Gördükleriniz, hayatın içinden çok farklı kesitler. Engelleriyle yaşamaya çalışan ve onlara o engelleriyle ayakta durabilmeyi öğretmeye çabalayan fedakâr öğretmenler... O kurumların fedakâr ve sabırlı yöneticileri...Mutfakta çocuklar için yemek pişiren aşçılar. Çocukların eğitim gördükleri sınıfları ve kendilerince koşup oynadıkları alanları temizleyenler. Her birinin o özel çocuklara verdikleri emek de çok özel ve değerli. Bizim için sıradan bir eylem oradaki çocuklar ve öğretmenleri için çok değerli bir öğrenme.
Bir sınıf düşünün. Ortada bir masa, o masanın üstünde boş bir bardak ve su dolu bir sürahi. Öğretmen, sabırla şunu öğretiyor: Sürahiyi tutup bardağa su doldurabilmek. Sonra da bardaktaki suyu sürahiye boşaltmak. Oradaki bir eğitmenin dediği gibi, bizim kapalı gözle yapabildiğimiz bir şeyi, onlar kaç haftalık bir eğitim sürecinden sonra yapabiliyorlar. Göz teması, ayakta durabilme, oturma ve daha birçok şey, o çocuklara sabırla öğretilmeye çalışılıyor. Bazı atakları sırasında saldırganlaşan çocuklar, ileri derecede zihinsel engeli olanlar ve daha birçok farklı derecede engeli olan çocuklarımızla tanışınca, hayatınızda çok farklı bir sayfa açılıyor. Gönül dünyanızda fırtınalar kopuyor. Her biri çok özel çocuklar. Sadece içten sevgi ve ilgimize ihtiyaçları var.
Yine bir öğretmenimizin çok güzel ifade ettiği gibi: "Onların zihinleri veya bedenleri engelli ama kalpleri engelli değil. Bizim onlara nasıl baktığımızı ve samimiyetimizi çok güzel anlayabiliyorlar. Onlara acıyarak yaklaştığınızı fark ediyorlar. Oysaki onlara acıyarak bakmamalıyız. Farklı olsalar da onların da bizim gibi aynı haklara sahip olduklarının bilincinde olmalı ve hayatlarını kolaylaştırmalıyız."
Çoğumuz, kendi çocuğumuzun temel ihtiyaçlarını karşıladığımızda, bunu, sevgiyle, sabırla yaparız. Burnu aktığında, elleri ve üstü pislendiğinde düşünmeden hemen temizleriz. Huysuzlandığında çoğu zaman bunu sabırla karşılarız. Bazen de ufacık bir sorunu büyütür; kendimizi de çocuğumuzu da mutsuz ederiz. Oysaki özel eğitim öğretmenleri, bir anne babanın yaptıklarını, kanından, canından olmayan, hem de çok sabır gerektiren o özel çocuklara yapmaya çalışırlar. Elbette, bu mesleği, sabırla yapmayanlar da vardır. Onların böyle büyük özveri ve sabır gerektiren bir mesleği yapmalarına imkân yok zaten. Ben burada, o güzel kalpli, emeği ve sevgisi özel olan öğretmenlerden söz ediyorum. Onlar, yeryüzündeki melekler bana göre.
Abarttığımı düşünüyorsanız lütfen özel bir eğitim kurumunu ziyaret edin. Oradaki özel çocuklara yaklaşın ve biraz olsun onlarla zaman geçirin. Onlara hakiki sevgi ve ilginizi sunun. Öğretmenlerle sohbet edin ve onları can-ı gönülden dinleyin. Şuna inanın ki zihinlerdeki ve bedenlerdeki engeller aşılabiliyor. O özel çocuklar, eğitim süreci uzun ve yorucu olsa da mucizevi bir şekilde gelişme gösterebiliyorlar. Çocuklarının gelişimiyle ilgili birçok mucizeye tanıklık etmenin ayrıcalığını yaşayan değerli öğretmenler ve tabii aileler de var. Toplum olarak, bu mucizenin emektarlarından biri olmalıyız. Yolda veya herhangi bir yerde, o özel çocuklara rastladığımızda, onlara acıyan gözlerle bakmamayı öğrenmeliyiz. Onları içimize almalıyız. O çocukların aileleri de çocuklarını bu eğitimden mahrum etmemelidirler.
Hepimiz el ele vermeliyiz ki engelleri aşalım. Onların kalplerini kazanma yolunda, tek engelin cehalet ve sevgisizlik olduğunun farkına varalım. Gelin, hakiki sevginin, sabrın ve bilinçli olmanın mucizesine hep birlikte tanıklık edelim.
Not: İsmail Çile Özel Eğitim Merkezi 'ne ( İstanbul- Büyükçekmece), bir grup öğrencimizle yaptığımız ziyaretin ardından bu yazımı kaleme aldım. Yazımı, çeşitli özel eğitim kurumlarında sevgiyle, sabırla çalışan çok değerli öğretmenlere ve fedakâr çalışanlarına ithaf ediyorum.
12.12.2017