7-]Kişilerin doyurulamayan fetişti cinsel güdüsü (tapıncak takıntısı), yine kişilerin hayali içinde fantezi kurgularıyla aşılmağa çalışılacaktır. Kişi tabanlı kaygıları gidermeğe dönük olan bu gibi güdüşle takıntılı meraklarına değin eylemlerin karşılanması içindeki alan boşlukları somut ve sağlasan olur meşruti algılı eylemlerle doldurulamazsa, boşluklu tanecikli alanlar, yine hayali vehimlerle doldurulurlar.

Yani kişidir grotesk ti fetiş yansımalar da böylece kaçınılmaz olurlar. Şimdiki sosyo toplumsa yapı, bu kişisel fetişlerin üzerine; eşitsiz sosyo toplumsa gelişmelerinin kendine özgü olan takıntılarını da boca etmiştirler.

Sosyal yapıya (sosyale) dek girişmeler de; topluma dek bilimsel girişmeler de; her biri kendilerine özgü tabudurlar. Kutsallar, toteme bağıntılayımla ortaya çıkarlardı hep. Tabumsa totem, toplumlar içinde nesnel ve bilimsel olanla tabudurlar. Sosyale dek totemler de, kişi özel ve cemaat öznelliği olanların, groteski yansımaların bir zemin alanıdırlar. Bunların meşru oluşu da, iç ego yapılaşmasının (hayatın), temel düzlemindeki belirmelerden gelmektedirler.

Bilim, tabumsak ve totemi olmakla; grotesk değildir. Kişi alanlı, grotesk yapılırlar. Bilim, grotesk olana indirgenmez, ancak groteski olan ütopya, zamanla; bilimsel olana doğru dönüştürülürler. Bir birlerine indirgenemezler. Bilimin ve grotesk olanın; alan devinmeleri, aynı bencillikti zemin noktadan hareket ederler. Ama farklı kola gidişlerle; niceleyim ve nitelik ayrışımına uğrarlar. Fakat ikisi de aynı noktaya (zemine) hizmetle, aynı devinme alanını beslerler.

Groteski olan; bilimsel olanın, ön merakını yapar olacakla bir ön deyi teori sınamaları içinde varlar. Bu halleriyle groteski olan deneyin içinde yoktur. Groteski olan, zaman içinde deney destekleriyle, genel yasa olurla; ortaya konabilirler. Böylece groteski olan kimi fetişti ütopyalar, bilimsel totemi anlayışta olurlar. Bilimsel izaha kavuşan kesikli sınırlı ütopi yapı, tekrar hayalin konusu olacakla ileri doğru bir grotesk süreçler olmaya devam eder.

Başlangıcın totemi düzlemi, dıştaki insan-insanlar girişmeli birlikler oluşla, sağlayışlar yapan düzendi totemi yapıdırlar. Değilse arkaikti totemler, toplumsa düzenin totemleri gibi üretimse güç değildirler. Sosyal birliğin, sosyo öznel-bilinçli oluş vardı. Ancak ön sosyal birlikti yaşamlar, kişilerin egolarına dek temel düzlem sağlatılanlarını “üreten bir yapı” değildiler. Aksine ortak çaba içindeydiler. Ortak çaba içinde savunmalı doğada bulduklarıyla yetiniyorlardı. Yine ortak çabanın güç birliği ile avlanıyorlardı.

Kişi ego düzlemin karşılanmasını yapan, sosyal eylemli özneyle; toplumsal öznellik birbirinden ayrılır. Başlangıçtaki sosyal birlikti, sosyal özne doğada bulduğu ile yetinmeli bir yapıydı. Toplumsa öznellik sosyal birliğin doğada bulduğuyla yetindiği safhasını terk edip, sağlanışları kendisi üretir olmakla sos yo öznel güçten ayrılırlar. Sosyal birliğin ilk öznel korunumlu görünüm biçimi, bugün halk alan içinde bir özel yaşamlı tüketim alanı haline gelmiştir.

Doğada bulunanla yetinilen dönemlerdeki benler arası ilişkide; dil ve totemi anlayış gibi kültürel öznellikler; yapının ortaklayımı olacakla düzenlemiş olmaları o günkü SOSYO ÖZNEL BİRLİKTİ gücün kendi muktedirliğidirler. İnsanların araç kullanan girişmeleriyle ve ayrı totemi insanların kişi hünerli birleşmesinin etkinliği olan üretim ilişkisi de; TOPLUMSA BİRLİK GÜCÜN, apayrı bir muktedirliğidirler.

Vücuda dek hücreler; organsa inşanın, organizeler birliğidir. İnsanlar; nasıl vücutsal organizmalarına dek kişilikti benliğini (öznesini) ortaya koymuşlarsa; her bir kişi ve kişilere dek organize birlikler de; sosyal ve toplumsal kurumlaşmaların bir birliği olan; sosyal özneyi ve toplumsal özneyi, ortaya çıkartmıştılar.

Biz bu sos yo toplumsal yapıya dek organik devinmeli girişen öznellikleri göremez sek, sosyal yaşamı ve toplumsa yaşamı anlayamayız. Sosyo toplumsa yapının imsel temelinde bencilliklerimiz vardır. Bu nedenle sosyo-toplumsa yapımız ve bilimselliğimiz kahir ekseriyetle yanlıdırlar. Ama ne var ki, sosyo toplumsa yapımız, bencilliğe indirilemez. Ara ilişkin özellik ve aşamalar, bencillik değildir (yasallıktır).

Size hastanede hizmet veren kurum, toplumsa öznenin bir organıdır. Sizin bir toplumunuz olmadan, hastane gibi toplumsa organlarınız da olamazdı. Sizi özel hayatın her alanında kuşatan gelenekleriniz ve totemi inançlarınız vardır. Yine özel hayatınız içinde öznel bir sosyal dayanışma olan dernekleriniz ve eğlence sektörleriniz vardırlar. Bunlar sosyal yapının, öznel kültürlü bir organıdırlar. Sosyal birlikti özne olmadan da, sosyal organlarınızın da olması olanaksızdır.

Kişi öznesi, kişi ömrünce sürekli korunan ve gelişen bir yapıdır. Öznel yapılar da, korunup; sürekli gelişmesi içinde olmak zorundadırlar. Sosyal özne, belli bir süre kendisini tekrarlayan bağ ilişkisidirler. Sosyal öznenin, kontak yapan bağları geleneklerinizdir. Bu yüzden sosyal özneler, sosyal yinelemeli bir bağın, bağıntısıdırlar. Sosyal özne, başta groteski yansımaları da kendisine açıklama yorumlama yapan nedenli davranışsa da, toplumsal özne ile girişişten sonraki birikmenin gelişmesi ile olan bir yapıdır da.

Sosyal özne, toplumsal yansımaları, soyut imlere çevirir ve böylece toplumsal yapı sosyal yapı içinde korunan bir alaka olmaya başlar. Nasıl ağaç yazısı, ağacı niteleyemezdi. Hatta ağaç yazısını görmenizle ağaçlara dek bir kısım gerçekliğin sizde hakiki bilgi olan anlamalarınız yoksa ağaç yazısı size hiçbir şey de ifade etmez olacaktır. Ama ağaçla, ağaç yazısı arasında dönüşen çağrışan kategorik bağca bir bilişti anlama içinde iseniz, ağaç yazısı sizde öznel devinimlerle içte ve dışta girişmelerinize neden olacaktır.

Yani sosyal özneler somutta karşılığı ile ancak bir anlam ilişki ve girişme devinmesi bulmakla korunan bir özellikti, yapı olacaktır. Ağaca değin anlamalarınız, bilgileriniz geliştikçe; ağaç yazısını görmek ya da ağaç sesini duymak, sizde; bu çağrıştırıcılarıyla giriştirme yaptırmaya başlar. İşte geleneğin dünü bize, tıpkı ağacın, ağaç sözcüğü içinde öz karşılığını bilemez oluşumuz gibidir.

Geleneğin figürleri olan sosyo toplumsa özleri, yapıla gelen gelenekler içinde bize yansımazlar. Töre ancak çarpıtılmış bir yorumla yansırlar. Söz gelimi sütanneliği ve sütkardeşliği geleneği gibi. Ağaç sözcüğünün, somuttaki ağaç karşılığını bize tam olarak ifade etmeyen bir tanım içinde olması vardır.  

Ama ağaç yapının süreç içinde devreden bir zemin devinmesi alanı olması nedeniyle de; süreç içinde devreden bu kabil insan anlamasına konu olan giriştirmeleriyle, korunan bir sosyal özne olucu yapısı vardır. Kesikli ve her gün yeniden ilişkilendirilen sosyal özne; sosyal bağdı anlamalı özne gücüdür. İşte sosyal olan öznelliklerin de, süreç içinde değişen, gelişen, yeni içeriklerle yeni tanımlara kavuşan bir korunan öz yapısı vardır.

Sosyal yapılı, özne eylemli topluluk, cemaat,  grup gibi ilişkiler; kurulup dağılan bir sosyal özneliktirler. Kimi sosyal özneli oluşlar bir amaç gerçekleşene değin oluşur ve dağılırlar. Otobüs yolculuğu, kahve arkadaşlığı gibi ilişkidirler. Bu kabil sosyal özneli ilişkileriniz, en asgariden bir iletimle kurulurlar. “İyi günler, günaydın, merhaba, nasılsınız? Gibi giriştiricilerle bu ilişkiler, tekrar tekrar başlatılırlar.

Yani sosyal öznellikler; geçici ama aynı kişilerle ya da farklı kişi ve grup bağlantılarıyla devamlı dağılıp kurulmalarıyla, sürekli olmalarının bir özel yaşantı olması vardır. Dün kahvede çay içtiğiniz biriyle, bu gün de yeniden merhaba deyişle girişmek; ona çay ısmarlamak veya onun çayını içmekle, sosyal özne bağıntısını kurmak zorundasınız. Dün merhabalaşıp çay içtiğiniz biri, bu günkü sosyal özne ilişkiniz içinde olabilir de,  olmaya bilir de. Sosyal öznelliklerin seçimi çoğu kez keyfi olabilen bir kullanımdırlar.

Dünün sosyal öznesi içindeki ana tutkal bağ, doğada sağladıklarını paylaşan ilişki ve korunma güvende olma cinsellik vs. bağı idi. Bu gün cinsellik hariç, özel yaşam hariç, bu bağların tümü toplum içindedir.

Toplumsal öznenin giriştiren bağ ilişkisi, genelde nesnel yasallıkla ve kurallar düzenlemesiyle oluşan korunan bir ilişkilerle toplumsa öznellik olma durumudur. Her gün buna riayet etmek zorundasınız. Toplumsa özne; bir kişi özne ve kişiler nesne üretim ilişkisi olacaklarıyla, toplumsa ruh karakterli öznellikler olurlar.

Toplumsa özne keyfi olmayıp, korunan ilişkisi üretim ve paylaşım ilişkisidir. Kişiler kurumlar değişse de üretim yapma ilişkilenişisin değişmez. Üretim ve paylaşım ilişkili bir toplumsal özne, toplumsa öznellikle karakter işleyiş bağı ve bağıntısını taşırlar.

Toplumsa öznellikler, insan ömrüyle sınırlı oluşla ve ortalama söyleyişle geçici ve dağılan birlikler olmayıp, üretim tüketim ilişkilerinin değişmesi ile yeniden kurallaşan; ama bir insanın üretim gücünün dayanma sınırını aşmakla; yeniden ve yeniden mesailerle 24 saat üreten bir toplumsal özne gücüdür.

Toplum, sürekli üreten bir insan özneli nesne bağıntılı girişmedir. Toplumsa inşacı yapının bütünsel işleyişi, bir toplumsa özne devinmesidirler. Sosyal inşa yapının bütünsel işleyişi, kişi özneli, grup ve gruplar özneli, grup ve sürü yaşam yansımalı sanal totemi kurgulu; simbiyotik düzenlemeyi ifade eder.

 

09.10.2011