Dil Getirmek Dil- aver Esir Almak

 

Dil- aver : ﺩﻻﻭﺭ  - Farsça kökenlidir. Farsça” dil “gönül” ve getiren, taşıyan anlamındaki ” āver “ sözcükleri ile kurulan bir tamlamadır.

Sözlüklerdeki anlamları :  Yürekli, cesur (kimse), yiğit, kahraman şekillerindedir. Dilaverlik ise : Yiğitlik, kahramanlık, yüreklilik şeklindedir. [1] Sözcük yiğit manasından ötürü, esir eden, düşmanı esir alan anlamlarında da kullanılmıştır.

Fakat dil- âver sözcüğü edebiyatta daha ziyade mecazi manada ve gönül alıcı, gönlü esir eden, anlamında kullanılmış, lakin esir eden yiğit olarak sevgili düşünülmüştür.

A.T. Onay  dilaver sözcüğünü “ Harplerde  düşman tarafından esir alıp getirmeye de  denmiştir.”  Şeklinde açıklar. “ Özellikle savaş öncesi alınan esirlerden düşmanın durumu hakkında bilgiler edinmek bakımından çok önemliydi. Bu nedenle  düşamn içlerine casusu salınır ve bu casusular düşman askerlerini yakalayıp getirerek  kumandanın huzuruna çıkarıp, sorgulanır ve  düşman hakkında istihbarat toplanırdı.  Savaş öncesinde “düşmandan esir alıp getirmeye dil getirmek”  [2]deniliyordu.

Düşman askerini esir alıp getiren kişi esiri ile kumandanın yanına geliyor ve bahşiş alıyordu.  Bu hadiseler genellikle sınır boylarında yaşandığı için Uç ili  ( Serhad)  kelimesi  ile dil getirmek   iç içe tabirlerdi. Dil getirmek kelimesinin eski dildeki karşılığı dil-aver kelimesiydi. Dilimizdeki Dilaver özel ismi de işte bu adetlerden kalmış , bu kelime Düşmandan esir alan anlamına gelmektedir. Aver Farsça’da getiren anlamındadır.

Divan şiirinde dil getirmek tabiri gerçek anlamından hareketle ve kelimeler üzerinde de anlam oyunları yapılarak sevgili ve ya gönül getirmek manalarında  mecazlı olarak  da kullanılmıştır.  Dil getirmek  manasında kullanılırken dil kelimesinin gönül anlamına da gelmesi  nedeniyle çeştili anlam münasebetleri kurulmuştur.

Dil getirdüm deyü dildara gönüllenme sakın
Padışah eşiğüdür bunda dil – aver çoktur.         Necati  [3]

O güzelin önüne gönlümü esir gibi getirdim diye bana gücenme, Bu alemde padışah eşiğine  dil getiren çoktur.

Savaşlarda  savaş öncelerinde istihbarat  maksatlı yapılan  bu eylem, divan şairlerinin muhayyilesinde sevgili, rakip, sır, manalarında kullanılmıştır. Sevgilinin aşığı  istemeyen  gözleri , kaşları bakışları, hatları , tüyleri aşığı def etmeye çalışan düşman askerleri gibi görüldüğünden  “dil getirmek “tabiri sevgili ile aşık arasındaki mücadelelere işaret eden unsurlardan biri olarak kullanılır.

Divan şairlerinin muhayyilesinde kiprikler bir oka benzetilir ve  kiprikler sevgilinin gönlüne sinesine saplanır.  Kiprik esasında  sevgiliye aşıktan haber getiren  yüreğine saplanarak aşığın kanından aşığın niyetini öğrenen ok görünümlü casus gibi tasavvur edilir.  Divan şiirinde Gamze  ve kirpik  aşığın gönlüne saplanan ve  aşıktan haber getiren  casus gibi  tasavvur edilir. Kirpik (müje, müjgân):  ok, neşter, hançer, cellad, pençe gibi   öldürücü aletlere benzetilirken işlev yönünden  askere ve casusa benzetilir.  Divan şiirnde gamze ve kiprik dil alan ( can alan, gönül  alan, aşıktan haber getiren casus)  gibi tasavvur edilirken  sır, esrar,  haberci, ulak, tatar ( tatar postacısı) , sayrı vasıfları ile birlikte düşünülmüştür.

Yine can kastına asker çeker  ol hat- ı siyah
Yine casus- ı müjen  sineye geldi dil alır               İshak

O siyah tüyler canı kast etmek için asker çıkarmış , ve  casus kiprikleri gönlüme girerek dil alıp haber götürüyor.

Bir uğurdan iki kâfir üstüme kıldı hücûm
Gördüm olmaz ikisine müşterek oldum esîr       (Behiştî)

Uç ilinin dil – averidir canda demrenin
Geldi dil almağa sanasın bir vilayete             Rahmi

Temreni (  kirpikleriyani mızrağı okları) uç ilinin  casusları gibi gönlüme öyle bir girmiş ki  Zannedersin vilayete giren casuslar dil  alıp götürecek .  

Dil almakta söz olmaz gamze-i Tatarına amma
Helak eder o kafir – macera esrarı  söyletmez.       Seyyid Vehbi

Tatar askerine benzeyen o gamzeleri dil almakta çok usta amma o inat tabiatlı kafir aldığı esiri hemen öldürüp gönlündeki sırları  söylettirmeye fırsat bırakmaz.

Gamzesi okını atmaz kaşları yayın kurar
Ol kara gözün bizümle cengi yok yaykaradur          (İbn-i Kemâl)

Kim görse olur gamzeni elbette giriftâr
Yâ Rab! Ne füsûn eyler o câdû-yı muhabbet           Nedîm

Kaşları yâyı gibi gayriyi kendüye çeker
Gamzesi oku gibi âşıkı yabâna atar          Ahmed Paşa

Müjde ey eyvân-ı dîvanhâne-i hâkān-ı Rûm
Pâyeni teşrîfe bir gāzî dilâverdir gelen             Nâilî  


KAYNAKÇA


[1] http://www.lugatim.com/s/dilaver
[2] A. Talat Onay Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB 1996- SHF 188
[3] A. Talat Onay Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB 1996- SHF 188