"Sevmiyorum" dedi, üstâd...
Severse, ben yorulurmuşum.
Unuturmuşum sonra mutlu olmayı
Tek ayağı kırık masamda otururken,
Bir gece ansızın;
Hıçkırıklara boğulurmuşum...
"Daha mutlu olursun" dedi, üstâd...
O nasıl olacakmış, dedim "Bensiz" dedi...
Ona göre; Onsuz daha mutlu olurmuşum...
Güldüm. "Yoo hayır, gülme!
"Sonra ağlamak zorunda kalırsın" dedi, üstâd...
Her ağlamadan sonra gelen gülme krizleri gibi;
Her gülmeden sonra da
Gözyaşı nöbetlerine tutulurmuşum...
Ve sonra kalkıp giderken masadan;
"Kendine, bana baktığın gibi iyi bak" dedi, üstad.
Böylece daha uzun yaşarmışım.
Sanki iyiler çok uzun yaşıyormuş gibi...
Gitti...
Beni o ayağı kırık masamda bırakıp öylece gitti, üstâd!
Masa mı?
Bak işte, o da devrildi!
Söylesene;
"Kadınım!" dediğim insan taşıyamadıysa bu aşkı;
Şu ayağı kırık masa, nasıl taşısın be üstâd?