bankta bir kitap unutulmuş
biriki yaprak eskimiş üstün
gecemin bozkırında mutluluk
ilk yeşilinde gölgesiyle güneşin
çalının dibinde düşlemek gibiydi
gülümseyişini
üstelik
duymaktı penceremde güneşin doğuşunu
eğilmiş sokak lambası
fısıltıları okuyor
sessizliğin öncesinde
ve birden
kapı aralığından sızan bir keman sesi gibi
odama yığılmış çok yaşlı eşyaların tozlarını
topluyordu ışık
dökülen gidişlerden
dinliyordu rüzgar
ısınırken asfaltın yüzünde
pervaneler çizerken satırları
ya da
saçlarımdaki beyazlar tül perdesiydi
ve ardında yaşamadığım mevsimlerin
yakalanmasıydı suçüstü
uçuştu
savrulduğunda gencecik yüzünden
bahar
hep uzaktan çalan bir şarkı
birde yağmur eşlik eden birlikte
alınıyordu içten içe camdaki gözyaşları
üstü çiziliyordu düşlerimin
kumralına boyanmış tavanlarında
odamın
gezinirken gözlerim
sırtüstü uzanmış sulara
nilüferler ellerine günışıkları
batarken
ve
en güzel çiçeği arayan kelebek
öpücüğünü kondurdu çıplak omzuna
ayrılığın
bardağımın kenar ına
kırmızı bir veda
kelebekle içiyorum
ve sarhoşluğuma
yokluğunun resmini bırakarak
duvarda asılı zaman
söz edip geçiyor
senli günlerden
gün ışıldamadı
biri yaprakları yakıyor
unuttuğun sözcükler var
dağılmış
oraya buraya
topladıkça sensizlik
yaşıyorum
ve biri nasıl böyle düşlerimi kırar
içindeyken
bir baktım yanımda boşluk
yaşamsız kadar soğuk
çekip gitmişsin
ben kalmışım seninle
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!