Divani Divan Nazım Şekli ( Âşık Şiiri Türü)

Halk şiirleri arasında "divani" adıyla bilinen divan, âşık edebiyatı nazım şekillerinden  biridir.  Divani aruz vezni ile şiirler söyleyen âşıkların  aruzun fâilâtün / fâilâtün / fâilâtün / fâilün kalıbıyla  gazel, murabba, muhammes, müseddes biçimleri ile söyledikleri şiirlerin genel adıdır. Bu nazım şekli “terennüm edilmeye mahsus olduğu için dördüncü mısraları daima birbiriyle kafiyelidir veya mükerrerdir."[1]

Halk şairlerinin bazıları 18 yy. dan itibaren medrese eğitimi görmüşler, medrese eğitimi gören bazı kişiler halk şairi olunca divan edebiyatının dil ölçü ve şiir şekillerine uygun şiirler de söylemişlerdir.  Medrese eğitimli ozanlar, aruz ölçüsünü, divan şiir türlerini, divan şairlerinin dil anlayışlarını, hatta bazı benzetmelerini, söz sanatlarını ve benzetmelerini halk şiiri tarzında ve yorumunda kullanmışlardır. Halk şairleri o bakımında bu etkiler taşıyan aruzlu şiirlerine divani adını vermişlerdir. İlk divani örneklerinin Gevheri ve Âşık Ömer tarafından verildiğini ve bu âşıklarımızın bu türün öncüsü olduğu bilinmektedir.  Ancak halk şairlerimiz, aruz ölçüsü ile yazdıkları bu tip şiirlerde aruzu oldukça kusurlu kullanmışlar, buna mukabil başarılı örnekler verenler de olmuştur. Divani nazım şekli Azerbaycan Türk Halk Şiirinde de görülmüş, Azerbaycan Türkü Halk ozanları bir ölçüde daha başarılı divani örnekleri vermişlerdir.

 

Halk şairleri bu türlerde çok güzel eserler vermişler, hatta bazı deyişleriyle de şöhret sahibi olmuşlarıdır. Öyle ki zamanla bunlar gerek türkü, gerekse Türk müziği formlarında bestelenerek sevilen müzik parçaları arasına girmiştir.”[2]

Halk şairleri  divani adını verdikleri bu şiirlerini özel bir ezgiyle söylemişler, divan adını verdikleri bu şiirlerin musammatlarını da yazmışlardır.  Halk şairlerinin divan veya divani dedikleri bu nazım şekli özellikle 17 yy dan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır.  Divanî nazım biçimiyle şiir söyleyebilmek âşıklar arasında bir itibar meselesidir. Bu şiir tarzında başarılı olabilen âşık, bu tarzda şiir yazamayan veya okumayan âşıklardan usta bir ozan sayılır. Divani okuyamayan ozanlar usta âşıkların düzenlediği meclislere kabul edilmezler. Divani seslendirebilmek ise özel yetenekler ile musiki bilgisine güzel telaffuza ve divan ağzına vakıf yetenekli bir ozan olması gerekmektedir.

Divanilerin en yaygın şekli murabba nazım şekli halinde olanlardır. Bununla beraber gazel, muhammes, müseddes, musammat biçimlerinde söylenen divaniler de vardır.[3]

Dörtlüklerden olşuan Divanilerin kafiye şeması   genellikle aaba, ccca, ddda şeklindedir.  Fakat  bu şema  aaaa bbba; abab cccb,  aaab, cccb şekillerine de dönüşebilmektedir.

Divanilerin  Ayaklı Divani  şekli de vardır.    

Şehir halk mûsikisi eserleri arasında yer alan divanların en belirgin özelliği, aruz vezniyle ve konuşurcasına bir eda ile (resitatif) icra edilmesidir. Ayrıca aruzun “mefâilün mefâilün feûlün” kalıbı ile ve on beşli hece vezniyle yazılan divan örnekleri yanında bir istisna olarak on birli hece vezninde yazılmış divan örneklerine de rastlanmıştır.”[2]

Ayaklı ( Yedekli ) divani : Divan edebiyatındaki  müstezat  nazım türüne benzer .  Ayaklı Divani Aruz ölçüsünün "fâilâtün / fâilâtün / fâilatün / fâilün" kalıbına ek dize olarak "fâilâtün / fâilün" parçasının katılması ile oluşturulur. Bu ölçü ile oluşturulan şiirlere yedekli divan da denir. Ayaklı Divani’nin kafiyelenişi  a ( a) a(a),  b ( b)  a( a) c ( c)  a(a)  d( d)  şeklindedir. Parantez içindekiler yedekleri gösterir.

Ayaklı Divani Örneği:

Mübtelâ-yi aşk olaldan buldu lezzet cânımız                 fâilâtün / fâilâtün / fâilatün / fâilün
        Var bizim canımız                                                       fâilâtün / fâilün

Pak olur bu bezmde  güller gibi meydanımız
        Her dem ü devranımız

Gelse nadan neş’e bulmaz  bezmimiz varetsedir.
         Aşk ile şayestedir.

Can içinde gizlidir her an bizim mihmanımız
          Böyledir irfanımız

Ta ezel merdanalerdir ser verirler şahına
          Şemsi Tebriz rahına

Ser verir sır vermeyiz çoktur olan kurbanımız
          Can verir hubanımız

Var semamızda  safâ câna gıda aşka cilâ
          İsmi her anda vefâ

Anlaşılmaz zahidâ  hem seyrimiz seyrânımız
           İncedir erkânımız

Mağz-ı kurandır muhakkak  der tarik –i Mevlevî
           Ey Pesendi mesnvevi

Hüccet-i katı olupdur serteser peymânımız
            Var bizim imanımız                                            Pesendi [4]

Divani Örneği

Dilberâ gülşane doğru gel dedim gelmem dedi
Bezm-i aşıkare doğru  gel dedim gelmem dedi

Gel dedim gelmem dedi nedir muradı dilberin
Yürü bizden yane doğru gel dedim gelmem dedi

Gel ciğer parem dedim durdu kadeh nuş etmeye
Sâki-i devrane doğru   gel dedim gelmem dedi

Hatırı uşşak-ı gözle şahım ihmal eyleme
Ol ulu meydane doğru   gel dedim gelmem dedi

Dertli can kurbanın olsun bir kadem baş yanına
Nâbedid eyvana doğru gel dedim gelmem dedi           Aşık Dertli 

 

KAYNAKÇA 

[1] KÖPRÜLÜ, M. Fuad, Türk Saz Şairleri, Ankara, 1962

[2] Yunus ZEYREK,Halk Şiirinde DİVAN/DİVANİ, http://bilig.yesevi.edu.tr/yonetim/icerik/makaleler/3518-published.pdf

[3] TALAT, Ahmet Halk Şiirinde Şekil ve Nevi, İst. 1928,

[4] Dr. Aslan Tekin,  Edebiyatımızda Terimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf 91