EKRANLARDAN EVİMİZE TAŞINAN DÜNYA



  Haber bültenleri, filmler, belgeseller, reklamlar ve daha birçok program, belli bir akış içerisinde evlerimize taşınıyor. Her bir program, başka bir dünyanın kapılarını aralıyor. Bu programlarla hem farklı duygu ve düşünceler hem de farklı içerikler ekranımızdan evimize ulaşıyor.        

   Birçoğumuz, izlemediği zaman da açık tutar televizyonunu. Kimisi, yalnızlığına dost olarak görür. Kimisi evdeki güvenlik için açık tutar. Kimisi de hoşça vakit geçirmek için karşısına geçer o ekranın. Hayatında televizyona hiç yer vermeyenler de vardır tabiî ki. Ama ne olursa olsun  hayatımıza bir şekilde dokunur.

   Kimi zaman çocuğuna bir şeyler yedirme çabasında olan ebeveynlerin veya aile büyüklerinin sağ kolu olur. Ekrandaki çizgi filmler, reklamlar can simidi olur adeta. Yalnızların dostudur ekrandaki sesler, dizilerdeki karakterler. Hakkını yemeyelim televizyonun. Öğretici, bilgilendirici ve ufuk açıcıdır kimi zaman. Bazıları kafasını boşaltmak için izler bazı "çerez " veya "atıştırmalık " misali programları.  RTÜK denilen bir otorite vardır televizyon programlarını mercek altına alan. Vatandaşlar da şikayet ve isteklerini bildirirler bu kurula.

    Biz izleyiciler, hem "parmak sallarız" ekranlarda olup bitenlere hem de çok fena tutuşuruz bazı programlar için.  Öyle gerçek bir algı oluşur ki bizde! Dışarıda es kaza  gördüğümüz bir oyuncuya, dizideki rolünden dolayı bir bakış atarız. Kızarız veya koşup tokalaşırız hatta kucaklarız. Diyorum ya o kadar içimizden biri olmuştur adeta her bir karakter. Onlara benzemek ister bazı gençlerimiz. Yeter ki iyi olanları örnek alsınlar izleyiciler. Özellikle çocuk ve genç izleyiciler.

     Televizyona dair yazılacak, söylenecek o kadar çok şey var ki! Bu yazıya sığdıramayacağımı biliyorum. Çok farklı ve geniş bir izleyici kitlesi olan televizyonu, günahıyla sevabıyla kabul etmişiz. Evimizin yatılı misafiri mi dersiniz? Zamanımızın hırsızı, beş duyumuzu kapsama alanı içine alan camdan bir fanus mu dersiniz? Dost mu, bağımlılık yapan bir cümbüş mü dersiniz bilemiyorum. Hayatınızın neresindedir bilmiyorum. Ama bir şekilde evimizde ve baş köşeye kurulmuş.  Baş köşeye oturmuş olsa da kumanda sizde, elinizin altında. Yoksa kumanda onda mı!  O ekranın bizi nerelere götüreceğine biz karar verebiliriz istersek biliyorsunuz. Hiç açmayabilir veya kontrollü bir izleyicisi olabilirsiniz.

       Ben ilkokul sıralarında tanıştım televizyonla. 70'li yıllardı. O sıralar evlerimize yeni girmişti televizyon. Ben henüz televizyon evimize girmeden, komşularımızın evinden merakla izlemeye gidiyordum o ekrandan geçenleri. O zaman görkemli  (!) bir duruşu vardı.  Bugün zarafet(!) akıyor her yerinden.  Gün geçtikçe inceliyor gövdesi. Geliştikçe gelişiyor özellikleri. Kanallar birbirini kovalıyor. Biz de kanalları kovalıyoruz bıkmadan usanmadan.

      Sizlerin de mutlaka televizyonla ilgili söyleyeceğiniz çok şey vardır izlemiyorum deseniz de. Belki de hiç muhatap olmazsınız o ekranla. Sizin muhatabınız edebî bir eserdir veya bir gazetedir. Arada bir belki gözünüzün ucuyla ekrana şöyle bir bakıp işinize gücünüze dönüyorsunuzdur. Ama kabul edin, bir şekilde hayatınızın içinde. Diyecekseniz ki o kadar da olsun artık! Televizyon bu ne de olsa! Haberleride mi izlemeyeceğiz en azından! Benim de izlediğim bir dizim var. Onu da çok mu görüyorsunuz? Eminim bu türden muhabbetleri sıkça duyuyorsunuzdur. Bunlar da televizyona dair hoş muhabbetler. Hepsi kabulümüz.  Yeter ki hastası olmayalım diyeceğim ama birçoğumuza çoktan sirayet etmiştir o hastalık. Aman sakın inkâr etmeyin! Ancak kabullenerek tedaviye karar verebilirsiniz(!)

     Sanırım söz çok uzadı. Dedim ya televizyon konusu hassas bir konu. Artılarını, eksilerini masaya yatırsak da o masadan uzlaşarak kalkamayacağız malumunuz üzere. Benden bu kadar! Bu arada size bir sır vereceğim.  Bu yazıyı televizyonun karşısındayken yazmaya başladım. Televizyon kendi kendine konuşadursun. Ben onun varlığından ilham aldım ve tuşlarla buluştum. Yani anlayacağınız bu yazıyı ondan aldığım ilhama borçluyum.



        

      Not: İlk defa telefonumdan şöyle bir uyarı geldi: Maksimum karakter sayısına ulaşıldı. Sanırım televizyonu anlatmak telefonun da kapasitesini aştı. Onun için bu notu yazma ihtiyacı hissettim. Selam ve saygılarımla... 11.09.2017