz olsa bile beşeri hukuk
ve demokrasi asla çalışmaz. Demokrasinin olmadığı yerde de, hukuk ve
laikliğiniz olursa da; hukuk ve laikliğiniz ceberrutlaşır.
Doğal işleyişin ve sosyo toplumsal yapının bir
kombinasyon (grup içinde sıra
gözetmeksizin karşılık geldiği oluşmanın alt kümesi oluşla girişir) şekli olan
oksimoronsu yapı; hukuk içerikli temel işlevin, zaman içindeki süreç doğumları
ve araçsak kullanımlarıdırlar. Yani demokrasi ve laiklik hukuktan doğmuştur.
Hukuk bunları belirlerse de, hukukun ortaya konması için, demokrasi ve laiklik
işlevleri vaz geçilmez olmaktadırlar.
Bu hal, çok hücreli vücudunuz içinde; kalp ve mide vs. gibi
organlarınızın zıt uyumlu çalışması gibidir. Hukuk organınız, demokrasi ve
laiklik vs. gibi işlev eşmelerle vücut bulmaktadır. Vücut için bir işlev
diğerine göre vaz geçilmezdir. İki zıtlık birbirine göre çalışıp uyum ve denge
gözetilecektir. Nasıl sizin trafik kurallarını tanımak istememe öznelliğinizle,
trafik kurallarına zorunlu uyan tavrınız bir denge ya da balans içinde ise;
demokrasi, hukuk ve laiklikte böylesi çelişkilerin birliği içindedirler.
Oysa demokrasinin kendi başına bir varlığı yoktur. Demokrasi
bir toplum içindeki, hukuktu; haktı, gibi savunmalı, hak aramalı, üretim
tüketim ilişkilerini ele veren kullanımların, yetkeyle toplum bireyleri arası yasal
belirlenmiş özel girişmeleridirler. Kişinin devlet otoritesi karşısında
devletin mekanizmaları ile kişinin kendisini savunur olmasının araçsa yollarıdırlar.
Yani, hukuksuz demokrasi olmaz. Laiklik ve demokrasi hukuku kullanımı
uygunlaştırırlar.
Bu anlamda demokrasi toplumsal işleyişin beliren bir hukuki zorunluluğudur.
Yasalarla belirlenen meşruiyetindirler. Taban tavan arasındaki hukuku gerilimin,
hal çaresidir. Sosyal yapı içinde bunun karşılığı, saygınlaşma, saygı gösterme,
hoşgörülü davranma ve onu öylece olduğu gibi kabul etmedir. Yönetim, sosyal
yapı içinde, sosyal yapının saygılaşmasını da kullanır.
Ve hukuk sosyal yapı içinde kültürü yayma ve kültürü
oluşturma gibi bir yığın ilişki biçimlerinin kullanılışına değin belirtilebilen
güncel girişmeli bağıntıdırlar. Kişi ile toplumunun arasındaki hukuk, kişi
lehine girişen olduktan sonraki, ortaya çıkma duruma, demokrasi denir. Değilse toplumsa
yaşam içinde işlerliği olmayan her tür abukluğu daha baştan, toplumla
giriştirmeye sokan bir uygulamalar, demokrasi değildirler.
Girişen uygulama toplumun yasaları ile belirlenmiş bir talep
edilmedir. Ya da kişilere dek hak edişleri, yine toplumun kendi öz denetim
mekanizmaları sayesinde, kişiler sağlayışlarının takibini yapmalar da,
toplumsal demokrasinin gereğidir. Ezen ezilen giriştirmesini, razılıklı kılan,
ortalama bir anlayışla kabul edilir tutumdurlar!
Kişi hakları gerçekleşmesinin toplumsal takipleridirler.
Bunun yanı sıra, yine; kişiler hak edişlerini, kişilerin kendi bireysel başvuru
yollarını kullanıyor olmalarının hak olması da, güncel somut bir demokratik uygulamadırlar.
Demokrasi; bu istemlerin ya da talep eşmelerin, kişiler düzeyinde de, takip
edilebilir olmasıdır.
Toplumlar, demokratik kazanımlarınızı; kendi yasalarıyla
belirlemiş olması, yapılırlık ve yapılamaz oluşları içerir. Bunların tümü
demokratik kullanımdırlar. Komşunuzun bağırmamasını isterken; bağırma, komşunuz
açısından bir yapılamazlıktı sınırlanma olurken, bunun ihlali durumunda siz,
komşunuzun bağırmamasını isterken, bu isteminiz de yapılabilirlikti bir
demokratik haktır. Şu halde demokrasi; yapabilirliklerle ve yapılamazlıklardan
gerçekleşen zorunlu bir uygulamadırlar. Demokrasinin bir yüzü sınırlanma ve
yasağa doğru doğarken; diğer yüzü de kullanıma, hak edişe doğru doğar.
Demokrasilerde, kimi kullanımlarımızdan, bir kısmının
sınırlanması demek, herkesin herkese 'göre' bir kullanımıdırlar. Sınırlanmalar,
yukarıdaki komşunun bağırmamasını istemek gibi bir yüzü başkasına
sınırlanmayken; diğer yüzü de, sizin sessizliği 'kullanmaya' doğru olur hakkınızdırlar.
Dolaysıyla sizin de başkasına göre bağırmanız, komşunuzun sessizliği
kullanma hakkına saldırınız olur. Kimi kullanımlar da, demokrasi içinde;
toplumun taleplersen yükümü içinde doğar. Herkesin genel kullanımında olan ve
yine herkesin herkese göre değişebilen çok özel hak kullanımıdırlar. Söz gelimi
can güvenliği talep edilmesi, herkesin genel bir demokratik kullanım
talebidirler.
Yine bir maden ocağında baret kullanımını talep etmek de,
herkesin herkese göre değişen özel iş kolu içinde olmalı kullanışın demokratik
talebidirler. Gerek genel, gerek özel taleplerin gerçekleşip gerçek eşmediği, şikâyetlenmesine
katılmak ya da bu şikâyetlere sahip çıkmak; genel katılımcı, demokratik
taleptirler.
İşçi işveren arasındaki uzlaşma da herkesin herkese göre bir
demokratik talebidirler. Aslında burada demokrasi, işverenden çok, işverenin
kapitalistti tutumuna karşı, ezilenlerin tutumunu kollayan bir yaklaşımdır.
İşveren burada bir çeşit güçtür, otoritedir. Demokrasiler de toplumun içinde gücü
olan otoriteye karşı, güce karşı; toplumun bireylerin ve yurttaşlarının,
korunan talebidirler. Uzlaşma ise, işveren ve emekçinin, toplum otoritesi
içindeki; toplumun ilgilenmesi, toplumun kendi taraflarını gözeten bir
anlamasıdırlar. Uzlaşma gücün basıncını düzenli sarf ettirir.
Sürecek
♡
0 beğeni · 0 yorum
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!