Dünden Bugüne Ozanlık Geleneği
Âşıklık ve halk ozanlığı Anadolu'da toplumun öncüsü olmuş bir gelenek, halka mal olmuş bir kültürdür. Yaşamını halkla birlikte idame ettiren ozan, sazıyla sözüyle halkın sesidir.
Toplumdaki olumlu ya da olumsuz gelişmeler, ozanın sazına, sözüne ve sesine konu olur. Ozanlarımız toplumun sorunlarını dile getirmek, olup biteni daha erken görme ve gelecek nesillere mesaj verme özellikleriyle de tanınmıştır. Böylece halka mal olmuşlardır. Ozanlık genelinde tabiat sevgisi vardır, halk sevgisi vardır, vatan sevgisi vardır, hak sevgisi vardır. Halkın bağrından kopar ve temsil ettiği toplumun sorunlarını, mesajlarını sazıyla anlatır. Yaşadıkları dönemlerde her halk ozanının farklı bir yeri vardır. Ama tüm halk ozanlarımızın buluştuğu yer, halkın gönlüdür.
Tarih boyunca ozanlık ve halk edebiyatı çeşitli dönemlerden geçmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Dünya var oldukça ulusların ozanları ve şairleri de olacaktır. Âşıklık, halk ozanlığı geleneği de süreç içinde siyasi ve ekonomik sorunlar yaşasa da Türk kültürünün vazgeçilmez simgelerinden biri olma özelliğini daima korumuş ve korumaktadır.
Pirsultan Abdal’dan Karacaoğlan’a Anadolu’da halkın sözü, haklın dili, halkın konuşan yüreği olmuş birçok ozanımız gelip geçmiştir; fakat eserleri hala günümüzde yaşamaktadır. Bundan sonra da ebediyen yaşayacaktır.
Ozanlık geleneği hakkında, Karacaoğlan ve Dadaloğlu gibi büyük şahsiyetlerinde yetiştiği Çukurova da yetişen Ozan Dertli Polat’la bir kısa söyleşi yaptık. Türkiye’de düzenlenen birçok yarışmada ödüle layık görülen ozanımıza ozanlık geleneğinin dününü bugünü ve yarınını sorduk.
-Sayın Polat: Nedir ozanlık? Ozan halkın gözü kulağıdır dilidir. İyi günde kötü günde halkıyla birlikte olan halkın devlet idaresine duyurmaya çalışıp da duyuramadıklarını her fırsatta dile getiren, yazmış olduğu şiirleri besteleyip bağlaması eşliğinde söyleyen her hangi ideolojiye dalkavukluk yapmayan ozanlık geleneğinin kurallarına titizlik gösteren hakikatten hiçbir zaman sapmayan ve seven kişidir ozan.
-Sayın Polat: Pirsultan’dan bu yana ozanlık geleneğinde neler değişti? Çok şey değişti. Ozanlarımızın çoğunun sazına sözüne güven kalmadı maddeyi ön planda tutan ozanlar türedi. Her hangi bir lidere, siyasi gruba yalakalık yapan sözde ozanlar türedi ve ön safta boy göstermeye başladılar. Hakiki ozanlarımız kenarda köşede sindirilmeye çalışıyor. Ozan hak bildiği yoldan şaşmaz misal Pirsultan Abdal gibi. Ozan yazmış olduğu eserlerinde şahsi çıkarlarından bahsetmez. Onlar, içinde doğup büyüdüğü milletin duygu ve düşüncelerine göre hitap ederler. Toplumun değer yargılarına saygı duyarlar.
-Ozan Dertli Polat derki;
Âdem adalete uyar,
Nefse uyan adem midir?
Âdem hak sesini duyar
Fitne duyan adem midir?
Âdem ehli irfan olur
Mervan değil merdan olur
İkilikten üryan olur
Nifak yayan adem midir?
Bu dünya bir çürük yaydır
Evveli ahiri vaydır
Çift kapılı boş saraydır
Baki sayan adem midir?
Nefsim başıma beladır
Gönlüm ona müpteladır
Âdem etten bir kaledir
Yalan diyen adem midir?
DERTLİ POLAT’ım söz yetir
Kalbin sevgiyle bezetir
Adem kul hakkın gözetir
Haram yiyen adem midir?
Ozanımız o kadar güzel ifade etti ki başka söze ne hacet. Ozanlık geleneği boyunca ozanlarımıza devlet erkanından sahip çıkan olmamıştır; mesela en güzel örneği Karacaoğlan’ın nerede doğduğu nerede öldüğü bilinmemektedir. Bazı uyanıklar Karacaoğlan’ı kendi köyüne mal etmeye çalışsa da Karacaoğlan Adana’nın Kozan ilçesiyle Kayseri’nin Yahyalı ilçesi arasındaki dağlık coğrafyada yani Çukurova’nın kuzeyinde yaşamıştır. Bunu da şiirlerindeki ağız özelliğinden (şive) anlıyoruz. Başka hiçbir dayanağımız yoktur. Bu da devlet erkanının ilgisizliğindendir. Günümüzdeki ozanlarımız da aynı konumdadır. Sağlığında hiç kimsenin haberi olmaz öldükten sonra heykeli dikilir.
- Sayın Polat: Ozanlık geleneğinde hiciv çok önemli bir yer tutar neden? Ozanlık geleneğinde hiciv evet çok önemlidir; çünkü hiciv muhatabı üstü örtülü taşlamaktır, iğnelemektir. Bunu aleni yapsa muhataba söz hakkı doğabilir.
-Yaptığınız herhangi bir hiciv ya da taşlamadan dolayı yargılandınız mı ya da hesap vermek zorunda kaldınız mı? Evet, bir düğünde ısrar üzerine yaptığım bir taşlama sonucu sabaha kadar nezarette kalmak zorunda kaldım. Ormancılarla bazı polis arkadaşlar düğünde masa kurmuşlar alkollü alem yaparlarken bana da Dertli Polat bizim şu alemimize bir türkü yak dediler.
Bende aldım sazı elime dedim ki;
Memlekette iki avantacı var
Birisi ormancı birisi polis
Dememe gerek yok zaten aşikar
Birisi ormancı birisi polis
Ben zaten dinlemem paşayı beyi
Bu millet gerçeği öğrensin deyi
Polis şehri soyar, ormancı köyü
Birisi ormancı birisi polis
Ben daha sözümü bitirmeden sazımı elimde aldılar bana hakaret ederek karakola götürdüler. Sabaha kadar karakolda hakaretlerine maruz kaldım.
Sayın Dertli Polat ozanlık geleneği hakkında o değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için size çok teşekkür ederiz.
Bize son olarak söyleyeceğiniz bir şeyler var? Sizlere son bir şiirimle veda etmek istiyorum;
Afrikalı zenci ile
Aslında bir gardaşım ben
Eskimolu genci ile
Aynı yolda yoldaşım ben
Hem kutupta buz dağıyım
Hem amazon ırmağıyım
Bir elin beş parmağıyım
Ekvatorda bir taşım ben
Fark etmez ırkı inancı
İkilik en büyük sancı
Ha aşina ha yabancı
Cümlesiyle sırdaşım ben
Kavgasız dünya düşleyen
Cahil meclisin boşlayan
Kalplere sevgi işleyen
DERTLİ POLAT nakkaşım ben
Hazırlayan: Murat ÖLMEZ