Dolmuş Sandal ve Şiirimizde Kayık Safası
A.Talat Onay’ın verdiği bilgilere göre dolmuş tabiirnin eski İstanbul’da dolmuş sandallar için kullanıldığını anlıyoruz. “ Sandallar tamamen müşteri dolmadan kalkmaz, mütemadiyen dolmuşa diye bağırırlardı. Bu ise daha sandal dolmadı müşteriye ihtiyaç var anlamındaydı. Boğaziçine vapur işlemediği devirlerde Sirkeci’den kalkan sandal Beykoz’a iki saatte varacağı için erbab-ı sefadan olan yolcular, her tütlü işret levazımı ile çıkar; demlenerek, okuyup eğlenerek giderlermiş ” [1]
Eski şiirlerden anlaşııldığına göre Sirkeci’den Beykoz’a, beykozdan Üsküdar ve Sirkeci’ye, Eminönü Üsküdar ve Kadıköy aralarında dolmuş sandalların işlediği , dolmuş sandallarla gidilip gelindiği anlaşılır. Üsküdar dolmuşları ile ilgili konular Bekri Mustafa’ fıkralarına dahi konu olmuştur. Dolmuş sandal ve safası yakın dönemelere kadar devam etmiştir.
Hani o Mualla’yı sandala atıp
Ruhunda hicranını söyletme hikayesi O. Veli
Nedim’in şiirlerinde Baki’nin gazellerinde Enderunlu Vasıf ve diğer şairlerin şiirlerinde saadabatta , haliç ve boğaziçinde yapılan sandal sefaları hakkında çok sayıda beyit ve şiir bulmak mümkündür. Sandal gezisi için sandala yolcu doldurmaya dolmuş denmesi dahi şiirlerimizde sık sık geçmiştir.
Kenar-ı ayş u safaya geçilse dolmuş ile
Pür olsa yine mey i hoş- güvar zevrakta Baki
Yine zevrak denilen kadeh tatlı şarapla dolsa ( şarap çok olsa sandal yaranla dolsa) , bu dolu kadehle sandalın ayş u sefa köşesinden geçsek
Üsküdar dolmuşu unvan – kadem perverin
Senelerden beri hıfz etmiş olan tekneleri Tahir Olgun
İşte bir çifte kayık iskelede âmade
Gidelim serv-i revanım yürü Sadabade Nedim.
Divan şairlerinin dolu kadeh anlamına gelen dolu sözcüğü ile hem kayık hem de kadeh anlamına gelen zevrak kelimeleri üzerinde tevriyeler yaptıklarına sık sık şahit oluruz. Dolu ve zevrak Dolu kadeh dolu kayık anlamlarına gelebilecek şekilde sık sık kullanılmıştır.
Yine zevrak –ı derunum kırılıp kenare düştü
Dayanır mı şişedir bu reh-i seng-i sare düştü Şeyh Galip
Dolmuş sandal çoğu şiirlerde anlamın içinde gizlidir. Gamzedeler ve yarenler bu sandala binerek bahre – denize - açılmaktadırlar. Genel olarak gönül bir kayığa , gam denize, aşk da rüzgâra benzetilir.
Gamın gönlün, ve aşkın kayığı bazan gam çekenlerin bindiği bir dolmuş sandaldır. Sandal ve deniz şarabı da çağrıştırır. Aşığı gam denizinden kurtaracak olan şey sahile yani sevgiliye kavuşmadır.
Bir bahr-ı gamda urmadayız dest ü pây kim
Keştîsi yok kenâresi yok nâhudâsı yok Nâbî (beyit)
Bahr-ı gamda zevrak-ı câm-ı şarâbı can umar
Derde düşse âşinâdan aşinâ dermân umar Nev'î (G.96.1)
Divan şiirinde sandalla gezinmek hülyası oldukça sık karşımıza çıkar,
Bahr-i cûdunda atâ zevrakını yelken urup
Bâd-ı lûtfunla bu gün gezdirir uş anı kerem Ahmet Paşa (K.27.19)
Tâk-ı gerdûnuna vâlâ-yı şafak-puşide
Zevrak-ı haşmetine atlas-ı gerdun yelken Nedîm (K.2.27)
Havzın safâsını edemem hiç sana beyân
Düşdük bugün o şûh ile zevrakda yan-be-yan Nedîm (K.24.17)
Binersen zevrâka deryâda cûş etsin dür ü gevher
Süvâr olursan esbe deşt ü sahrâ lâlezâr olsun Nedîm (K.37.5)
Sâkıyâ zevrakı sür bâd-ı bahâr esdi yine
Sebzezâr oldı yem-i ahdar u lenger sünbül Bâkî (K.24.14)
[1] A. Talat Onay Edebiyatımızda Mazmunlar, MEB , İST, 1996 – SH 192
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!