A kısmı
Hikâye yeni başlıyor.
47-Nal mıh diyen tutuluda
Nah diyenle el üstü kutuluda
Kitaba bakan arpalık icabı
Bir o, bir bu haklı demek
Körlükle sadık olanın hicabı.
48-Eşekler tarih yapmaya başladılar
Teveccühten ortamı bir bir haşladılar
49-Artık eşekler nallı mıhlı eşek
Nal bulsa mıh, mıh bulsa naldan
Olmazlarını bulamayan eşektiler.
Yarı tokluğa açlıkla talimli, görece
Bakışıyla alim, şükredişiyle törece
Razı halini sayıp döken, dudağını büken
Her şeyin yoksunu olanına göre
Sadece nalı olan eşek
Sadece mıhı olan eşektiler
Bunları kiralama uzmanı olanıyla
Nalsız, mıhsız, talihi çarmıhsız eşektiler.
Samanı, kesi; arpası buğdayıyla
Ahırı kahrı olup ta
Zengin varsıl oluşuyla
Fakir yoksul, eşektiler.
50-Yani artık, iyi ve kötü,
İyi olanı mutlu, kötüsü umutlu
Nalıyla özgür; mıhıyla sözü gür
Bir tutam ot diye ölen, bundan kölen
Sadakasıyla erdemli, nankörlükle herdemli
Eşekten çok eşeklikler vardı.
51-Hali vakti olan, mutlu ve iyi
Nalsızı mutsuz, kötü ve hırsız.
Nalı olan, nalı verme erdemi taşırken
Tasadduk ederlerdi inayeyle
Çalış seninde olsun diye
Gülerlerdi kinayeyle
Seninki tatlı tatlı kaşırken başını
Beriki boyun eğişin
Alış erdemiyle dökerken göz yaşını
52-Nalı olan, nalın tüm kolaylıklarını
Nallı yaşama özgürlüğünü kullanırken
Nalsızlar, bu yokluğun kölesi idiler.
53-Mutlu sınıf diğerine gerekten
Hiç işe yaramazı, iyelikten seçerekten
Bir mıh ve kırılmışından parça nal verdi
Hibe için canı gönülden vaz geçerekten
Diğer eşek:
- Olsun, hiç yoktan iyi dedi
Kırık nalı bile olmayanlara nazar takaraktan
Rıza ve tevekküllen ellerini oğdu
Böylece, kanaatkâr eşekler sürüsü doğdu
2. Bölüm B Kısmı
54-Bunlar kanaat sındıkça
Öbürleri doymazlaşıp
Kırk karınlaşıyor
Muhterislikle yarınlaştıkça
Bunlar daha bir uysaldılar
İşin doğası icabı.
Eşek doğmuştular
Ama şimdi nalbant eşekti
Nallı ve Nal bank eşekti
Simsar ve rantabl eşekti
Nallı ve nalsız eşekler arasında
Paratoner ve ruhban eşekti
Nal ticareti yapan tüccar eşekti
Hırsız ve yağmacı eşekti
Eşek alıp, eşek satan, eşekti
Nal edinmek ya da kiralamak için
Emeğini sunan bir lokma bir hırka
Deyip laf ezen,işsizlikle seyip gezen
Bulunca emeğine ücret alan eşekti.
Bir kaçınılmazlıkla çıkmıştı kader!
İşte hep bu yüzden olacaktı heder
Toplumu yaratan kendi
Ve lakin egemenlikçe kaderdi fendi
Kurban yaratanlarla, kader kurbanları
Baş ve boyunluktu turabanları
Ve Apis de isteyecekti kurban.
Artık eşekler her şeyi
Hayalliyordu nal mıh ekseninde
Dünyaları, nal kadarla mıh güvencesinde
Olsundu samanın küflü, tek seninde
Ayı nal gibi görüp,
Nal kadar çayır çimen özlüyor
Soğuğu mıh gibi ciğerlerinde, sözlüyor
Tabiidir ki izleri de nal kadar gözlüyordular.
En sevilen nal böreği ve mıhlama yemeğiydi.
Nallı, mıhlı kader cümleleriydi kurdukları
Toplumsal bağını, akıl çağını unutup
Bize de güler diye, kapısında hür durdukları
Düğünlerde; kırık nal, çeyrek nal
Tüm nal, dördü bir yerde nal resimleri çakılır
Demir nal, bakır nal, alüminyum nal, titanyum nal takılırdı.
Harama hileyi kat, sabahı akşamla yat
iş vermeye geldi mi nazdan tat
İki nallık ücret, yarım nal yevmiye, mıh başı inat
Nalburiye, Nalburcu
Nal toplamak, nallamak, nal göstermekle hal burcu
Toplumunun yükümünü bilmez, hükümünü bilmez
Hidayet diler ki, kafasına çakılmış eşekliği silmez
Niyazlıdır en hırtları, sıvazlarken sırtları
Hukukları bile nal mıh üzerineydi
Madde bir, her eşek nallı mıhlı doğmazdı
Ama her eşek, nal mıh sahibi olamanın eşek hakkına sahipti.
Bilmiyordu ki nal mıh olmayınca, vaatlerle solan rahipti
Gazeteleri bile promosyonla nal mıh veriyordu
Öz işi dışında rekabetleriyle ortamı geriyordu
Gerçi bunlar oyuncaktı ya olsun; nal ve mıhtı işte.
İşten artmazdı böyle böyleyle birikirken dişte
Apis bile düzene, dudak büzene
Uygunca sözle olup, yolda kalan eşeğe
Her kim ki yonca kadarla nal vere
Otuz katla dereceliyordu ecrini
Hiç üzerine doğmayacak olan fecrini
Eşek, eşekten çekmedi; eşeklikten çektiği kadar
Hep birbirine öznel şikayet var oldular, radar
Ömürünce ibadetten üstün görüyle yapılan
Bunların hayalinde oluşla hevese kapılan
Oysa, karanlık basıp; teninizi de soysa
Üretim tarzı, yaşam tarzını biçimlerle
Mesleki iş bölüşümle
Yaşamdaki yükümü su gibi içimlerle
2. Bölüm C Kısmı
55-Kitaba bakan eşek boş durur mu?
Der:
-Bir deve
Nasıl iğne deliğinde geçemezse
Bir nallı eşek te öyle
"Giremez" diyordu "cennete"
Bu kabil devirdiği çamla
Yüküm de olmazlığın
Her bir herzesini yiyordu
Bunu duyan mutsuz
Kalmazdı belki umutsuz
Nalsızlığa can attı
Öznelci düşünmeyi topluma dayattı
Bunda vardı esbabı mucibe
Nalsızlıkları kendilerine kardı!
56-Kendini eşeklere adamış
Bazı müdrik eşek
Yaşamdan tecrübe ile
Yaşantılaştırmalar çıkarıyordu
Toplumda yitirdiği özgürlüğü
Farklı düzlem ve zamanda arıyordu
57-Bu vechile kendince
Özgürlüğü kullanımca!
Bir eşek yellendi
Diğeri ne mecburiyettendi
Burun kapayıp dellendi.
Bilemedi nakis bir aradalığı
Yellenmek için değildi
Biraraya gelmenin anlamca sıradanlığı
Aslında bu bir özgürlük değildi
Bir arada olmanın kesişen bağıntısı
Akıl da değildi.
Sosyal aklı ve toplumsal aklı
Giderek ortaya çıkarmak
Toplumsa aklı kullanmaktı özgürlük
Ne acıkmak, ne doymak değildi özgürlük
58-Tabiri caizden söze haizden
Dedi ki yellenik:
"bu bir zaruretten özgürlük!"
Nadan...
Hava çıkarmakta sözüne verirdi gürlük!
Bir ortam her bir ikiliye göre
Birine yellenmekse birine dellenmekti.
Her birine
Her bir durum ve yansıması
Oluyordu hak ve özgürlükleri sanki
Ne zaman ki
Girişen edimler
Diğerinin de, ortam ve zamanına
Dönüşmekle karşılığı
Olmakta mı
Sana dönük bir sellenme...
Ol vakit
Ne rahata battı
Ne rahatsız olan yattı
Biri rahat olandan rahatsız
Diğer rahatsızdan ötürü
Olmuştu sana ıstırahatsız
Kendilerinin dışında
Girişmenin demi
Fren yapıp patlakça sönünce cemi
Zayiinden olacaktı
Anladılar ki çaresi
Bulunmazla olacaktı
Her birinin haresi...
Tekken mi iri?
Birlikken mi
Tokluğa ve yabanıla karşı diri?
bağıntıl olmak mı özgürlük
Dagıntı olmakla mıydı özgürlük?
Tüm mesele bu!
Yel tıslamayacak
Gün fıslamayacaktı
Ayrıken her birinin ışığı
Yaklaşınca yokmuşçasına karışığı
Mahrum oluşla feragat
Ol vakti gördüler ki
Bağıntıl birlikte özgürlük için kerahat
59-Nakis gazcı
Bilmedikçe nakaratla sazcı
Sosyo toplumsa olanı
Anlamanın ağırında
Oysa
Olmayınca karşılıklı bağıntılı
Takışırlar dağıntılı
Birliğin üreten
Toplumsa çağrında
Olurken rezonansla toplumun bağrında
Girişen zorunlu karşılıklı
Bağıntılı durumladır ilaç özgürlük
O vakit sorun olmaz hiç
Ne bağırmaktır
Ne boşu boşuna olmak sözce gürlük.
60-Zamanı gelince tüy dökmek
Anlaşıldı ki eşeğin
Ne sosyal, ne toplumsal olmazdan
Biyolojiden tabi hakkı
Lakin tüy dökmek
Örnek bile olmaz özgürlüğe
Yükümce olmamakla
Kişiselin de faktı
De fakt(ı)o: Özel hayatta demek. Uygulamada demek. Kişisel pratikli kullanım da olma anlamına gelmektedir.
61-Bununla kalınsa iyi
Toplumsa olan salınımın hersti
İnanç alanında, kullanılırken de tersti
İnanırlık ortamına gelince
Kaşlarda kıl
Ömürden yıl aldırmak...
Sayılırdı Apis kuralında
Yaradılışa saldırmak
Yaradanda kusur bulup
Münafıklığınızı ortama daldırmak!
2. Kısım D Bölümü
62-İki farklı eşek hakkı
Biri yaşamdan
Diğeri metamorfozdan neşetti.
Tüy dökmekle
Tüy dökmemek!
Kendilikten maişetti
63-Tüy dökmenin özgürlüğü!
Yaşayışça tüyünü yıllandırmış
Tüysüze de mahrumiyetiliğini
Kendiliğinden kıllandırmış...
64-Akil eşek anlamıştı
laneti de nimeti de
Tüyünüz sıcakta başka
Soğukta başka... gider aşka
Tüylü tüysüz beliriş
Bir ortama yoksunluk doğar
Bir ortamı da
Kullanımın özgürlüğüne boğar...
Biyolojisiyle tüylülük tüysüzlük
Algılatmasını dayatıyordu
Tüysüzlük soğukta yoksun kalışsa
Sıcakta da, bir muhtariyetti
Tüyü dökmek tüysüz olmak değil
Mahrumiyetin akılca kullanımı özgürlük.
Abası libası güçsüzlüktendi
Özgürlükler yoksunluğu
Yoksunluklar özgürlüğü doğuruşlaydı
Salt yoktu.
Kurallılık yasallık burayla çoktu
65- Ulamları yaşayıştan
Yaşayışı da ulamdan kavrarsınız
Özgürlüğü bağıntısız
Kazık bağından
yoksunluk oluşla anlayan
Eşekleri siz
Neyle özgürleştirecektiniz?
Bir gelişmenin
Zamana ve zemine getirdiği
Yeni tutum ve davranışıyla
Ben eşeğim
Bin, mi diyecektiniz?
Otu dermenin, arpayı vemrenin
Bağıntısına mı bin diyecektiniz!
Aşkınız nereye oturuyordu?
Biyolojinize mi?
Arpa ile yeme mi?
Yoksa ikisini birarada deme mi?
Yaşadıkça edinip fikrini
Sonra da bir bir saymakla zikrini
ne kadar ekmek, o kadar köfteyle nasip
karşılıklı emeklerin değişilmesiyle
Yaşanılmanın şartıyla olacaktı Hasip
İnşaların yanlış olunca zemini
Körce daha çok çekerdik demini
66-Eşek hakkı neydi?
Eşeklik sözleşmesine uygunluk.
Gerçeklenme sözleşemeye uygun
Eşekçe, demokrasi olacaktı duygun
Açlık-barınma-sağlık
Güvenlik- talim
Bunların çelişmesiylen olunur alim
Yarınları oluşturacak hedefler
Ahırınız ve çayır, çimeniniz olur
Bunlarla siyaset, başa kakmalı sedefler
Bunların güncelle tarzından
Üretiminiz biçimlenmeli
Siyasetin bunları pay etmek olmalı emeli
Yaşanırken kurallaşan
İmanı dinden, ideolojiye ne demeli!
İmler temelden yansıyor
İdeolojisi, inancı, geleneğiyle
Paylaşımca, kendi yarattığı
Derman arattığı yoksullukları elemek
Böylesilerle belirlenirken örf
Asıl olanı belirliyordu...
Belirlerken... belirlenenleydi sörf*
Esas olan tutumlanırken, hali vakte
Denk düşmez olanı da korken akte
O değişirken, değişmiyorsa biri
Egemenliğin gücü buradan çıkardı diri.
*(Kaydırırken, kayanlaydı sörf)
Kaydıran kayandan; kayan kaydırandan içkindir)
67-Birinciler yaşanmaya başlayınca
İkincilerle ideolojik haklar doğuyor
Gün daha akşamdan soğuyor
Eşek eşeğe başıyla eğişken
Yaşamdan temelli
Yaşamdan, hareketle değişken
Yaşamını kuramayıp bakanlar
Cennetiyle cinnetiyle sulu sepelek
Hemen ideolojisini yakanlar
Fantezi fışkırıyor yel yepelek
Üstelik eşek hakkı diye diretiyor
Kendini birinci türden durumla
Üreterk ifade edemiyorsa...
İkinci tür olan ideolojik kurumla
İfade edemez miydi?
Bilge eşek kaktı, sağa sola baktı
"Bak bu zeminin kuralı
Zeminle olmayan maval
olmaz buralı...
Tarlada izi olmayanın
Harmanda yüzü olmaz" dedi
68-Bir nal ve bir mıh çalmak
Çarpık zeminden belirişle
Yoklarıyla suça dalmaktı...
Hukuku, suçluyu tutmak
Adaleti, cezayıla suçu kurutmak
Arada bir başka şeylerle suyu durultmak
Zemin çarpıklığını böylece
Göz ardı edişle unutmak...
Ya suçlu yakalanmaz ise...
Önlem, nasıl garanti edilmeliydi?
El cevap
Vicdanla günaha batmalı
Bunun azabı ile yatmalı
Yamacında kaşlar çatılmalı
Karşılık yaptırımlı
korkular içine atılmalı
Ötede mahsuplaşmayla
Yaratılan hukuksuzluk
Alınıp satılmalıydı...
Yalana talana gider iken
Apis'i aklına getirmeyen
Şimdi, Apis'e söz ettirmez
Apis'i sözünde sektirmez oldu.
Hem suçluydu hem güçlü
Vaazını söylemekle
Olmazdı ya dili hörgüçlü
Bununla kalınsa iyi
Ötede hakkınızı verecek olan Apis deyi
İnançlar serbest
kendisini istediği gibi tarif ederdi
İmanlarıyla akıllar olmuştu zom
Akıllılar hapise
Hamdü senalar
Üzerlerinde hakkıyla olan Apis'e
'Yine de, eşek hakkı ile gelmeyin' deniyordu
Hidayetlice anlaması umulan, mapise
Besbelli kılınmamıştı hiç
Apaçık görüleni sayıp
Değişilenleydi farklı emek
Olup biteni bununla yasa demek
Bilemedi ki imani nakis yürüne
Destekti zulümce sürene
Demişti ya Apis:
-Eşitsiz dağıttım serveti
Böyle olunca
Nal ve mıh birine nasip
Hizmetle mükellef kılınan da hasip
Eşek ideolojisi öylesine giriftlenmişki
Emek geçer akçe olmaktan
Çıkımakla pulmuş
Puluyla layıkıyla kulmuş
Çayıra salan da
Çayırı yolan da
Bu giriftlikte kendini bulmuş.
Kimi zaman dürtülerek
Kimi kez burnu sürtülerek
Kimi dem inancıyla yürütülen kulmuş...
69-Artık eşekler yüküm olduğu için değil de
Çalışmak sevap olduğu için didinip, küçülür
Eşeklik, boyun eğiş ve razı oluşla, ölçülür
Çok sevap için çok eşeklik yapılıyordu.
Kendisi ile kaim güce, dışta tapılıyordu
Böylece daha çok eşek öldürüp
Daha çoğunu yakıyordu...
Ölenin kanından cennete bakıyordu.
Ağaç mı dikecek, niçindi?
Ötede gölgesinde oturmak içindi
Biri ona yol mu sordu?
Rıza almak için cevap verişle bakıyordu
Selamı bile Apis'in selamı diye
Alıp temennasını, bülbülce şakıyordu
2.Bölüm G Kısmı
Artık eşekler hidayetli
ve hidayet siz eşekler diye ayrılmıştı
Hidayetsizin yalaması
Hidayetlilerce kayrılmıştı...
Bir hidayetsiz canını dişine takıp
Bir hidayetli sorumlu eşeğe
-Gel, bu neyin nesi; dendi mi?
Hidayetli olan zevzek!
Bir bayramlık
bir idamlık, durumunu gösterirle gerzek
Apis'e verilecek hesabını söylerle tezek
Bu hidayet siz eşekler...
oldum olası cehennemlik
Çünkü cennetlikleri rahatsız ederlermiş
istihzai sözleriyle
Nazarını edip
Hem bile kem gözleriyle!
Ya cennetliklerin
İmrendirişlerle verdiği rahatsızlıklar!
Dendiğinde derlermiş:
-Hazanda olan, gülşeni özlemez mi?
Böyle düşünmek haşa zındıklıkla eşdeğermiş!
Birde bunlara aklı ermeyen çokluk varmış
Eşeğin kurdu yine bir eşek olunca
Bunlar hep kendi gibilere
Cehennemliklere saldırır, dururlarmış
Nedendir bilinmez!
Her tür inci yenilmez
Cennetliklerin zulmüne
Sabır ederek cennet umarlarmış
Vakurluca şişe de bal tutar
Parmak yalarlarmış...
Kan yutar
Kızılcık şerbeti içtim derlermiş
Kendi var edemediklerinin karşılığını
Nasılsa Apis verecek diye
İmanca zomluk kendilerine olmuş bir hediye
Sırtlarındaki yükün talan edildiğini bilmediklerinden
Yine kendi yükünü çalarlar
"Hakettim" diye cezasına katlanırlarmış
Bunlardan da
ne eşekler çıkar ya!
Otostopçu eşekler
Kapkaççı eşekler
Haremini sıpasını şeytan görüp
Cinnetle kesen eşekler
Hazır lopçu eşekler
Sadakalık eşekler
Komşusunu şikayet ettiren eşekler
Mütedeyyin eşekler
Sade suya tirit eşekler
Nalını sallasa ellisi
Toynak yelesini sallasa tellisi...
2.Bölüm I Kısmı
Bile bunlar, en çok kunnayıp
Çayıra salan eşek sınıfı imiş
Hani canım "vermemiş Mabut
Ne yapsın Mahmut
Saldım çayıra, Apis kayıra" cinsindenmişler
Ve Apis de bunların sesini beğenmemiş, hitapta:
-En çirkin ses eşek sesi demiş, kutsal kitapta.
70-Ahır mı yıkıldı, bunlar ölürmüş
Katırlar mı tepişti, olan bunlara olur
Sinek de bunlara konarmış, kuşta...
Kurt da bunlara düşermiş!
Bunlar:
Kendinden gayrı canlıyı bi idrak görüp
Savaşta da
Barışta da sevabına ölürlermiş
Depremle ölür
Günahtan ödeşme diye
Dilim varmıyor demeye
Haydi diyelim tevazu gösterirlermiş
Eşeğin çektiği
Eşek yüzünden
Ne var ki
Günce solanı akli olanı
O kadar idrakli imiş ki,
İdrakleri dağı taşı aşarmış
Eşeğin, her nesnel eylem sonrası
Mutlaka vardı bir ansıması
Bu olacaktı elbette
Yücelici yüceltici düşünceleriyle yansıması
71-Bir akil eşek ağrı kesici bulmuş
Kunnayan eşeğe acı çekmesin diye sunmuş
Ruhban eşek:
"ilk maya eşek kunnamanın acısını çekme cezası aldı"
"Bu nedenle dişi eşekler acı çekmeli", deyip
Yarı çifte, yarı tekmeli; sabır üste sabır çekmeli
"Caiz değildir" diye inanç özgürlüğünü atmış ortaya!
2. Bölüm İ Kısmı
72-Saatte 5 km giden treni
"30 km hıza çıkaracağım"
Diyen akil eşeğe...
Bir başka akil eşek olmuş fireni:
'Apis ayaklarımızı ne işe yaratmış'
Diye
Hazret inanç özgürlüğünü ortaya koyarak
Bilime ve teoriye, bilimsel ve teori sel değil de
İnançsal karşı duruşla fikre nezaret
Yetinmemiş...
Buluşçu olan akili
Zındıklıkla suçladıktan gayri
Çok da bilimsel cevap vererek!
'Bu hızda eşeklerin gözü yerinde fırlar' deyip
Hem inanç, hem bilim adına
Can siper ine durmuş övünme tadına!
73-Bununla kalmamış
Hem papaz, hem de eşekten Ortodoks eşek!
"Ben uçmayı yaşamınız içine kolaylayacağım" diyen birine
"Desti neuzibillah...
çekip zikrine
"Bu, kuş ve melekten şeytan işi" deyip
İblisliğe özentinin yanlışlığını haykırdıktan maada
Elindeki taşı yere bırakarak
Havadan ağır nesnenin, havada uçamayacağını
Gayet bilimsel göstermiş!
Berikinin fikrine!
Sonradan anlaşılmış ki Oziris kitabı olan
Hidayet rehberi, aerodinamik bilmiyormuş
Eşek işte ne olacak, eşeğin eşek hali...
74-İt ürür kervan yürür misali
Yine akilden bir eşek
"Ben eşekleri ışığa boğacağım" demiş
Demiş, demişte... kim kulak asar.
O memleket senin bu memleket benim
Nal dövmedik eşek meclisi kalmadıkta
Bir ayakla gidilecekse, on ayak basar
Nasılsa bir mecliste dinlenmeğe karar verilmiş.
Buluşma anı itibarıyla ne sevilmiş ne yerilmiş.
Sanki azcık nazlı, ama oldukça hazlı
'Sayın ve kıymetli eşek başkanı ve eşek vekilleri'
Deyip selamlamış, sözlerini balla kelamlamış:
'İzin veriniz bana
hayır edeceğim eşeklerden yana
sokakları bedava aydınlatıp
Sizleri ışığa kana kana
Eşek kardeşlerin de tırnağına taş
Ayagına yaş değdirmeyeceğim
esirgeyeceğim taştan yaştan yana' diye
Dil dökmüş, kulak bükmüş, ama nafile
Dinemiyorlarmış bile
Fısır fısır muhatap oluyorlarmış
kendi aralarında, kafile kafile...
Her nasılsa
Görünüşçe biraz kasılsa da
Her halinden karakaçan olduğu belli biri
İstihzayı bir eda
Sanki kıymetli zamanından
Edermiş gibi feda
Konuşmuş iri iri
Terbiyesini bozmuşpek te eşekten biri
'Ulan' demiş
'eşeğin aklına kapuz düşürme
Cinleri tepemize üşürme
Eşek hoşaftan ne anlar?
Gece ışıkta yürür
Gündüz lamba abajurunu yerde sürür
Olurlar başa bela
Gidemeyeceğin yer olur hela
Eşeğin ayağını taştan
Esirgemeyeceksin daha ilk baştan'
Demiş, yılış yılış
Dahasını bilmişçesine kılış kılış
Bir tıslamış, iki kez fıslamış
'Vaz geç, bu lamba ki, ne ola, ne işe karar?'
Deyişleriyleyken öfke saçan karakaçan
Buluşçu eşek oflarmışçasına nadim
Biraz da hafif tebessümle kadim kadim
Derken çakmış cinliği
Almış eline hazirundaki dizginden hinliği
Demiş:
'Devletimizin vergi almasına yarar'
Az bir sukutla patlayan
Nallı alkış ve bravo anırtıları göğe çıkmış
Ön uzuvları ile kararı jet gibi onamışlar
75-Eşek tarihi böylece yazılıyordu
Akılla akılsızlığın
Bilimle bilim dışılığın
Popülasyon çatışmasında
Yaşamında inançlı olup
laboratuvarına girerken
Ön yargılarından uzak
Böyleyken ancak
Kendi kendisine olmamışlar tuzak
İnancını kapı dışında bırakan, akil eşeklerin
İkilem gayreti becerileri çıkıyordu
Her ukela kıllı eşeğin sataşmasında.
SÜRECEK
26.01.2008