Efendi:

Osmanlıca yazılışı :  افندی  : efendi

Efendi Nedir:

Efendi sözcüğü, hizmetçiler, görevliler, için de kullanılan bir hitap olmasına rağmen, Efendi sözcüğünün sözlükte pek çok anlamı vardır.  Efendi: sahip, galip, ulu, okuryazar, medrese mensubu  olan kişilere denmiş; buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse, kadının kocası;  görgülü, nazik, kibar insan; sözü, davranışı düzgün, terbiyeli (kimse);   sözü, emri geçen ve sayılması gereken kişi, devlet büyükleri ve önemli devlet memurları için kullanılan bir hitap olmuştur.

Efendi tabiri  genellikle tahsilli kimselere bir tür rütbe anlamında kullanılmış,  özellikle “Sultan Mecid zamanından  itibaren  şehzadelere Çelebi Sultan yerine Efendi denmeye başlanmıştır.” [1] İstanbul kadısına İstanbul Efendisi, Yeniçeri kâtibine Yeniçeri Efendisi, Reisülküttaba Reis Efendi, padişahların ilk eşlerine Kadın Efendi, Şeyhülislama yalnızca Efendi denilmesi büyüklük ululuk, baş mevkilerde olanlar için  kullanıldığının ifadesidir. Sivil  halk arasında da en saygın en aklı başında olan kimselere, eşraflar arasında  sözü en çok geçen kişilere  Efendi dendiği görülür.

Efendi sözcüğü daha ziyade erkekleri ifade eder. Kadınlara ise hanımefendi denmektedir.  

Fakat sözcüğün kullanım alanı zamanla   bayağılaşmış, anlamı ve kullanım alanı çok  genişlemiş,  hatta sözcük  daha ziyade anlam bayağılaşma sına da uğramıştır.

Hoca Efendi  ahaliye    elifbayı öğretiyor (imam,okumuş adam, muallim)
Behçet Ağa  efendi bir adamdır. ( iyi ahlaklı saygıdeğer,)
Efendilik bende kalsın. (kibarlık, terbiye, ağırbaşlılık)
Bizim efendi bu yaştan kalkıp çocuk mu istesin.  (koca)
Kapıcı  Ali Efendi   sütleri bakkal Remzi Efendi’den alıyor. ( Bey  denilemeyecek kimseler)
Köpek Efendisinin paçasıdan ayrılmıyor. ( sahip )
Hizmetçi efendisinin terliklerini getirdi.  ( evin  reisi )
Yiyin Efendiler Yiyin bu hanı içti-ha sizin ( Devlet büyükleri 


Efendi sözcüğü edebiyatımıza ve şiirimizde bu anlamları ile kullanılmıştır.

Efendiler  o bağa her  biri bir gonca-i  ziba
Vezirin servidir  anın kemal-i istikametle
Senin bahçende şehzadelerin güzel birere goncadır.  Vezirin ise  o bahçenin istikamet gösteren  kemale ermiş bir servi gibidir.

Perişan halin oldum sormadın hal-i perişanım 
Gamından derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım 
Ne dersin rüzgarım böyle mi geçsin güzel hanım 
Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım     Fuzuli


Gûyiyâ bilmez efendim bende-i dîrînesin
Kim Nedîmâ bu mudur deyü suâl eylerbeni      Nedim

Döğülmeğe söğülmeğe koğulmağa billâh
Hep kâ’ilim amma ki efendim senin olsam       Nedim 

Klasik şiirde   Efendim sözcüğü, Dürr-i Yekta - Dürr-i Yetim ve gül  benzetmeleri ile de anılan hz Muhammet için de kullanılır.

Sen gevher-i gencîne-i hikmetsin efendim 
Deryâ-yı keremde dür-i kudretsin efendim    Şeref Hanım [2]

Efendi sözcüğü halk ve çağdaş şiirimizde de yukarıdaki anlamları ile sık sık kullanılmış,  fakat çoğu kez de imalı ve kinayeli olarak da  karşımıza çıkmıştır. 

Derdim Çoktur Hangisine Yanayım 
Yine Tazelendi Yürek Yarası 
Ben Bu Derde Hande Derman Bulayım 
Meğer Şah Elinden Ola Çaresi 

Efendim Efendim Benim Efendim 
Benim Bu Derdime Derman Efendim    Anonim

KAYNAKÇA

 

  • [1] A. Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar,  MEB, 1996- S.201

  • [2] /edebiyat-terimleri-mazmunlar/durr-i-yekta-durr-i-yetim/5098