EDİTÖRLER TOPLANTISINDAN NOTLAR
 
     Edebi Yâd ve Sanat Akademisi adını bir arkadaşımın FACEBOOK’ta yaptığı bir paylaşımın üzerinde gördüm. Ben Edebiyatın E sini görünce o ırmağa hemen seccade seren bir mizaçtayım. Hele şiir olunca en derin ırmaklarda yüzmeyi keyif bilirim. Kim istemez ki “Hırka-i Saadet”in şiire verilen ilk ödül olduğunu bilip şiirce duygulanmasın. Kim istemez ki aynı duyguları ve eserleri paylaştığı arkadaşları bir arada olsun.
     Bu duygu ve düşüncelerle yöneldim Edebi Yâd ve Sanat Akademisi sayfalarına… Bi bakıp çıkacağım modunda, şöyle bir göz ucuyla süzme niyetindeyim. Parmak ucunda dokundum platforma. Önce parmağımı tuttular, sonra elimi, sonra kolumu, sonra bütün bedenimi ve daha sonra gönlümü tuttular Edebiyat, Sanat ve özellikle şiir tutkunları. Tutuldum kaldım. Nasıl tutulmayayım ki…
      Burada Edep var. Burada Edebiyat var. Burada yâd var. Bir de Akademi olup ilim irfan koklayınca kalakaldım burada. Şiirler gördüm yürek dolusu, şiirler gördüm sanat yüklü. Şiirler gördüm renk renk. Şiirler gördüm değer yüklü. Bizi biz yapan değerler yüklü… Başka yazılarda var da ben şiirle ilgiliyim. Şairler gördüm pırlanta yürekli. Şairler gördüm cesur yürekli. Şairler gördüm adam tavırlı. Şairler gördüm Mevlana/Yunus bakışlı.
     Bunca tespit ve iltifattan sonra sözü getireceğim yer kalite konusu. Hızlı mı gelişiyoruz ne? Çabucak mı arttı sayımız diye düşünüyorum. Çokluk güzeldir de, nezih olduğunda, nezaheti koruduğunda. Benim gibi bi bakıp çıkacaktım abiciler var galiba, ama onlar bakıp çıkamamışlar. Meydan geniş diye, ortam güzel diye, hoşgörü bol diye postu sermişler. Bir serdengeçti çıkar da eline sopayı alıp kovalar mı acaba ? Böylece iyi niyetli, şiir yürekli ama henüz ham, emek ve alın teri harcanmamış paylaşımları bir süzgeçten geçirir mi diye bekliyorum. Konu tartışılsın ve bir yol bulunsun diye açık, şeffaf, dik/dobra yazıyorum. İnşallah kimseyi kırmam, incitmem ve şimşekleri üzerime toplamam. Ben şimşekten korkarım arkadaş. Hele gök gürültülü olursa daha çok korkarım. Hemen kaçarım. İçime sinerim, içime sığınırım ve 50 şiir daha yazarım. İçime sığınınca öyle oluyor.
    Şaka bir yana. Bu platformda edep var demiştim ya, buna sadık kalmalıyız. Edebiyat var dedim ya bundan vazgeçmemeliyiz. Yâd var demiştim. Hatır gönül saymalıyız. Sanat ve Akademi ise ödün verilecek, belli bir çıtanın altına indirgenecek bir nokta değildir. Adı ilkeler mi olur, düsturlar mı olur, MANİFESTO mu olur. Her neyse bir kurallar silsilesi ortaya konmalı derim. Düşüncem budur. Bu düşüncemi hayal dünyamda yaptığımız EDİTÖRLER Toplantısında açık açık ifade ettim. Yeniyim diye ilk söz bana verilmişti. Benden sonra Sibel Hanım söz almıştı. Sonra diğerleri birer konuşma yaptılar ve Şahamettin Bey değerlendirme yaparken hayal kurmaktan çıktım.
     Sonuçları göreceğiz inşallah.