Dest Efşan – Pây Kuban ( Tempolu Alkış ve Ayak Vurma )
Osmanlıca yazılışı: efşân : افشان
Dest دست sözcüğü de Farsça’dır ve el, el ayası, el içi, anlamlarına gelir böylece dest دست ve efşan افشان sözcüğü el sallamak, el çırpmak, alkış tutmak anlamında bir tamlama olur. Pay kubân sözcüğü de aşağı yukarı dest efşân sözcüğü ile eş anlamlı kullanılmıştır.
Efşân kelimesi Farsça kökenlidir ve sözlüklerdeki anlamları : “saçan, serpen, dağıtan, silken anlamlarına gelir. Efşan sözcüğü şiirlerimizde ve eski dilde "feşân" şeklinde de kullanılmıştır. Efşân ve feşân sözcüklerle birçok tamlama da kurulmuştur.
Dâmen-feşân gibi.
Zer-efşân: altın serpen.
Dâmen-ef-şân: etek silken, vazgeçen,”
Kûbân كوبان sözcüğü ise Farsçadır ve vurucu, vurarak, vurma anlamlarına gelir. Pâ ise Farsça da ayak anlamındadır. Şu halde Pâ Kubân , ayak vurmak, tempo tutmak anlamındadır.
Eski edebiyatta “ Hanendeler şanıdır. El usulünü tutukları vakit ayayı ayya çalarlar” [1]şeklinde tarif edilen şarkı söyleyenlerin el sulunu tutturmak için avuç içlerini avuçlarına vurarak tempo tutturdukları, saza refakat ettikleri anlaşılan bir eylemdir. Bu tarife dest efşan göre günümüze belli bir tempo ile alkış tutmak hareketi ile eş anlamlıdır. ( Mitinglerde yapılan alkışlı protestolar gibi ) Şiirlerden analaştığına göre dest efşan el sallamak, hareketler ( bay bay yapmak gibi) raks ederken ellerin yaptığı ritmik sallanışlar anlamına da gelmektedir.
Aşıkın raksta hem pâlarıdır dest efşan
Bakiya onun için serv ü cenarın severin Baki
Servi ve çınarın elleri dışarıya uzanan tempo tutup raksederken salllanan eller gibidir. Onun için servi ve çınarı severim.
A.Talat Onay’ın Fazıl Veled Çeleb’iden nakline göre “sema eden Mevlevilerin neşelenerek ellerini sallamaları” na da desf efşan denirdi. [2]
Dest-efşân pây-kûbân eyleriz devr-i semâ.
Sâkinân-ı zîr ü bâlâ mest ü hayrandır bize Kaytaz-zâde Mehmed Nâzım Efendi[3]
“El açarak, ayak vurarak semâ’ eder döneriz; aşağıda ve yukarıda oturanlar bize mest ve hayrandır.”
“Rakkâs-ı dest-efşân-ı cân müjde-i kudûm-i kâsıd-ı kerîmü'l- makâsıdların nezzâregiyân-ı gird-â-gird-i intizâra iblâğ itdükde her biri cüdâgâne cân-efşân-ı ...”[4]
İder erbâb-ı 'ışkı dest-efşân.
Devr-i râhat-medârı Behzâd'un. Sabit
Behzad'ın rahat tavırlı dönüşü âşıkla-rın alkışlarını artırır.
Dest Efşan kelimesinin raks ederken , nağme dinlenirken elle tutulan alkışlı veya ritmik bir el sallama temposu olduğu şiirlerden de bellidir.
Zevk-i şevkin yeridir zevk edelim dest efşan
Verelim zelzeleye tak-u revakı beri gel. Baki
Ey sevgili beri gel de el sallayıp raks ederek binanın kubbesini zelzeleye vererlim.
Ahu vaveyla kopar dilden çün ol sermest-i naz
Dest efşan kuçe-i hammardan zahir olur. Esrar Dede
O mest olmuş naz şarhoşu bir vavaeyla kopartıp el sallayrak meyhane köşesinden görünür
Hak-i guyundan rakibin ayağın kesmiş o şuh
Şevkten guş eyleyince dest efşan oynadık
Sevgilim, rakibi semtinden kovmuş, bunun neşesi ile sevinçten ellerimizi çırpıp oynadık.
İhtiyar elde değil olsam eğer dest efşan
Bu neşat ile sema etmemeğe var mı mecal Nefi.
Bu nağmeler deminde k’ağaçlar sema urur
Kim kef çalar salar başın kim saçar direm Şeyhi
Bu nağmeler vaktinde ağaçlar semaya durur, kimi kef çalar, kimi başını sallar , kimi de para saçar
KAYNAKÇA
[1] A.Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar , MEB , İstanbul, 1996, shf 184
[2] A.Talat Onay, Edebiyatımızda Mazmunlar , MEB , İstanbul, 1996, shf 184
[3] M. NEJAT SEFERCİOĞLU, Kaytaz-zâde Nâzım’ın “Rûh-ı Mecrûh”unda Mevlânâ ve Mevlevîlik, Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 6, İstanbul 2011, 177-188.
[4] Halil İbrahim HAKSEVER, VEYSÎ VE NERGİSÎ’NİN KARŞILIKLI MEKTUPLARI, https://www.aku.edu.tr/aku/dosyayonetimi/sosyalbilens/dergi/II2/15
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!