EKMEĞİN ANLAMI
"Bütün acılara dayanılır yeter ki ekmeğin olsun." Cervantes
An gelir, o nimet, yanında hiçbir şey olmadan doyurur karnımızı. Açlığı yaşayan bilir ancak. Bir ekmeğin nasıl iştahla yenebileceğini ve o anki güzelliğini, açlığı, yokluğu ve yoksulluğu yaşayanlar bilir. Bir Yunan atasözünde bakın nasıl dile getirilmiş bu tecrübe: "Acıkmayan insan, ekmeğin ne olduğunu bilmez."
An gelir, yoksulluktan, an gelir hastalıktan uzak kalırsınız o güzelim nimete. Ekmeğin fazla tüketilmesini eleştiren uzmanlara rağmen ekmeğin ayrı bir yeri vardır soframızda. Bazen tek başına da bastırır açlığı. Açlıkla sınav veren kurak ve yoksul coğrafyaların ana besini olur. Bir çocuk görürsünüz, elindeki ekmekten iştahla koparır her lokmayı.
Kimisinin tek amacı ve hayat kavgası o ekmeği kazanmak üzerine kuruludur. "Ekmek kavgası " veririz çoğumuz. O ifade sembolik bir anlam taşısa da sonuçta bütün yollar karnımızı doyurup hayatımızı idame ettirmeye çıkıyor. Mehmet Akif Ersoy, bir sözünde ekmek parasını kazanmanın önemini ne çarpıcı bir sözle ifade etmiş: " Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanının maskarası. "
Belki bir tas çorba ve bir ekmektir kimisinin sofrasında baş tacı. Kimisinin sofrasında ekmeğe el uzanmaz bile. Ekmeğe gelene kadar ne nimetlerle donanmıştır o sofralar. Ama fakirin sofrasında ekmek baş köşeye kurulur. Bir poşet dolusu ekmekle eve adım atılır. Sofranın kralıdır o güzel nimet. Ya çorbaya bandırılır ya da bir soğan birkaç zeytinle işçinin mola sofrasında yerini alır. Mevlana'da ekmeğe farklı bir anlam yüklemiş: "Cahille oturup bal yiyeceğine, âlimle oturup kuru ekmek ye."
Ekmek üzerine o kadar yazılacak şey var ki! Ne şiirler ne romanlar kaleme alınmıştır ekmek kavgası üzerine. Ekmek parası için alın teri döker niceleri. Belki daracık bir alanda, kuytu bir yerde o günkü ekmeğini çıkartmaya çalışır. Taş üstüne taş koyar, kızgın güneşin altında, dondurucu soğukta, ekmeğini kazanmaya uğraşır. O alın teri ne kadar kutsaldır değil mi! Helalinden kazanmak ve akşam o fakir sofrasının başında oturup karnını doyurmak...
Ekmeğe istedikleri kadar zararlı desinler. Kimi uzmanlar, sağlıksız ekmekten söz etsinler istedikleri kadar...Alın teriyle toprağa emek veren nice insan tarlasını sürer ve oturur sofra bezinin başına. Çıkarır ekmeğini, zeytinini ve kırdığı bir baş soğanını...Şöyle içten bir besmele çeker ve helal lokmalar tarifsiz bir güzellikle geçer boğazından. Ekmeğine ve emeğine sahip çıkar inançla ve de umutla...
Ha, bir de ekmeği paylaşmak ve bölüşmek vardır. O da bir başka güzel!
"Herkes bilemez ekmeği paylaşmanın tadı yemenin tadından daha güzeldir..."
11.05.2018